وَلِيُمَحِّصَ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَيَمْحَقَ الْكَافِر۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Âl-i İmrân Sûresi, 141. Ayet
Daralt
X
-
Bir de Allah, iman edenleri günahlardan arındırmak, kafirleri de yok etmek için böyle yapıyor!
Allah, iman edenleri günahlardan arındırmak için böyle yapıyor. Yani onları günahlarından ve yaptıkları kötülüklerden temizlemek için böyle yapıyor. Kafirleri de yok etmek için böyle yapıyor. Yani onları helak etmek ve köklerini kazımak için.
İman edenleri günahlardan arındırmak için. Bu mealdeki ifade, günahların temizlenmesi konusunda daha önce belirttiğimiz Resulullah'ın şu hadisinde açıklanmaktadır: "Kılıç, günahları siler süpürür". Kafirleri de yok etmek için anlamındaki cümle de, onları helak edecek, fakat kılıç onları küfür günahından temizlemeyecektir, bilakis onları cehennemde mahvedecektir.
Yorumu Yorumla
-
liyumahhısa (لِيُمَحِّصَ)
Kelimenin kökü m-h-s harflerinden oluşur.
İbn Fâris, m-h-s kökünün temel anlamının bir şeyi her türlü kusurdan, kirden ve yabancı maddeden arındırmak, saflaştırmak olduğunu belirtir. Etimolojik olarak özellikle altının ateşe sokularak cürufundan (kötü alaşımlarından) temizlenmesi ve saf halinin ortaya çıkarılması işlemi için kullanılır. Râgıb el-İsfahânî, "temhîs" kavramını, insanın içindeki şüphe, günah veya nifak tohumlarının zorlu sınavlar ve belalar aracılığıyla temizlenmesi olarak tanımlar. O, bu eylemin inananlar için bir ceza değil, kalbi saflaştıran manevi bir filtreleme süreci olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve psikolojik boyutuna odaklanır. Temhîs eyleminin, tıpkı madenin ateşte erimesi gibi acı verici ve sarsıcı bir süreç olduğunu; Uhud Savaşı'ndaki mağlubiyetin ve acıların da Müslüman toplumunun içindeki zayıf karakterleri ve münafıkları ayıkladığını, böylece geriye sadece sarsılmaz ve saf bir inanç çekirdeğinin kalmasını sağladığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi sosyolojik bir arınma bağlamında okur. Ona göre Kur'an, kriz anlarını ve travmaları (Uhud örneğinde olduğu gibi) toplumsal yapıyı test eden ilahi bir laboratuvar olarak sunar; temhîs, topluluğun saflarını sıkılaştıran ve kimlik inşasını tamamlayan tarihi bir zorunluluktur.
yemhaka (وَيَمْحَقَ)
Kelimenin kökü m-h-k harflerinden türemiştir.
İbn Fâris, m-h-k kökünün bir şeyin azar azar eksilmesi, yavaş yavaş silinmesi, bereketinin kaçması ve sonunda hiçbir iz bırakmayacak şekilde tamamen yok olması anlamlarına geldiğini açıklar. Etimolojik olarak, ayın son günlerinde küçülerek tamamen gözden kaybolması (muhâk) evresinden türetilmiştir. Râgıb el-İsfahânî, "mahk" eylemini, görünürde var olan ve büyüyen bir şeyin (örneğin haksız kazancın veya zalim bir gücün) içsel bereketinin ve dayanağının çekilip alınması, böylece zamanla kendi içine çökerek helak olması şeklinde tanımlar. Toshihiko Izutsu, kavramın Kur'an'ın tarih felsefesindeki yerine dikkat çeker. "Mahk", anlık ve şok edici bir yıkımdan ziyade, batılın ve inkarın doğasına içkin olan kaçınılmaz ve ontolojik tükeniş sürecidir. İnkarcılar geçici askeri veya siyasi zaferler elde etseler de, eylemleri ilahi hakikate aykırı olduğu için tarihsel süreçte yavaş yavaş silinmeye mahkumdurlar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bir önceki kelime (temhîs) ile bu kelime (mahk) arasındaki zıtlık (tıbâk) sanatına ve anlamsal simetriye vurgu yapar. Aynı tarihsel olay (savaş ve kriz), inananlar için bir arınma ve kalıcılaşma (temhîs) sebebi iken; karşı taraf için dışarıdan zafer gibi görünse de içten içe bir çürüme ve silinme (mahk) sürecinin başlangıcıdır.
el-kâfirîn (الْكَافِرِينَ)
Kelimenin kökü k-f-r harflerinden gelir.
İbn Fâris, k-f-r kökünün temelinde bir şeyi örtmek, gizlemek, saklamak ve üzerini kapatmak anlamlarının yattığını belirtir. Etimolojik olarak tohumu toprağın altına atıp üzerini örttüğü için çiftçiye, kılıcını kınına soktuğu için savaşçıya veya karanlığıyla her şeyin üzerini örttüğü için geceye "kâfir" denilmiştir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin dini terminolojideki kullanımını iki boyutta inceler: Birincisi, kişinin Allah'ın verdiği nimetleri görmezden gelerek üzerini örtmesi, yani nankörlük (küfrân-ı nimet) etmesidir. İkincisi ve en ağırı ise, aklına ve fıtratına sunulan ilahi hakikatin (imanın) üzerini inatla ve bilinçli bir şekilde örtmesi, onu yok saymasıdır. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dilleri havzasındaki dolaşımına dikkat çekerek, köken itibarıyla Arapça olan bu "örtmek" fiilinin, dini ve teolojik bir inkar/reddetme konseptine dönüşmesinde Süryanice ve Aramicedeki benzer dini kavramsallaştırmaların bölgesel etkisinin olabileceğini belirtir. Toshihiko Izutsu, kelimeyi Kur'an semantiği içinde imanın (tasdik ve güven) mutlak zıttı olarak konumlandırır. İzutsu'ya göre Kur'an'daki "kâfir" tipi, sadece pasif bir şekilde inanmayan, bilgisiz bir kişi değildir; hakikati bilen, ancak kibri, sosyal statüsü veya ekonomik çıkarları zedeleneceği için o hakikatin üzerini örtmek için aktif bir çaba harcayan, ona savaş açan dinamik ve negatif bir ahlaki karakterdir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla