وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَنُدْخِلُهُمْ جَنَّاتٍ تَجْر۪ي مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَداًۜ لَهُمْ ف۪يهَٓا اَزْوَاجٌ مُطَهَّرَةٌۘ وَنُدْخِلُهُمْ ظِلاًّ ظَل۪يلاً
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Nisâ Sûresi, 57. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: nisa suresi 57. ayet, cennet, gölgelik, nisa 57, nisa suresi, ebedi kalış, eşler, amel, salih, ırmak, nehir, iman, güven
-
İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır ve onları koyu bir gölgeliğe alacağız.
İman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanları da, içinde ebediyen kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetlere sokacağız. Orada onlar için tertemiz eşler vardır. Afet ve kusurlardan temizlenmiş, dünyadaki eşler ve kadınlar gibi olmayan.
Onları koyu bir gölgeliğe alacağız. Güneş o gölgeyi yok etmeyecek, onda bir eziyet de olmayacaktır, çünkü güneşte insanlar için hem menfaatler, hem de eziyet veren şeyler vardır. Ay da öyledir, faydaları olsa da onda eziyet de vardır. Karanlık da öyledir, hem menfaati hem de eziyet vardır. Gölgenin kendisinde hiçbir eziyet yoktur, şayet varsa zamandan dolayıdır. Gölgenin kendisinden değil aziz ve celil olan Allah, iman edip yararlı işler yapanları güneşin, karanlığın ve zamanın eziyetleri bulunmayan gölgeye sokacaktır. Bu gölge başkasına eziyetle karışık olan dünya gölgesi gibi değildir. En doğrusunu Allah bilir. İşte ayetteki "zalil" (ظليل) tevili budur: Cennettekini, bütün eziyet veren şeylerden gölgelemesi. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
âmenû (آمَنُوا)
İbn Fâris, e-m-n kökünün "korku ve ihanetin zıddı olarak güvenmek, emniyette olmak, huzur bulmak ve tasdik etmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin insanın kalben bir hakikati onaylaması ve kendini o hakikatin güvencesine teslim etmesi manasını taşıdığını açıklar. Toshihiko Izutsu, ayetteki iman fiilinin, bir önceki ayette tasvir edilen inkar (küfür) eyleminin tam zıddı olarak konumlandığını; bunun salt zihinsel bir kabul değil, kişinin varoluşsal olarak kendini ilahi emniyete emanet etmesi olduğunu analiz eder.
amilû (وَعَمِلُوا)
İbn Fâris, a-m-l kökünün "bir iş yapmak, çabalamak ve kendi iradesiyle ortaya koyduğu fiil" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin refleksif veya istemsiz fiziksel hareketlerden ayrılarak, şuurlu, niyetli ve bir amaca matuf olarak yapılan eylemleri tanımladığını aktarır.
es-sâlihâti (الصَّالِحَاتِ)
İbn Fâris, s-l-h kökünün "fesadın, bozukluğun ve yıkımın tam zıddı olarak iyi olmak, düzelmek, onarmak" manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, ahlaki, akli ve şer'i ölçülere tam bir uyum sağlayarak varoluşu güzelleştiren, insana ve evrene fayda sağlayan erdemli davranışları ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın "iman" kavramını hiçbir zaman soyut bir teolojiye hapsetmediğini, "salih ameller işleyenler" kalıbıyla onu her zaman pratik, dışa dönük ve toplumu onaran bir ahlaki dinamizmle (eylemle) zorunlu olarak birleştirdiğini detaylandırır.
senudhıluhum (سَنُدْخِلُهُمْ)
İbn Fâris, d-h-l kökünün "bir şeyin içine nüfuz etmek, dahil olmak, girmek" manalarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, eylemin "if'al" babında (idhal) kullanılmasının, kişinin sadece mekanı değiştirmesini değil, bulunduğu yerden alınarak, onurlandırılacağı o yüce mekana bizzat ilahi bir inisiyatif (Biz sokacağız) ile yerleştirilmesini ifade ettiğini açıklar.
cennâtin (جَنَّاتٍ)
İbn Fâris, c-n-n kökünün "bir şeyi örtmek, gizlemek" anlamına geldiğini, ağaçlarının ve dallarının sıklığından dolayı toprağı (zemini) örten, gölgelik bahçelere bu kökten isim verildiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin ağaçların yoğunluğundan dolayı içinin görünmediği, her türlü nimetin saklı olduğu eskatolojik (ahiret) ödül yurdunu tanımladığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik olarak Süryanice ve Aramicedeki "ganna" (kutsal/korunaklı bahçe) kavramıyla güçlü bir ortaklığı bulunduğunu, Sami dillerindeki o ilkel, kusursuz ve dingin bahçe prototipinin Kur'an'da nihai ahiret mükafatı olarak kurumsallaştığını aktarır.
tecrî (تَجْرِي) ve el-enhâru (الْأَنْهَارُ)
İbn Fâris, c-r-y kökünün "suyun hızlıca hareket etmesi, akmak", n-h-r kökünün ise "yarmak, suyun toprağı şiddetle yararak yol alması (nehir)" anlamlarına geldiğini belirtir. Gabriel Said Reynolds, "altından ırmaklar akan cennetler" imgesini coğrafi ve teolojik bir bağlamda analiz eder; bu tasvirin, kurak çöl (Hicaz) ortamında yaşayan bir muhatap kitlesi için en yüksek refah, serinlik ve tükenmez hayat kaynağı (su) fantezisi olduğunu, ancak aynı zamanda bu imgenin Geç Antik Çağ Yahudi-Hristiyan metinlerindeki "cennet (paradise)" kurgularıyla kusursuz bir edebi ve eskatolojik paralellik taşıdığını teyit eder.
hâlidîne (خَالِدِينَ) ve ebedâ (أَبَدًا)
İbn Fâris, h-l-d kökünün "bir şeyin değişmeden asıl halinde kalması, yerleşmek", e-b-d kökünün ise "zamanın bütünlüğü, kesintisizlik ve sonsuzluk" manalarına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, hulûd kelimesinin insanın veya eşyanın bozulmadan/yaşlanmadan kalmasını ifade ettiğini, ebed kelimesiyle pekiştirildiğinde bu ödülün (cennetin) nicelik (zaman) ve nitelik (bozulmazlık) olarak mutlak sonsuzluğunu mühürlediğini belirtir. Michael Cook, eskatolojik metinlerdeki bu çifte "sonsuzluk" (ebediyen kalma) vurgusunu, Kur'an'ın ceza ve ödül diyalektiği üzerinden inceler; bir önceki ayette (Nisa 56) yer alan "derilerin sürekli yenilenerek" azabın bitirilmemesi tasviriyle, bu ayetteki mükafatın (cennetin) ebediliği arasında kusursuz bir teolojik simetri ve zıtlık (kontrast) kurulduğunu detaylandırır.
ezvâcun (أَزْوَاجٌ)
İbn Fâris, z-v-c kökünün "bir şeyin eşi, benzeri, yakını ve iki şeyin birleşerek çift olması" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimeyi insanın dünyada veya ahirette, fiziksel ve ruhanî olarak tamamlayıcısı olan, yalnızlığı gideren eş olarak tanımlar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), cennet tasvirindeki "eşler" vurgusunun sosyo-psikolojik derinliğini analiz eder; ahiretteki eş (zevc) imgesinin salt bedensel bir hazdan ziyade, insanın dünyadaki yalnızlık, yarım kalmışlık ve aidiyetsizlik travmalarını onaran kusursuz bir "ontolojik tamamlanma" ve ruhsal sükunet hali olduğunu vurgular.
mutahharatun (مُّطَهَّرَةٌ)
İbn Fâris, t-h-r kökünün "pisliğin, kirliliğin ve noksanlığın zıddı olarak mutlak temizlik, arılık" manalarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem bedensel (fiziksel) kusurlardan hem de ahlaki/psikolojik (kin, kıskançlık, öfke gibi) kirlerden tamamen arındırılmış olma halini nitelediğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin "tef'il" babında ve ismi mef'ul (edilgen) yapıda gelmesini analiz eder; "tertemiz kılınmış" (mutahhara) eşlerin, bu arınmayı kendi çabalarıyla değil, cennetin doğası gereği bizzat ilahi kudretin müdahalesiyle kazandıklarını, ahiret boyutundaki varoluşun her türlü dünyevi zaaftan ve kirlenmeden (biyolojik veya psikolojik) yalıtılmış bir "steril kusursuzluk" formu olduğunu detaylandırır.
zıllen (ظِلًّا) ve zalîlâ (ظَلِيلًا)
İbn Fâris, z-l-l kökünün "güneş ışığını kesen gölge, bir nesnenin karaltısı, koruma, himaye ve ferahlık" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, zıll kelimesinin insanı sıcaktan koruyan gölge olduğunu, "zalîl" (koyu/derin) sıfatıyla pekiştirildiğinde, insana mutlak bir rahatlık ve sükunet veren çok yoğun bir serinlik ve himaye alanını nitelediğini aktarır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Arap dilindeki bu "koyu, katmerli gölge" (zıll-ı zalil) tamlamasını coğrafi ve teolojik bir eksende inceler; çöl bedevisi için en ölümcül tehdit olan kavurucu sıcağa karşı ulaşılabilecek en yüksek konfor ve emniyetin "koyu gölge" olduğunu, aynı zamanda bu imgenin bir önceki ayette (Nisa 56) anlatılan cehennem ateşinin (nar/saîr) o korkunç yakıcılığına karşı, ilahi merhametin (cennetin) ulaştığı en ferahlatıcı, en serin ve en şefkatli eskatolojik zirveyi resmettiğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla