اِنَّمَا ذٰلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ اَوْلِيَٓاءَهُۖ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Âl-i İmrân Sûresi, 175. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: ali imran suresi, korku, şeytan, iman, ali imran suresi 175. ayet, ali imran 175, mümin, güven
-
Bakın, bu şeytan ancak kendi yandaşlarını korkutur. Mümin iseniz onlardan korkmayın, benden korkun!
Şeytan'ın Korkutması
Bakın, bu şeytan ancak kendi yandaşlarını korkutur. Mümin iseniz onlardan korkmayın, benden korkun. Şeytan kendi yandaşlarını da düşmanlarını da korkutur, ama düşmanları ondan korkmaz, yandaşları ise korkarlar. Nitekim Cenab-ı Hak bir ayette şöyle buyurmaktadır: "Sen ancak o Kur'an'a uyanı uyarabilirsin". Hz. Peygamber Kur'an'a uyanı da uymayanı da uyarıyordu. Fakat o her iki grubu da uyarmasına rağmen, Kur'an'a uyan onun uyarısını kabul ediyor, uymayan ise etmiyordu. İşte buna göre, şeytan da hem yandaşlarını hem de düşmanlarını korkutuyor, lakin düşmanları ondan korkmuyor, yandaşları ise korkuyor. Yandaşlarını korkutuyor mealindeki cümlenin, yandaşları ile korkutuyor anlamına da muhtemeldir. Cümlenin böyle kurulması caizdir. Nitekim bir ayet-i kerimede, "Toplanma günü korkutursun" buyurulmaktadır, yani "toplanma günü ile korkutursun" denilmek istenmiştir. Allah'ın şu buyruğuna bakmaz mısın? "Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar". Buna göre, yandaşlarını korkutuyor mealindeki cümle, yandaşları ile korkutuyor anlamına gelir. En doğrusunu bilen Allah'tır.
Mümin iseniz onlardan korkmayın, benden korkun. Yani onlara muhalefet etmekten korkmayın. Benden korkun! Yani benim emrime muhalefet etmekten korkun! Nitekim başka bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Gerçek şu ki o şeytanın, iman etmiş olanlar ve Rab'lerine dayanıp güvenenler üzerinde bir hakimiyeti olamaz. Şeytanın hakimiyeti ancak onu kendilerine dost edinenler üzerinde geçerlidir". Bu ayette Cenab-ı Hak, şeytanın iman edenler üzerinde hakimiyetinin söz konusu olmadığını, ancak kendi yandaşları üzerinde hakimiyeti bulunduğunu haber vermektedir. İşte bundan dolayı Allah, onlardan korkmayın! buyurmaktadır; çünkü onların sizin üzerinizde bir hakimiyeti yoktur. Sizin üzerinizdeki hakimiyet sadece bende olduğu için sadece benden korkun! Hatalardan korunma ancak Allah'ın yardımıyla mümkündür.
Yorumu Yorumla
-
innemâ (إِنَّمَا)
Arapçada hasr (sınırlama) ve pekiştirme bildiren bir edattır. "Ancak, sadece, kesinlikle" anlamlarına gelir.
İbn Fâris, bu edatın zihindeki yanlış bir algıyı daraltıp tek bir gerçeğe odakladığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "innemâ"nın burada bir "ifşa" görevi gördüğünü açıklar. Müminlerin kalbine korku salan o seslerin, yaygaraların ve moral bozucu haberlerin (173. ayetteki "nâs"ın) maskesini düşürerek, bu dezenformasyonun tek kaynağının "şeytan" olduğunu kesin bir dille ilan eder.
eş-şeytânu (الشَّيْطَانُ)
Kelimenin kökü ş-t-n veya ş-y-t harflerinden oluşur.
İbn Fâris, ş-t-n kökünün "uzaklaşmak" (rahmetten uzak olmak) ve "ip" (bağlamak) anlamlarına geldiğini; ş-y-t kökünün ise "yanmak" ve "helak olmak" manası taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şeytan" kavramını hakikatten sapan, kibre kapılan ve başkalarını da doğru yoldan (sırat-ı müstakim) saptırmaya çalışan her türlü azgın güç (insan veya cin) olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın psikolojik terminolojisinde şeytanın, insanın iç dünyasındaki "korku" ve "kuruntu" (vesvese) mekanizmalarını tetikleyen karanlık bir manipülatör olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımıyla şeytan, düşman ordusunun sayısını büyüterek müminleri felç etmeye çalışan "korku taciri"dir.
yuhavvifu (يُخَوِّفُ)
Kelimenin kökü h-v-f harflerinden türemiştir.
İbn Fâris, h-v-f kökünün temel anlamının beklenen bir zarardan dolayı duyulan endişe, sarsıntı ve huzursuzluk (korku) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tahvîf" eylemini (tef'îl babında), birini korkutmak, onun kalbine korku salmak ve onu tehditle sindirmeye çalışmak olarak açıklar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu fiilin nesnesiz (müteaddi) kullanımındaki inceliğe dikkat çeker. Şeytan doğrudan müminleri korkutamaz; o sadece "kendi dostlarını" (evliyâehu) korkuyla yönetir veya müminlere "kendi dostlarını" (müşrik ordusunu) devasa göstererek korkutmaya çalışır. Bu, bir algı yönetimi ve psikolojik harptir.
evliyâehu (أَوْلِيَاءَهُ)
Kelimenin kökü v-l-y harflerinden gelir.
İbn Fâris, v-l-y kökünün temel anlamının yakınlık, bitişiklik, dostluk ve bir işi üstlenmek (velayet) olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "velî" (çoğulu evliyâ) kavramını, aralarında sevgi, yardım ve inanç birliği bulunan, birbirine arka çıkan kimseler olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, "Allah'ın velîleri" (dostları) ile "Şeytan'ın velîleri" arasındaki ontolojik karşıtlığı inceler. Şeytan ancak kendisine kulak veren, onun fısıltılarına teslim olan ve onun otoritesini kabul eden "kendi dostlarını" korkuyla esir alabilir. Müminler, velayetlerini (dostluklarını) Allah'a hasrettikleri sürece şeytanın bu "tahvîf" (korkutma) operasyonu dışında kalırlar.
felâ tehâfûhum (فَلَا تَخَافُوهُمْ)
"Fe" (o halde) bağlacı ve "lâ" (yasaklama/nehiy) edatı ile "h-v-f" kökünden gelen emir fiilidir.
Râgıb el-İsfahânî, bu nehyin (yasaklamanın) müminin iradesine yapılmış bir çağrı olduğunu belirtir. "Onlardan korkmayın" emri; düşmanın sayısal üstünlüğünden veya şeytanın yaygarasından etkilenip eylemsizliğe düşmeyi, geri çekilmeyi ve moral çöküntüsünü kesin olarak yasaklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki "hum" (onlar) zamirinin şeytanın dostlarına (müşrik ordusuna) işaret ettiğini, onlara yüklenen o sahte "yenilmezlik" imajının imanla parçalanması gerektiğini vurgular.
ve hâfûni (وَخَافُونِ)
Yine "h-v-f" (korku) kökünden gelen, ancak muhatabı Allah olan emir fiilidir. Sonundaki "nî" (beni) zamiri, "Sadece Benden korkun" anlamını pekiştirir.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu "korku" (havf) değişimini teolojik bir tedavi olarak analiz eder. İnsan fıtratı gereği korkan bir varlıktır. Kur'an, kalpteki "fani ve zayıf güçlerin korkusunu" (müşrik korkusunu), "mutlak ve sonsuz gücün korkusuyla" (Allah korkusu/takva) yer değiştirerek mümini özgürleştirir. Allah'tan korkan (O'nun yasalarına saygı duyan), başka hiçbir güçten korkmaz hale gelir. Bu, korkuyu asıl kaynağına yönlendirerek psikolojik bir bağımsızlık kazanma eylemidir.
in kuntum (إِنْ كُنْتُمْ)
Arapçada şart edatıdır. "Eğer ... iseniz" anlamıyla, söylenecek olan hükmün (korkmama ve Allah'tan korkma) geçerliliğini tek bir kritere bağlar.
mü'minîne (مُؤْمِنِينَ)
Kelimenin kökü e-m-n harflerinden oluşur.
İbn Fâris, e-m-n kökünün temelinde güven, sarsılmazlık ve doğrulama bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mümin" kavramını, sadece dille ikrar eden değil, kalbindeki güveni (emniyeti) dış dünyadaki cesaret ve teslimiyetiyle (imanıyla) ispat eden kişi olarak tanımlar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin sonundaki bu şartlı kapanışı (İn kuntum mü'minîn) bir "iman testi" olarak niteler. Eğer bir kalp hala şeytanın dostlarından korkuyorsa, o kalpteki "iman" (Allah'a güven) iddiası henüz kemale ermemiş demektir. Gerçek iman, her türlü dünyevi korkuyu ilahi otoriteye duyulan haşyet içinde eriten mutlak bir "emniyet" halidir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla