اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ اَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Fussilet Sûresi, 8. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: fussilet 8, iman, kesintisiz mükafat, fussilet suresi 8. ayet, salih amel, fussilet suresi, amel, salih, ecir, güven
-
“İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, onlar için eksilmeyen bir mükâfat vardır.”
Bu âyette geçen “gayr-ı memnûn” (غَيْرُ مَمْنُونٍ) tamlaması, hiç bitmeyen, arkası kesilmeyen anlamına gelir. Bu da âhirette gerçekleşecektir. Bazılarına göre hesaba gelmeyecek derecede mükâfat mânasına gelir. Bazıları da hiç başa kakılmayan mükâfatlar anlamını verdi, bu da âhirette gerçekleşecektir. En doğrusunu Allah bilir ya, bunun mânası şöyle olmalıdır: Onların amellerine karşılık verilen mükâfata bir o kadar daha ilâve yapılır ve bu ilâve asla başlarına kakılmaz. Bu ibareye bazıları, eksilmeyen ve engellenmeyen mükâfat anlamını vermiştir. En doğrusunu Allah bilir ya, bu ibare, gençken ve güçlü-kuvvetli iken itaat edip yararlı işler yapan, sonra yaşlandığında aynı davranışları yapmaktan aciz kalınca, genç ve güçlü iken yazılan sevapların aynısı hiç eksiksiz olarak yine yazılır demektir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Âmenû (آمَنُوا)
İbn Fâris, "e-m-n" kökünün sözlükte "korkunun zıddı olarak güven içinde olmak, emniyette hissetmek ve tasdik etmek" gibi temel anlamlara geldiğini belirtir. İman etmenin, kişinin kalbindeki şüphe ve korkuları atarak ilahi mesaja tam bir güvenle bağlanması ve onu doğrulaması eylemi olduğunu ifade eder.
Râgıb el-İsfahânî, iman kavramını salt bir zihinsel onaylama eyleminden ayırır. İsfahânî'ye göre "âmenû" fiili, hakikati kalbe güvenle yerleştirmeyi, nefsi her türlü şüpheden arındırarak ilahi otoritenin korumasına girmeyi ifade eder. Bu bağlamda iman, kişinin kendi iç dünyasında sağladığı ontolojik bir barış ve sükûnet halidir.
Toshihiko Izutsu, iman kavramını Kur'an'ın anlamsal sahasında "küfür" kavramının mutlak zıddı olarak konumlandırır. İmanın sadece pasif bir inanç değil, insanın Allah'a karşı duyduğu mutlak güven ve varoluşsal bir teslimiyet eylemi olduğunu belirtir. Küfrün nankörlük ve isyan barındıran yapısına karşılık, imanın derin bir sadakat ve minnettarlık içerdiğini tespit eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin Arapça "e-m-n" kökünden türediğini, terim olarak Hz. Peygamber'in Allah'tan getirdiği kesin olarak bilinen hükümleri kalben tasdik etmek ve ona tam bir güven duymak anlamına geldiğini kaydeder.
es-Sâlihâti (الصَّالِحَاتِ)
İbn Fâris, "s-l-h" kökünün "bozukluk ve çürümenin (fesadın) zıddı olarak iyi, faydalı, sağlam ve dürüst olmak" anlamlarına geldiğini kaydeder. Salih amelin, içinde hiçbir eksiklik veya kötülük barındırmayan, bireye ve topluma fayda sağlayan yapıcı eylemler bütünü olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, salih eylemleri hem maddi hem de manevi boyutuyla ele alır. Bir eylemin "salih" olabilmesi için insanın varoluşsal gayesine uygun olması, ahlaki bir değer taşıması ve zararı ortadan kaldırması gerektiğini vurgular.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "salih amel" kavramının "iman" kavramıyla ayrılmaz bir ikili (kavramsal çift) oluşturduğunu inceler. İmanın insanın iç dünyasındaki görünmez tasdik, salih amelin ise bu tasdikin dış dünyadaki zorunlu, ahlaki ve eylemsel tezahürü olduğunu ifade eder.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, salih ameli ontolojik bir onarım ve inşa faaliyeti olarak değerlendirir. İnsanın dünyadaki varlık sebebinin iyiliği yaymak olduğunu belirterek, bu kelimenin yıkıcı ve bozucu (müfsid) her türlü eğilime karşı insanın ahlaki duruşunu temsil ettiğini vurgular.
Ecrun (أَجْرٌ)
İbn Fâris, "e-c-r" kökünün temel anlamının "yapılan bir işe, emeğe veya eyleme karşılık verilen bedel, mükafat ve ücret" olduğunu tespit eder. Ayetteki kullanımın, insanın dünyada ortaya koyduğu inanç ve eylemlerin ahiretteki ilahi karşılığını nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, ecr kelimesinin sadece dünyevi bir ticari terim olmadığını, Kur'an'ın bu kelimeyi alıp eskatolojik (ahirete dair) bir mükafat kavramına dönüştürdüğünü ifade eder. İnsanın iyi amellerinin Allah katında zayi olmayacağını garanti eden hukuki ve ilahi bir teminat olduğunu söyler.
Arthur Jeffery, kelimenin etimolojik kökeninin saf Arapça olmasından ziyade kuzeybatı Sami dillerine dayandığını tartışır. Kelimenin Aramice veya Süryanicedeki "agra" (ücret, dini mükafat) sözcüğünden Arapçaya geçtiğini, İslam öncesi dönemde Hristiyan ve Yahudi topluluklarının dini metinlerinde "ilahi ödül" anlamında kullanıldığını ve Kur'an'ın bu yerleşik terminolojiyi benimsediğini iddia eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, kelimenin sözlükte "ücret, karşılık" anlamına gelen "e-c-r" kökünden geldiğini; terim olarak iman edip iyi işler yapanlara Allah tarafından ahirette verilecek olan cennet nimetlerini ve ilahi lütufları ifade ettiğini aktarır.
Memnûn (مَمْنُونٍ)
İbn Fâris, "m-n-n" kökünün iki farklı temel anlama sahip olduğunu belirtir: Birincisi "kesmek, koparmak ve sona erdirmek", ikincisi ise "ağır bir nimet vermek, iyilik yapmak". Müellif, "ğayru memnûn" tamlamasının birinci anlama dayanarak "asla kesintiye uğramayan, bitmeyen ve tükenmeyen" anlamına geldiğini kaydeder.
Râgıb el-İsfahânî, İbn Fâris'in tespit ettiği iki anlama da dikkat çeker. İlk anlama göre kelimenin "kesintisiz, sürekli" demek olduğunu; ikinci anlama göre ise "başa kakılmayan, minnet edilmeyen" bir ödül anlamına gelebileceğini belirtir. İsfahânî, ilahi mükafatın insanın onurunu zedeleyecek bir minnet duygusundan uzak olduğunu vurgular.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimeyi Mekke'nin sosyo-ekonomik bağlamı üzerinden okur. Müşriklerin ticari hayatlarında verdikleri ücretlerin geçici olması ve çoğunlukla bir kibir/minnet aracı olarak kullanılmasına karşılık, Kur'an'ın vaat ettiği ilahi ecrin "ğayru memnûn" (hiçbir zaman kesilmeyen ve asla başa kakılmayan) sıfatıyla anılmasının, ilahi cömertliğin ve ahlakın dünyevi olandan üstünlüğünü ortaya koyan sosyolojik bir eleştiri olduğunu ifade eder.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, bu kelimenin "m-n-n" kökünden ism-i mef'ûl olduğunu belirtir. Tefsir geleneğindeki genel kabule uygun olarak, ahiretteki ödülün dünyevi nimetler gibi sonlu olmadığını, ebedi ve kesintisiz (gayr-ı memnûn) bir lütuf olduğunu kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla