وَاِذَٓا اُنْزِلَتْ سُورَةٌ اَنْ اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَجَاهِدُوا مَعَ رَسُولِهِ اسْتَأْذَنَكَ اُو۬لُوا الطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا ذَرْنَا نَكُنْ مَعَ الْقَاعِد۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Tevbe Sûresi, 86. Ayet
Daralt
X
-
Allah’a iman edin ve resulünün maiyetinde cihat edin buyruğunu içeren bir sure indirildiğinde, içlerinde imkanı olanlar bile kalmak için senden izin istediler ve ‘Bırak bizi, oturanlarla birlikte olalım’ dediler.
Allah’a iman edin ve resulünün maiyetinde cihat edin buyruğunu içeren bir sure indirildiğinde. Yani “Allah’a iman edin” emrini içeren bir sure indirildiğinde. Yoksa surenin bu ifadeyle inmesi anlamında değildir. Aksine bunda Allah’a iman edin ve resulünün maiyetinde cihat edin beyanı bulunmaktadır. Bu beyanda belirtilen hususlar: “Açık ve kesin hükümlü bir sure indirildiğinde ve içinde savaştan söz edildiğinde”. Allah’a iman edin. Kalpleriyle. Çünkü onlar dilleriyle iman ettiklerini açıklamışlardır. Halbuki onlar gerçekte Allah’a inanmış kimseler değillerdi.
İçlerinde imkanı olanlar bile kalmak için senden izin istediler. Denildi ki: İmkanı olanlar. Bunlar zengin ve refah içerisinde olanlardır. Denildi ki: İmkanı olanlar, faziletli ve şerefli kimselerdir ki insanlar bunların görüşlerine yöneliyorlardı ve bunların yürüttükleri düzene bakıyorlardı. Münafıklar içerisinde zenginler ve refah sahipleri ile fikir adamları ve düzenleyici kimseler vardı.
‘Bırak bizi, oturanlarla birlikte olalım’ dediler. Cihada katılmayıp oturma izni istediler. Bunun sebebi -en doğrusunu Allah bilir ya- bunlar inkarcıları gizlice dost edinmişlerdi. Dolayısıyla dostlara karşı savaşı hoş görmediler. Veya onlar başarısızlıkları ve korkaklıkları sebebiyle savaşa çıkmaktan kaçınıyorlardı ve geri kalıyorlardı. Çünkü onlar, beklenen neticeler için davranışta bulunmuyorlardı. Onlar ancak hazır menfaatler için iş yapıyorlardı. Bundan dolayı onlar savaşa çıkmaktan kaçınıyorlardı. Müminlere gelince, onlar işin neticeleri için çalışıyorlardı. Aynı şekilde inkarcılar da müminlere karşı işin sonunda bekledikleri ganimeti elde etmek için veya mevcut durumda kendilerinden kötülüğü savmak için savaşıyorlardı. Fakat münafıklar oturmak için ve oturanlarla birlikte olmak için izin istiyorlardı. Onlar kendilerinin oturup kalma konusunda mazeretlerinin olduğunu düşünüyorlardı. Bırak bizi, oturanlarla birlikte olalım mealindeki beyanın, zayıflar, hastalar ve çocuklardan oturanlarla birlikte anlamına gelmesi mümkündür. Ta ki onların erkekleri düşmana karşı savaşa çıktıktan sonra düşman geldiğinde bunlara karşı bu oturanları savunabilsinler. Veya onların bırak bizi, oturanlarla birlikte olalım mealindeki sözleri, özür sahiplerinden oturanlarla birlikte, manasına da gelebilir. Onlar kendilerinin özür sahibi olduklarını düşünüyorlardı. Halbuki onların bu konuda herhangi bir özürleri bulunmamaktaydı. Tıpkı şu beyanda olduğu gibi: “Onlardan bir bölük de, aslında açıkta olmadığı halde, ‘evlerimiz açıkta ve korumasız’ diyorlardı”. Buna göre ilki de bu anlama gelebilir.
Yorumu Yorumla
-
Ünzilet (أُنزِلَتْ)
Sözcüğün kökü "n-z-l" harflerinden meydana gelir. Yukarıdan aşağıya inmek ve indirmek demektir. İf'al babında, edilgen (meçhul) ve dişil (müennes) geçmiş zaman fiilidir: "İndirildiği zaman."
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının bir şeyin yüksek bir mevkiden aşağıya doğru yer değiştirmesi olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "inzâl" eyleminin, ilahi kelamın (vahyin) Allah katından insanların dünyasına, onların idrak edebileceği bir boyutta indirilmesi ve ulaştırılması olduğunu açıklar.
Sûratün (سُورَةٌ)
Kelimenin kökü "s-v-r" harfleridir. Duvar, sur, yüksek yer ve bir şeyin bölümü anlamlarına gelir. Kur'an vahyinin tam ve bağımsız bölümlerinden her birine verilen isimdir. (Cümlenin öznesidir: "Bir sûre indirildiği zaman").
İbn Fâris, bu kökün temelinde bir şehri çevreleyen "yüksek ve sağlam duvar" (sur) fikrinin bulunduğunu belirtir. Ayetlerin bir araya gelerek oluşturduğu bütüne sûre denmesinin sebebi; içerdiği ilahi hükümlerle muhataplarını (ve özellikle bu ayette olduğu gibi münafıkları) dört bir yandan kuşatması ve kaçış yolu bırakmamasıdır.
Ve Câhidû (وَجَاهِدُوا)
Sözcüğün kökü "c-h-d" harflerinden meydana gelir. Bütün gücünü harcamak, sonuna kadar çabalamak ve zorluğa göğüs germek demektir. Emir kipi olarak "Ve cihad edin / Ve var gücünüzle savaşın" manasında, imanın eylemsel şartını bildirir.
Râgıb el-İsfahânî, "cihad" kavramını sadece kılıç kuşanmak olarak değil; insanın inancını korumak ve düşmanı bertaraf etmek için sahip olduğu fiziki, zihinsel ve ekonomik gücün (cühd) tamamını kullanması olarak tanımlar. Sûrenin istediği şey, inancın bedelinin ödenmesidir.
İste'zeneke (اسْتَأْذَنَكَ)
Sözcüğün kökü "e-z-n" harflerinden meydana gelir. İzin vermek, dinlemek ve bilmek demektir. İstif'al babında geçmiş zaman fiili ve muhatap (nesne) zamiriyle (ke / senden): "Senden izin istediler." Cümlenin asıl yüklemidir.
İbn Fâris, bu kökün temelinde bir sese (talebe) kulak vermek ve onun yapılmasına rıza göstererek müsaade etmek fikrinin bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "isti'zân" eylemini, kişinin yapmakla yükümlü olduğu bir görevi terk edebilmek için otoriteden (peygamberden) mazeret beyan ederek ruhsat talep etmesi olarak açıklar.
Et-Tavli (الطَّوْلِ)
Kelimenin kökü "t-v-l" harfleridir. Uzun olmak, artmak, lütuf, zenginlik, güç ve maddi imkân demektir. İsim tamlaması olarak (ülü't-tavl) "İmkân sahipleri / Zenginlik ve güç sahipleri" manasında geçer.
İbn Fâris, bu kökün asıl manasının bir şeyin kendi sınırlarının ötesine uzaması ve artması olduğunu belirtir. İnsanın sahip olduğu servetin ve malın bolluğuna da bu "artış" sebebiyle tavl denilmiştir.
Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), münafıkların savaştan kaçmak için başvurdukları bu eylemdeki sarsıcı sosyolojik tezada (beyana) dikkat çeker. "Savaşa çıkın" emri (sûre) indiğinde, gelip peygamberden muafiyet (izin) isteyenler toplumun zayıf, yoksul veya silahsız kesimi değildir. Savaşa gitmemek için en önde izin isteyenler "ülü't-tavl", yani bizzat cemiyetin en zengin, en donanımlı, askeri teçhizat almaya en çok "imkânı ve gücü olan" elit (münafık) kesimidir. Zenginlik onlara cesaret ve sorumluluk değil, mallarını (ve canlarını) kaybetme korkusu vermiştir. Nifak, sahip olunan gücün fıtratını bozar.
Zernâ (ذَرْنَا)
Kelimenin etimolojik kökeni dilbilimciler arasında "v-z-r" veya "v-d-r" harflerine dayandırılır. Bırakmak, terk etmek, ilişmemek ve salıvermek demektir. Emir kipi ve nesne zamiriyle (nâ / bizi): "Bizi bırak / Bize dokunma" manasındadır.
İbn Fâris, bu kelimenin asıl manasının bir şeyi olduğu hal üzere bırakmak, ona müdahale etmeyi kesmek ve önemsemeyerek bir kenara koymak olduğunu belirtir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, münafık zenginlerinin (ülü't-tavl) kullandığı bu ifadenin (zernâ) ciddiyetsizliğini ve siyasi küstahlığını analiz eder. Devlet başkanı onları varoluşsal bir savunma savaşına çağırırken; onlar son derece kaba, saygısız ve dünyevi bir taleple "Sen git savaş, bizi kendi halimize bırak, işimize bakalım" (zernâ) diyerek otoriteyi ve dini sorumluluğu hiçe saymışlardır.
El-Kâıdîn (الْقَاعِدِينَ)
Kelimenin kökü "k-a-d" harfleridir. Oturmak, ayakta durmayı (kıyamı) bırakmak, geride kalmak ve sefere çıkmamak demektir. Çoğul ism-i failin harf-i cer almış hali olarak "Oturanlarla beraber / Geride kalanlarla birlikte (olalım)" manasında ayetin son kelimesidir.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kapanıştaki ahlaki çöküşün sosyolojisine işaret eder. Savaş zamanında ordu sefere çıkarken "oturanlar" (kâıdîn); ancak kadınlar, çocuklar, yaşlılar ve sakatlardır. Toplumun en güçlü, en varlıklı erkeklerinin (ülü't-tavl) sırf can ve mal korkusuyla, toplumun bu en dezavantajlı ve savaşamayacak kesiminin arasına saklanıp "oturanlarla beraber evde kalmayı" talep etmeleri, nifakın karakterdeki mertliği, şerefi ve onuru nasıl tamamen çürüttüğünün belgesidir. Onların fiziki gücü ve parası, ruhlarındaki bu kadınsı sığınma (ve korkaklık) psikolojisini örtememiştir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla