لِيَجْزِيَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَر۪يمٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Sebe' Sûresi, 4. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: sebe suresi, sebe suresi 4. ayet, iman, mükafat, salih amel, sebe 4, amel, salih, mağfiret, güven
-
O, Allah’ın iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanları mükâfatlandırması için gelecektir. İşte onlar için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır.
O, Allah’ın iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanları mükâfatlandırması için gelecektir. İşte onlar için bağışlanma ve güzel bir rızık vardır. Bağışlama, örtüp kapatma demektir. Örtme iki şekilde olur. Bunlardan biri, hatırlanıp anılmayacak şekilde hataların örtülmesidir. İkincisi hataların karşılığının verilmemesi durumunda güzel mükâfatla örtülmesidir. Bu, müminler içindir. Onların hataları, bir defasında bunları anlatmayı terketmekle başka bir defa da bunlara karşılığın verilmemekle örtülmektedir. İnkârcıya gelince ona bir kötülüğün karşılığı verildiğinde bu kötülük ortaya çıkmış ve bu onun için örtülmemiş demektir. Bu beyanım şu mânaya gelmesi de mümkündür: İşte onlar için bağışlanma vardır. Yani örtme. Bu da şöyledir: Cenâb-ı Hak onları cennete koyduğunda hatalarını kendilerine unutturur. Öyle ki onlar artık ebediyen bunu hatırlamaz. Çünkü Rab’lerine karşı yaptıkları hataları hatırlamaları nimetlerden zevk duymalarını azaltıp onları kederlendirir. Güzel bir rızık. Denildi ki: “kerîm” (ميرك) güzel demektir. Bunun “kerîm” (ميرك) olarak nitelenmesinin sebebi şu da olabilir: Çünkü buna nail olan değer ve şeref bulur. Tıpkı şu İlâhî beyanda belirtildiği gibi: “Ulâike fî cennâtin mükramûn” (نومركُم تانج يف كئلوأ) “İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar”. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
liyecziye (لِيَجْزِيَ)
Kök harfleri: c-z-y
İbn Fâris, c-z-y kökünün temel olarak "bir şeyin karşılığını vermek, bedelini ödemek, bir şeye yetmek ve kafi gelmek" anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ceza" kelimesinin sanılanın aksine sadece olumsuz bir yaptırım (kötülüğün karşılığı) olmadığını, hak edilen mükafatı veya cezayı tam ve eksiksiz olarak vermek anlamına geldiğini ifade eder. Bu ayetteki fiil formunda (liyecziye), Allah'ın iman edip iyi işler yapanlara yönelik karşılıksız bırakmama, lütufta bulunma ve hak ettikleri mükafatı eksiksiz ödeme iradesini yansıttığını söyler. Diyanet İslam Ansiklopedisi, Kur'an'da ceza kavramının mutlak ilahi adaleti tesis eden temel bir eskatolojik (ahirete dair) prensip olduğunu; bu bağlamda eylemlerin sonuçsuz kalmayacağı ilkesinin ontolojik bir güvencesi olarak kullanıldığını vurgular.
âmenû (اٰمَنُوا)
Kök harfleri: e-m-n
İbn Fâris, e-m-n kökünün "korkunun zıddı olan güven hali, emanet, kalbin mutmain olması ve sükunet bulması" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "iman" eylemini bir şeyi kalple tasdik etmek ve güvenmek olarak tanımlar. Ona göre iman, salt bir bilgi veya zihinsel kabulden öte, kişinin Allah'ın vaadine dayanarak ruhsal bir emniyet ve kalkan alanına girmesidir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın anlamsal dünyasında iman kavramını incelerken, bu kelimenin "küfür" (inkar ve nankörlük) kavramının tam karşısında durduğunu belirtir. İzutsu'ya göre Kur'an'daki "âmenû" fiili, insanın kendi varlığını mutlak ve aşkın olan Yaratıcı'ya tereddütsüz bir şekilde teslim etmesini ve O'na derinden güvenmesini ifade eden dinamik, varoluşsal bir eylemdir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, imanın Kur'an'da hiçbir zaman donuk, teorik bir inanç sistemi olarak sunulmadığını; her zaman eylemle (salih amel) kanıtlanması ve desteklenmesi gereken, hayata müdahil canlı bir süreç olduğuna dikkat çeker.
amilû (عَمِلُوا)
Kök harfleri: a-m-l
İbn Fâris, a-m-l kökünün "bir işi yapmak, bir eylem icra etmek, çalışmak ve zanaat" anlamına geldiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, "amel" kelimesini sıradan bir fiilden (f-a-l) ayırır; amel, akıl sahibi bir varlığın belirli bir niyet, irade ve maksat doğrultusunda ortaya koyduğu bilinçli davranışlardır. Rüzgarın esmesine fiil denilebilirken, insanın bilinçli eylemine amel denir. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın kavramsal sisteminde "âmenû" (iman edenler) ve "amilû" (amel edenler) kelimelerinin neredeyse her zaman kopmaz bir ikili (klişe bir formül) olarak yan yana gelmesini analiz eder. Bu birlikteliğin, İslam'ın inanç (ortodoksi) ve eylem (ortopraksi) bütünlüğüne verdiği vazgeçilmez değeri gösterdiğini; imanın mutlaka ahlaki ve pratik bir meyve vermesi gerektiğinin dilsel bir ispatı olduğunu savunur.
es-sâlihâti (الصَّالِحَاتِ)
Kök harfleri: s-l-h
İbn Fâris, s-l-h kökünün "bozukluğun ve yıkımın (fesadın) tam zıddı olduğunu, bir şeyi düzeltmek, onarmak, faydalı ve uygun hale getirmek" anlamlarını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "salah" ve "sulh" kavramlarının, bozulan bir düzeni iyileştirmek, nefse, doğaya ve topluma fayda sağlayan, ilahi rızaya uygun düşen yapıcı eylemler olduğunu ifade eder. Dücane Cündioğlu, "salih amel" tamlamasının Türkçeye sadece "iyi iş" şeklinde yüzeysel bir biçimde çevrilmesinin, kelimenin barındırdığı derin "onarıcı ve muslih (ıslah edici)" doğayı maskelediğini savunur. Ona göre bu kavram, evrendeki veya toplumdaki kaosu, ahlaki yozlaşmayı (fesadı) gidermeye yönelik, dindarın aktif ve dönüştürücü restorasyon (onarım) eylemidir. Diyanet İslam Ansiklopedisi, salih amelin Kur'an'da sadece ritüel ibadetlere indirgenmediğini; adaleti tesis eden, toplumsal barışı (sulh) sağlayan, ahlaki ve bireysel anlamda iyileştirici her türlü olumlu davranışı içine alan geniş bir şemsiye kavram olduğunu vurgular.
mağfiratun (مَغْفِرَةٌ)
Kök harfleri: ğ-f-r
İbn Fâris, ğ-f-r kökünün "bir şeyi dış etkilerden korumak amacıyla üzerini örtmek, gizlemek" anlamını taşıdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, mağfiret kelimesini Allah'ın, kulunun hata ve günahlarını kendi merhametiyle örtmesi ve onu bu eylemlerin doğal sonucu olan ilahi azaptan koruması olarak açıklar. Bu ayet bağlamında mağfiret, iman edip salih amel işleyenlerin geçmişteki kaçınılmaz insani zafiyetlerinin ilahi bir kalkanla örtülmesi lütfunu ifade eder. Diyanet İslam Ansiklopedisi, ahiret bağlamındaki bu mağfiret müjdesinin, müminlerin hesap gününde günahlarıyla yüzleştirilip mahcup edilmekten kurtarılmasını, onlara kusursuz ve tertemiz bir başlangıç sunulmasını simgelediğini kaydeder.
rizkun (رِزْقٌ)
Kök harfleri: r-z-k
İbn Fâris, r-z-k kökünün "birine verilen pay, nasip, devamlılık arz eden ve hem bedene hem ruha fayda sağlayan nimet" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, rızık kavramının sadece yeme, içme ve barınma gibi fiziksel ve dünyevi unsurlarla sınırlı olmadığını; ilim, hikmet, manevi huzur, peygamberlik ve ahirette sunulacak olan eşsiz cennet nimetleri gibi dünyevi ve uhrevi her türlü ilahi bağışı kapsadığını ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökenine dair şarkiyatçı literatürü özetlerken, kelimenin Orta Farsça (Pehlevice) "rôzîg" (günlük yiyecek, tayın) veya Süryanice "rûzîkâ" kelimesinden Arapçaya intikal etmiş olabileceğini belirtir. Ancak bu kelimenin Arapçaya girdikten sonra Kur'an tarafından son derece zenginleştirildiğini ve basit bir günlük iaşe anlamından çıkarak, ayetteki gibi yüce ve eskatolojik bir mükafat (cennet nimetleri) bağlamına yüceltildiğini doğrular.
kerîmun (كَر۪يمٌ)
Kök harfleri: k-r-m
İbn Fâris, k-r-m kökünün "şeref, izzet, üstün değer, cömertlik ve alçaklığın (levm/zillet) zıddı" olduğunu söyler. Râgıb el-İsfahânî, "kerem" halini, bir şeyin kendi cinsinde ulaşılabilecek en kusursuz, en iyi ve en değerli formda olması olarak açıklar. Rızkın sıfatı olarak kullanılan "kerîm", elde edilmesi için yorgunluk ve meşakkat gerektirmeyen, kişiyi minnet altında bırakıp ezmeyen, kesintisi olmayan, şerefli, temiz ve alan kişiyi onurlandıran ilahi ikram anlamına gelir. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Cahiliye toplumunda "kerem" kavramının soy sopla övünme, kabilevi bir asalet ve kan bağına dayalı gösterişli bir cömertlik (mürüvvet) anlamında kullanıldığını analiz eder. İzutsu'ya göre Kur'an bu kelimeyi devralmış, kabilevi ve dünyevi bağlamından tamamen kopararak mutlak anlamda ahlaki ve teolojik bir zemine oturtmuştur; ayetteki kullanımıyla, Allah'ın müminlere sunduğu sonsuz, hesapsız ve kişiyi yücelten manevi şerefi sembolize eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla