يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tevbe Sûresi, 119. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: tevbe suresi, tevbe suresi 119. ayet, doğruluk, takva, sadakat, tevbe 119, allah, iman, güven
-
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun. Ayetin zahirine göre doğrulukla bilinen bir topluluk vardır. Dolayısıyla onlarla beraber olma emredilmiştir. Cenab-ı Hakk’ın Resulunah’ı bırakıp, onunla beraber olan muhacir ve ensarla beraber bulunmaktan geride kalan söz konusu kimselere emretmiş olması manası da uygundur. Bu ilahi beyanda icma ilkesinin dinde delil oluşuna dair kanıt vardır. Çünkü Cenab-ı Hak, kendi dini konusunda doğrularla beraber olmayı emretmiştir. Eğer onların sözlerinin kabul edilmesi gerekıneseydi, onlarla beraber olma emrinin bir anlamı olmazdı. İbn Mesud’un mushafında “doğrulardan olun” şeklindedir. Bunun manası açıktır. Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun mealindeki beyan çeşitli manalara açıktır. Bunlardan biri şudur ki Cenab-ı Hak “Ananın hakkını koruyun, bunu zayi etmeyin” buyurmaktadır. Bunu yerine getirmede ve korumada doğrularla beraber olun. Bir diğer mana da şudur: Savaşa çıkma, cihat ve diğer imtihan edildiğiniz alanlarda imtihan edildiğiniz bu fiilleri terketmenizde Allah’a karşı gelmekten sakının. Yine muhtemel diğer bir mana şudur: Cenab-ı Hakk’ın “size emrettiği konularda Allah’a ve resulüne karşı gelmekten sakının ve O’nun emrine riayet edenlerden olun.” En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Âmenû (آمَنُوا)
"e-m-n" kökünden türemiştir.
İbn Fâris: Mekâyîsü'l-Luğa'da "e-m-n" kökünün temelinde "nefsin sükunet bulması, korku ve endişenin zail olması, güvenilirlik ve tasdik" anlamlarının yattığını belirtir. İman eyleminin, kalbin şüphelerden arınarak mutlak bir huzura ve kesinliğe kavuşması olduğunu kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: el-Müfredât'ta iman kavramını, kişinin hem kendisine hem de çevresine güven vermesi ve inandığı gerçeği kalbiyle tereddütsüz tasdik etmesi olarak açıklar. Ayetteki "Ey iman edenler" hitabının, bu güven (emn) ve tasdik makamına ulaşmış olanlara yönelik ontolojik bir çağrı olduğunu ifade eder.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar eserinde "iman" kavramını İslam ahlakının en temel itici gücü olarak analiz eder. İmanın sadece pasif bir inanç (tasdik) durumu değil, kişiyi ahlaki eyleme (takva ve doğruluğa) zorlayan aktif, dönüştürücü ve içsel bir güven sözleşmesi olduğunu tahlil eder.
İttekû (اتَّقُوا)
"v-k-y" kökünden türemiştir.
İbn Fâris: Mekâyîsü'l-Luğa'da "v-k-y" kökünün temel etimolojik çerçevesinin "bir şeyi kendisine zarar verecek, acıtacak veya bozacak dış etkenlerden korumak, muhafaza etmek ve kalkan olmak" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: el-Müfredât'ta takvayı, "nefsi günaha sokacak ve ahirette cezaya sebep olacak şeylerden korumak, ilahi sınırları bir zırh gibi kuşanmak" olarak tanımlar. Ayetteki "Allah'tan sakının" emrinin, imanın pratik hayattaki koruyucu ve aktif yüzü olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar adlı eserinde takva kavramını Kur'an ahlak sisteminin en yüksek dinamiği olarak konumlandırır. Bu kelimenin Cahiliye dönemindeki kabile asabiyetinden, fiziksel tehlikelerden ve dünyevi korkulardan sıyrılarak, tamamen Allah'ın mutlak otoritesine karşı duyulan derin bir saygı, ahlaki bir uyanıklık ve eskatolojik (ahirete dair) bir sorumluluk bilincine dönüştüğünü analiz eder.
Arthur Jeffery: The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde "v-k-y" kökünün saf Arapça "korunmak" anlamına sahip olduğunu kabul etmekle birlikte; kelimenin "derin dini saygı, dindarlık ve ilahi korku" şeklindeki spesifik teolojik çerçevesinin, geç antik çağdaki Süryanice/Aramice Hristiyan dindarlık kavramlarından beslenerek İslami literatürde en üst ahlaki mertebeye taşındığını ileri sürer.
Es-Sâdikîn (الصَّادِقِينَ)
"s-d-k" kökünden türemiştir.
İbn Fâris: Mekâyîsü'l-Luğa'da "s-d-k" kökünün temel anlamının "güç, sağlamlık, bir şeyin gerçeğe ve hakikate tam olarak uyması" olduğunu belirtir. Sıdk kelimesinin yalanın zıddı olarak, insanın iç dünyası ile dış dünyasının, sözü ile eyleminin birbiriyle sarsılmaz bir uyum içinde olmasını ifade ettiğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî: el-Müfredât'ta "sıdk" kavramını niyet, söz ve eylem bütünlüğü olarak açıklar. Ayette "doğrularla beraber olun" (kûnû mea's-sâdikîn) emrindeki sâdıkların; Tebük seferinden geri kalan münafıkların yalan mazeretlerine inat, zorluklara rağmen inançlarında, verdikleri sözlerde ve eylemlerinde sapma göstermeyen ontolojik ve ahlaki tutarlılık abideleri olduğunu vurgular.
Arthur Jeffery: The Foreign Vocabulary of the Qur'an adlı eserinde "s-d-k" kökünün Arapça etimolojisine (doğruluk) işaret etmekle birlikte, kelimenin Kur'an'daki derin ahlaki ve teolojik anlamının Yahudi-Aramice geleneğinden beslendiğini savunur. İbranice ve Aramicede "ṣedāqāh" veya "zaddiq" kavramlarının hem "doğruluk/adalet" hem de ilahi rızaya ulaşmış erdemli kişi anlamına geldiğini belirterek, Kur'an'ın bu köklü Sami dini kavramını "sâdikîn" formuyla İslami ahlakın merkezine taşıdığını ileri sürer.
Toshihiko Izutsu: Kur'an'da Dini ve Ahlaki Kavramlar eserinde "sıdk" kavramını "kizb" (yalan) ve "nifak" (ikiyüzlülük) kavramlarının mutlak teolojik zıddı olarak tahlil eder. Önceki ayetlerde münafıkların uydurduğu yalanların (kizb) ifşa edilmesinin ardından, inananlara "doğrularla beraber olma" emrinin verilmesinin; İslam'ın yeni kurduğu toplum düzeninde (Medine sosyolojisinde) ahlaki şeffaflığın ve eylemsel dürüstlüğün en büyük sosyal sözleşme şartı olduğunu gösterdiğini analiz eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk: Tefsir okumalarında ayetin bağlamını Tebük seferi sonrası yaşanan hadiselerle ve tövbesi ertelenen üç sahabenin durumuyla ilişkilendirir. Ka'b b. Malik ve arkadaşlarının savaştan geri kalmalarına rağmen münafıklar gibi yalan uydurmayıp "doğruyu söylemeleri" (sıdk) sayesinde nihayetinde affedildiklerini hatırlatır. Dolayısıyla "sâdıklarla beraber olun" hitabının, günah işlense bile yalan bataklığına düşmeyip dürüstlüğün kurtarıcı gücüne sığınmayı emreden doğrudan sosyolojik ve yaşanmış bir ahlaki referans olduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla