وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالاً طَيِّباًۖ وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّـذ۪ٓي اَنْتُمْ بِه۪ مُؤْمِنُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mâide Sûresi, 88. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: maide suresi 88. ayet, helal rızık, temiz yiyecek, takva, maide 88, maide suresi, allah, rızık, helal, ilim, bilgi, iman, mümin, güven
-
Allah'ın size verdiği helal ve temiz rızıklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah'ın yasaklarından sakının.
Allah'ın size verdiği helal ve temiz rızıklardan yiyin. Muhtemelen helal tayyib, tayyib de helal demektir. Allah Teala aynı kavramı iki isimle adlandırmıştır, ikisi de aynıdır. Bunun yanında bu beyanın şu anlama gelmesi de mümkündür: Allah'ın size verdiği şeriat ve dine göre helal ve insan tabiatı açısından temiz olan rızıklardan yiyin; çünkü helal ve haram olanı bilmek, ancak dinin haber vermesiyle mümkündür. Tayyib ise insan tabiatının temiz gördüğü şeydir. Bu ayette Allah Teala'nın, temiz değil habis olan şeyi de rızık olarak verdiğinin delili vardır; çünkü böyle olmasaydı ayette zikredilen helal ve temiz olma şartının anlamı kalmazdı. En doğrusunu Allah bilir.
İman etmiş olduğunuz Allah'ın yasaklarından sakının. Bu ilahi beyanda ayetin müminlere hitap ettiğine yönelik delil bulunmaktadır, zira Allah, İman etmiş olduğunuz Allah'ın yasaklarından sakının buyurmakta, "eğer mümin iseniz" gibi bir ifade kullanmayıp, mutlak olarak onları mümin diye nitelemektedir. Bu, Allah'ın onları böyle isimlendirmesinin caiz olduğunu gösterir. Allah'ın yasaklarından sakının ve Allah'ın size helal kıldığı şeyleri haram kılmayın, o Allah ki ona iman etmektesiniz; çünkü helal ve haram kılan sadece O'dur, O'nun dışında kimse helal ve haram kılamaz.
Yorumu Yorumla
-
kulû (كُلُوا)
Sözcüğün kökü "e-k-l" (أ ك ل) harfleridir. Temel anlamı; yemek, tüketmek ve beslenmektir. Mâide Sûresi 88. ayette "ve kulû" (ve yiyin) şeklinde emir kipiyle geçerek, bir önceki ayette (87. ayet) yasaklanan o çileci (aşırı dindar) tutuma karşı ilahi bir ruhsat ve teşvik (ibaha) olarak gelir.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "bir nesnenin bedenin içine alınarak eksiltilmesi, varlığın içine katılması" anlamının bulunduğunu söyler.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, tefsir usulünde buradaki emir kipinin doğasını açıklar. Aydar'a göre "kulû" (yiyin) emri, farziyet (zorunluluk) bildiren bir emir değildir; bu bir "ibaha" (serbest bırakma) emridir. Allah, bedeni aç bırakarak dindarlık taslayanlara karşı, "Hayır, benim verdiğim rızıkları yiyin, bedeninizi hırpalamayın" diyerek fıtratın hakkını teslim eder.
razekakumullâhu (رَزَقَكُمُ اللّٰهُ)
Sözcüğün kökü "r-z-k" (ر ز ق) harfleridir. Temel anlamı; rızık vermek, pay ayırmak, kesintisiz bağış ve insanın faydalandığı her türlü maddedir. Ayette "mimmâ razekakumullâhu" (Allah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden) şeklinde geçerek, nimetin yegane kaynağını hatırlatır.
İbn Fâris, kök anlamını "bir canlıya, hayatını sürdürebilmesi için periyodik veya sürekli olarak verilen pay/bölüm" olarak tanımlar.
Râgıb el-İsfahânî, "rızık" kavramını mülkiyet kavramıyla bağdaştırır. Râgıb'a göre yeryüzündeki hiçbir gıda, insanın kendi bağımsız üretimi değildir. Allah toprağı, suyu ve güneşi var ettiği için o gıda ortaya çıkar. Bu yüzden insanın "Allah'ın verdiği rızkı" kendi kendine haram kılması, verenin (Rezzak'ın) nimetine karşı kaba bir hadsizliktir.
halâlen (حَلَالًا)
Sözcüğün kökü "h-l-l" (ح ل ل) harfleridir. Temel anlamı; düğümü çözmek, serbest bırakmak ve meşru/yasal olmaktır. Ayette, yenmesi emredilen rızkın hukuki sıfatı olarak geçer.
İbn Fâris, bu kökün asıl fiziksel anlamının "bağlanmış olan bir şeyi (ukdeyi) çözmek, engeli kaldırmak" olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın hukuk felsefesinde "helal" kavramını tahlil eder. Izutsu'ya göre helal, eşyanın doğasındaki asıl durumdur (beraat-ı zimmet/eşyada asıl olan ibahadır). Haramlık ise sonradan gelen ve geçici olan istisnadır. Allah'ın bağlarını çözdüğü (helal kıldığı) bir şeye, din adamlarının veya sofu müminlerin yeni bağlar/düğümler (haramlar) eklemesi yasaktır.
tayyiben (طَيِّبًا)
Sözcüğün kökü "t-y-b" (ط ي ب) harfleridir. Temel anlamı; iyi, temiz, güzel, lezzetli, iğrençlikten uzak ve fıtrata uygun olandır. Ayette "halâlen tayyiben" (helal ve temiz olarak) şeklinde eşdizimli geçerek, rızkın ahlaki ve estetik vasfını tanımlar.
İbn Fâris, kök anlamını "insanın duyularına ve ruhuna saf bir lezzet ve huzur veren, bozukluk barındırmayan hal" olarak tanımlar.
Râgıb el-İsfahânî, "helal" ve "tayyib" kavramları arasındaki farkı açıklar. Râgıb'a göre helal, eşyanın hukuki (şeri) statüsüdür. Tayyib ise eşyanın kalitesi, temizliği ve insan sağlığına/fıtratına uygunluğudur. Bir şey hukuken helal olabilir ama bozuk veya pis olduğu için tayyib olmayabilir. Kur'an, ideal gıdayı hem hukuken meşru (helal) hem de estetik/biyolojik olarak temiz (tayyib) olması şartına bağlar.
ettekûllâhe (وَاتَّقُوا اللّٰهَ)
Sözcüğün kökü "v-k-y" (و ق ي) harfleridir. Temel anlamı; korumak, sakınmak, bir şeye karşı kalkan edinmek ve sorumluluk bilinci taşımaktır. Ayette "Allah'a karşı takvalı olun/O'ndan sakının" şeklinde emir kipiyle geçerek, beslenmenin arkasındaki asıl ruhsal amacı mühürler.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "insanın kendisi ile kendisine zarar verecek (veya canını yakacak) şey arasına sağlam bir engel/kalkan koyması" anlamının bulunduğunu söyler.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, "yiyin" emrinden hemen sonra "takvalı olun" emrinin gelmesindeki diyalektiği inceler. Kılıç'a göre Allah, "Aç kalarak dindar olunmaz, rızıklarımı (helal ve temiz olanları) yiyerek bedeninizi güçlü tutun. Ancak yerken de hayvanlar gibi sadece midenizi doldurmayın; o nimeti verene karşı şükür bilincini ve sınırları koruma (takva) kalkanını daima kuşanın." Bu kurgu, bedensel haz (yemek) ile ruhsal disiplini (takva) muazzam bir dengede buluşturur.
mu'minûn (مُؤْمِنُونَ)
Sözcüğün kökü "e-m-n" (أ م ن) harfleridir. Ayetin sonunda "ellezî entum bihî mu'minûn" (ki siz O'na iman edenlersiniz / inananlarsınız) şeklinde geçerek, ilahi emirlere (helallere) uymanın arkasındaki varoluşsal kimliği ve o güvene dayalı dikey sözleşmeyi (imani bağı) hatırlatır. İman etmek (güvenmek), Allah'ın serbest bıraktığına helal, yasakladığına haram demeyi ve bu sınırlar içinde güvenle (emniyetle) yaşamayı gerektirir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla