وَيَقُولُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اَهٰٓؤُ۬لَٓاءِ الَّذ۪ينَ اَقْسَمُوا بِاللّٰهِ جَهْدَ اَيْمَانِهِمْۙ اِنَّهُمْ لَمَعَكُمْۜ حَبِطَتْ اَعْمَالُهُمْ فَاَصْبَحُوا خَاسِر۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Mâide Sûresi, 53. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: yemin, maide suresi 53. ayet, maide suresi, maide 53, boşa gitme, hüsran, allah, cihat, amel, iman, güven
-
İman edenler de 'Sizinle beraber olduklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıydı?' derler. Onların bütün yaptıkları boşa gitmiş, sonuçta hüsrana uğramışlardır.
İman edenler de şöyle derler. Münafıkların nifak hali ortaya çıkıp kendileri öldürülüp rezil olunca müminler birbirleriyle konuşurlar. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmuştur: "(Münafıklar) Allah'ın rahmetinden uzaklaşmış olarak nerede bulunsalar yakalanıp öldürülecekler". İşte o zaman müminler şöyle demiştir: Sizinle beraber olduklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıydı? Halbuki onlar daha önce Allah adına yemin ederek müminlerin yanında olduklarını söylüyor, fakat içlerinde bunun aksini, yani müminlere düşmanlığı ve kafirlere dostluğu saklıyorlardı. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Söylemediklerine dair Allah adına yemin ediyorlar"; "Kendilerinden hoşnut olasınız diye size yemin ederler" ve benzeri beyanlar. İşte Sizinle beraber olduklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıydı? mealindeki ayetin anlamı budur. En doğrusunu Allah bilir.
Onların bütün yaptıkları boşa gitmiş, sonuçta hüsrana uğramışlardır. Yani içlerinde gizledikleri niyetlerinden önce yaptıkları şeyler ile gizledikten sonra yaptıkları şeylerin hepsi boşa gitmiştir (ihbat). Rezil rüsvay olduktan sonra da hüsrana uğramışlardır. Çünkü o rezilliğe düşmeden ve nifakları ortaya çıkmadan önce elde ettikleri bütün menfaatleri yok olup gitti. Bütün yaptıkları boşa gitti, insanlara gösteriş olsun diye açıktan yaptıkları şeyler boşa gitmiştir. Hüsrana uğramışlardır, ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaklardır. Çünkü onlar yaptıkları şeylerden ne dünyada ve ne de ahirette fayda görmüşlerdir.
Yorumu Yorumla
-
aksemû (أَقْسَمُوا)
Sözcüğün kökü "k-s-m" (ق س م) harfleridir. Temel anlamı; bir bütünü parçalara ayırmak, paylaştırmak, bölüşmek ve yemin etmektir. "İf'âl" babından mazi (geçmiş zaman) fiil olan bu kelime, Mâide Sûresi 53. ayette münafıkların Müslümanlara olan bağlılıklarını ispat etmek için ettikleri ağır ve yalan yeminleri ifade eder.
İbn Fâris, Mekâyîs fi'l-Luğa adlı eserinde bu kökün "bir şeyi kısımlara ayırmak" olduğunu belirtir. Yemin etmeye "kasem" denilmesinin etimolojik nedeni, yemin eden kişinin kendi inancını, onurunu veya kutsal saydığı varlığı o sözün doğruluğuna şahit tutarak, hakkın veya sorumluluğun bir "payını/kısmını" o kutsala bağlamasıdır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât'ta "kasem" kavramının psikolojik işlevine odaklanır. Râgıb'a göre yemin, sözün bağlayıcılığını artırmak için kutsal bir ismi (Allah'ı) aracı kılmaktır. Münafıkların "aksemû billâh" (Allah'a yemin ettiler) eylemi, onların kalplerindeki iman eksikliğini, dillerindeki aşırı teyit (yemin) ile kapatma çabasıdır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin Kur'an'daki münafık tiplemesiyle olan organik bağına dikkat çeker. Öztürk'e göre Kur'an'da münafıkların en belirgin karakteristik eylemlerinden biri durduk yere "yemin etmeleridir" (aksemû). Yemin, yalanı örten en kalın kılıftır ve onlar içlerindeki o derin güvensizliği ve ihaneti saklamak için kutsalın (Allah'ın) ismini siyasi bir kalkan (kasem) olarak araçsallaştırmışlardır.
cehde (جَهْدَ)
Sözcüğün kökü "c-h-d" (ج ه د) harfleridir. Temel anlamı; bütün gücünü harcamak, zorluk çekmek, takatinin son sınırına ulaşmak ve aşırı çaba sarf etmektir. Ayette "cehde eymânihim" (yeminlerinin en bütün gücüyle/en ağır yeminlerle) tamlaması içerisinde geçerek, edilen yeminin şiddetini ve abartısını niteleyen bir mastar/zarf olarak kullanılır.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "insanın sahip olduğu fiziksel veya zihinsel enerjiyi, kendisini zorlayacak ve yoracak (meşakkat) derecede son damlasına kadar kullanması" anlamının bulunduğunu söyler.
Râgıb el-İsfahânî, "cehd" kavramını "bir amaca ulaşmak için gücün son sınırına (ğayet) dayanması" olarak tanımlar. Ayette münafıkların yeminlerine "cehd" kelimesinin eklenmesi, onların sadece sıradan bir söz söylemediklerini; inandırıcı olabilmek için bütün teatral yeteneklerini, ses tonlarını ve inandırıcılık kapasitelerini (cehdlerini) sonuna kadar zorladıklarını gösterir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın psikolojik tahlillerinde bu kelimenin yarattığı teolojik ironiyi inceler. Izutsu'ya göre "cehd" normalde inananların Allah yolunda gösterdikleri samimi ve zorlu çabayı (cihadı) tanımlar. Ancak burada münafıklar o "cehdi" (maksimum eforu) gerçeği savunmak için değil, yalanlarını pazarlamak ve "biz kesinlikle sizinleyiz" demek için kullanmaktadırlar. Bu, sahtekarlığın dilbilimsel olarak nasıl abartıya dönüştüğünün (overcompensation) ispatıdır.
eymânihim (أَيْمَانِهِمْ)
Sözcüğün kökü "y-m-n" (ي م ن) harfleridir. Kelime, "yemîn" sözcüğünün çoğulu olup, "onların" (him) zamiriyle tamlanmıştır. Temel anlamı; sağ el, sağ taraf, güç, kuvvet, bereket, uğur ve kasem/yemindir. Ayette "onların yeminleri" anlamına gelir.
İbn Fâris, kök anlamının "insanın sağ tarafı ve sağ eli" olduğunu belirtir. Söz vermeye "yemin" denilmesinin nedeni, Arapların bir anlaşma yaptıklarında veya kasem ettiklerinde, sözün gücünü ve bağlayıcılığını göstermek için birbirlerinin "sağ ellerini" (yemîn) tokuşturarak (musafaha) akdi mühürlemeleridir.
Râgıb el-İsfahânî, "yemin" kelimesinin "kuvvet ve kudret" anlamından türediğine dikkat çeker. İnsanın sağ eli nasıl ki bedeninin en kuvvetli yeri ise, yemin de söylenen sözün en kuvvetli (sağlama alınmış) halidir. Münafıkların "en ağır yeminleri" (cehde eymânihim) etmeleri, kendi sözlerinin fıtraten zayıf ve asılsız olduğunu bildikleri için ona suni bir "kuvvet" (yemin) katma telaşıdır.
habitat (حَبِطَتْ)
Sözcüğün kökü "h-b-t" (ح ب ط) harfleridir. Temel anlamı; boşa gitmek, heba olmak, değerini yitirmek, şişmek ve zehirlenip ölmektir. Mazi (geçmiş zaman) müennes fiil olan bu kelime, ayette "habitat a'mâluhum" (onların amelleri/işleri boşa çıktı) şeklinde geçerek, münafıkların dünyadaki gösterişli eylemlerinin ahiretteki ontolojik iflasını ifade eder.
İbn Fâris, bu kökün temelinde yatan muazzam bedevi metaforunu açıklar. "Hubût", otlayan bir hayvanın zehirli veya normalden fazla ot yediğinde karnının gazla şişmesi ve dışarıdan bakıldığında çok besili (büyük) görünmesine rağmen, aslında o şişkinliğin onu içten içe zehirleyip öldürmesi durumudur.
Râgıb el-İsfahânî, bu fiziksel/veteriner teriminin Kur'an tarafından ahlaki ve eskatolojik (ahirete dair) bir terime dönüştürülmesini tahlil eder. Râgıb'a göre münafıkların ibadetleri, yeminleri ve sahte dostlukları dünyada dışarıdan bakıldığında "şişkin, büyük ve gösterişli" durabilir. Ancak içinde iman (ihlas) olmadığı için, bu ameller tıpkı o zehirli otu yiyen hayvanın karnı gibi patlamaya ve ahirette bütünüyle yok olmaya/ölmeye (hubût etmeye) mahkumdur.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki ahlaki nedensellik kurgusunda "habitat" eyleminin "sıfırlanma" anlamına geldiğini belirtir. Izutsu'ya göre insanın ameli (işi) onun manevi sermayesidir. Riyakarlık ve nifak (ikiyüzlülük), o sermayeye bulaşan bir virüstür ve o güne kadar yapılmış ne kadar görünür iyilik veya ritüel varsa, hepsinin ontolojik değerini anında sıfırlar (hubût).
Angelika Neuwirth, Mâide Sûresi'nin retorik yapısında bu fiilin kesinliğine dikkat çeker. Ayet, gelecekte "boşa çıkacak" demez; mazi kipiyle "habitat" (boşa çıktı/çöktü) der. Neuwirth'e göre nifak (ikiyüzlülük) ortaya çıktığı an, geçmişteki bütün o ağır yeminler ve sahte çabalar, ilahi adalet terazisinde anında "yok" hükmüne düşmüştür bile.
a'mâluhum (أَعْمَالُهُمْ)
Sözcüğün kökü "a-m-l" (ع م ل) harfleridir. Kelime, "amel" (iş/eylem) sözcüğünün çoğulu olup zamirle tamlanmıştır. Temel anlamı; iradeye dayalı eylem, kasıtlı iş, çaba ve pratiktir. Ayette, boşa çıkan o eylemler bütününü tanımlar.
İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi belirli bir niyet ve kasıtla yapmak, üretmek" anlamına geldiğini söyler.
Râgıb el-İsfahânî, "amel" kavramı ile "fiil" (herhangi bir hareket) arasındaki felsefi farkı tahlil eder. Her amel bir fiildir, ancak her fiil amel değildir. Amel, sadece şuurlu, akıl sahibi ve iradeli varlıkların (insanların) bir niyet taşıyarak yaptıkları işlerdir. Ayette münafıkların "amelleri" denmesi, onların tesadüfen hata yapmadıklarını, yemin etme ve araya sızma işlerini son derece planlı ve kasti bir "amel" olarak kurguladıklarını gösterir.
hâsirîn (خَاسِرِينَ)
Sözcüğün kökü "h-s-r" (خ س ر) harfleridir. Kelime, "hâsir" (ziyana uğrayan/kaybeden) sözcüğünün çoğuludur. Temel anlamı; zarara girmek, sermayeyi yitirmek, aldanmak, iflas etmek ve mutlak bir kaybediş yaşamaktır. Ayetin sonunda "fe asbehû hâsirîn" (böylece onlar hüsrana uğrayanlardan/kaybedenlerden oldular) şeklinde geçerek, münafıkların nihai akıbetini (eskatolojik ve sosyal iflasını) mühürler.
İbn Fâris, bu kökün temelinde "bir ticaret veya ölçüm esnasında sermayenin eksilmesi, kişinin beklediği kârdan mahrum kalıp elindekini de yitirmesi" anlamının bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "hüsran" kavramını ikiye ayırır: Maddi hüsran (paranın veya malın kaybı) ve manevi/ontolojik hüsran (insanın kendi ruhunu, aklını ve ahiretini kaybetmesi). Râgıb'a göre ayetteki hüsran mutlak hüsrandır; çünkü onlar, Ehl-i Kitap (Yahudi kabileler) ile kurdukları gizli siyasi ittifaklardan dünyevi bir kazanç (kâr) beklerken, o ittifaklar çökünce hem dünyadaki itibarlarını hem de ahiretteki varoluşlarını kaybetmişlerdir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın "ilahi ticaret" (divine commerce) metaforlarını tahlil ederken "hâsirîn" kelimesinin bu sistemdeki yerine odaklanır. Mekke ve Medine'nin ticaret aklına hitap eden Kur'an, dini ilişkileri sürekli bir kâr-zarar dengesi üzerinden anlatır. Izutsu'ya göre münafıklar, Müslümanları kandırmak için "yeminlerini" bir yatırım aracı olarak kullanmışlardır. Ancak hakikat ortaya çıkıp amelleri "habitat" (boşa çıkınca), yaptıkları bu riyakar yatırım korkunç bir iflasla sonuçlanmış ve onlar evrensel piyasanın mutlak "kaybedenleri" (hâsirîn) olmuşlardır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla