اِنَّ الَّذ۪ينَ حَقَّتْ عَلَيْهِمْ كَلِمَتُ رَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yunus Sûresi, 96. Ayet
Daralt
X
-
Şu bir gerçek ki, haklannda Rabb'inin hükmü kesinleşmiş olanlar asla iman etmezler.
Haklarında Rabb'inin hükmü kesinleşti. Bu beyanda işaret edilen hüküm, "Andolsun ki cehennemi hem insanlar hem cinlerle dolduracağım'' mealindeki ayette geçen hükümdür. Bu, dünyadaki hayatın sonu ile ilgili hükümdür; yani dünya hayatını küfürle bitiren insan hakkında Rabb'inin hükmü kesinleşmiştir: Andolsun ki onları cehenneme dolduracağım! Yahut haklarında Rabb'inin hükmü kesinleşti mealindeki cümlede sözü edilen hüküm, "Onlar kendileri için yazılmış nasiplerini elde ederler" buyruğunda dile getirilen hükümdür. Veyahut Rabb'inin hükmü, "Eğer (istedikleri gibi) onlara melekleri indirseydik ... " mealindeki ayette söylenendir. Haklarında Rabb'inin hükmü kesinleşti. Yani onların ahvali konusunda Rabb'inin ilmi gerçekleşti; O'nun ilminde asla iman etmeyeceği bilinen biri, küfrü tercih vaktinde asla iman etmeyecektir. Nitekim Cenab-ı Hak buyuruyor ki: 'ı\llah kimi dalalete düşürürse artık onu hidayete erdirecek hiçbir kimse bulunmaz". Yani Allah kimi dalalete düşürürse, küfrü tercih etme vaktinde onu hidayete erdirecek hiçbir kimse bulunmaz. Aynı şekilde 'ı\llah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez" mealindeki ayet de böyledir, yani zulmü tercih etme vaktinde onları hidayete erdirmez. Ayetin ilk yorumu, insanın dünya hayatının son anı ile ilgilidir, ikincisi ise zamana bağlıdır; yani Rabb'inin ilmi kimin hakkında belli bir zamana kadar iman etmeyeceği şeklinde ise, o zamana kadar asla iman etmez.
Yorumu Yorumla
-
Hakkat (Hakkat / حَقَّتْ)
İbn Fâris, h-k-k kökünün temel anlamının "bir şeyin sağlam, değişmez ve sarsılmaz olması" olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımı, Allah’ın bir topluluk hakkındaki hükmünün artık geri dönülemez şekilde kesinleştiğini ve o hükmün nesnesine tam olarak oturduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, bu kelimeyi "bir şeyin hikmetin gereği olarak gerçekleşmesi" şeklinde tanımlar. Hakkın bir grup üzerine "hakkat" olması (vâcip olması), onların kendi iradeleriyle seçtikleri sapkınlığın bir sonucu olarak, ilahi adaletin tecellisinin kaçınılmaz hale gelmesidir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiili "Sünnetullah" bağlamında tahlil eder. Öztürk’e göre bir hükmün hak olması, Allah’ın tarih boyunca işleyen "inkâr edenlerin hidayete eremeyeceği" şeklindeki değişmez yasasının o kişiler üzerinde yürürlüğe girmesidir.
Kelimetu (Kelimetu / كَلِمَتُ)
İbn Fâris, k-l-m kökünün "etki bırakmak" ve "söz söylemek" anlamlarını taşıdığını ifade eder. "Kelime", sadece bir lafız değil, aynı zamanda varlık üzerinde silinmez bir iz bırakan ilahi iradedir.
Râgıb el-İsfahânî, "kelimetu rabbike" tamlamasını "Rabbinin ebedi kararı, vaadi veya tehdidi" olarak tanımlar. Bu ifade, Allah’ın evrensel yasalarının ve insanlık hakkındaki hükümlerinin birer "ontolojik buyruk" niteliği taşıdığını gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Allah ve İnsan çalışmasında "kelime" kavramını "ilahi otoritenin somutlaşmış kararı" olarak analiz eder. Izutsu’ya göre bu, kulun kaderini belirleyen ve geri dönüşü olmayan "nihai söz"dür.
Angelika Neuwirth, "kelime" kavramının Geç Antik Çağ teolojisindeki "Logos" (ilahi yasa/akıl) geleneğiyle olan paralelliğine dikkat çeker. Neuwirth’e göre bu, Tanrı’nın tarihe müdahale eden ve hükmünü sabitleyen rasyonel ve otoriter beyanıdır.
Rabbike (Rabbike / رَبِّكَ)
İbn Fâris, r-b-b kökünün "bir şeye sahip olmak, onu ıslah etmek ve yönetmek" anlamına geldiğini belirtir. "Rab" ismi, mülkiyeti ve mutlak otoriteyi içinde barındırır.
Râgıb el-İsfahânî, "Rab" kavramını "bir şeyi aşama aşama kemale erdiren mürebbî" olarak tanımlar. Ayette bu ismin seçilmesi, söz konusu hükmün (kelime) rastgele değil, varlığı yöneten ve onu terbiye eden mutlak otoritenin planı dahilinde olduğunu vurgular.
Lâ yu’minûn (Lâ yu’minûn / لَا يُؤْمِنُونَ)
İbn Fâris, e-m-n kökünün "güven, huzur ve korkunun zıddı" olduğunu ifade eder. İman, kalbin bu güvene teslim olmasıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "iman" kavramını "nefsin bir gerçeği tam bir itimatla tasdik etmesi" olarak tanımlar. "Lâ yu’minûn" (inanmazlar/iman etmezler) ifadesi, kalplerinin hakikate kapandığını ve o emniyet sahasına girmelerinin artık mümkün olmadığını bildirir.
Toshihiko Izutsu, bu fiili "ontolojik bir tıkanıklık" olarak tahlil eder. Izutsu’ya göre iman, kişinin ilahi otoriteye karşı duyduğu "sadakat" bağıdır; bu bağ koptuğunda ve ilahi hüküm kesinleştiğinde, kişinin tekrar o bağa (imana) dönme kabiliyeti kalmaz.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla