وَهٰذَا كِتَابٌ اَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ مُصَدِّقُ الَّذ۪ي بَيْنَ يَدَيْهِ وَلِتُنْذِرَ اُمَّ الْقُرٰى وَمَنْ حَوْلَهَاۜ وَالَّذ۪ينَ يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ يُؤْمِنُونَ بِه۪ وَهُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
En'âm Sûresi, 92. Ayet
Daralt
X
-
Bu (Kur'an), Ummulkura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz, kendisinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler.
Kur'an-ı Kerim'in İsimleri ve Onların Anlamı
Bu (Kur'an), sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Buradaki kitaptan maksadın Kur'an olduğu söylenmiştir. İndirdiğimiz mübarek bir kitap; Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'i hazan mübarek, hazan nılr, hazan hidayet ve rahmet, hazan şifa, mecid, kerim, hakim diye adlandırdı. Hakikatte Kur'an-ı Kerim nılr, mübarek, rahmet, hidayet, şifa, mecid, kerim ve hakim olmakla nitelenmez, çünkü Kur'anın kendisi zaten sıfattır, sıfat başka bir sıfatla tavsif edilmez. Kur'an eğer hakikatte nılr, rahmet, hidayet veya zikredilen diğer niteliklerden ibaret olsaydı, onun herkes için nur ve belirtilen niteliklerde aynı özellikte olması gerekirdi. Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'ın bazı insanları sağır ettiğini belirtmesi, bazılarının da kirlerine kir kattığını haber vermesi, onun hakikatte öyle olmadığına işaret eder. Çünkü öyle olsaydı, bu vasıfların herkes için gerçekleşmesi gerekirdi. Ancak Allah ona yine de bu isimleri vermiştir, mesela doğru yolu bulmak isteyenlerin yolunu aydınlattığı için ona nur demiştir. Ona uyanların kafalarındaki dine dair karmaşıklığı giderip rahatlattığı için şifa ve rahmet demiştir. Dini ihya edip canlandırdığı için ona ruh demiştir. Onun inceliklerini kavrayan ve ona uyan insan hikmet sahibi olduğu için hakim demiştir. Keza insanları şan ve şerefe, cömertliğe davet ettiği için ona mecid ve kerim demiştir. Ona uyan güzel ahlaka kavuşacağı için mecid ve kerim olur. Her türlü berekete onun vasıtasıyla ulaşıldığı için mübarek demiştir. Bereket iki şeyin adıdır; biri her türlü hayır ve iyiliğin, diğeri de çoğalan ve artan her ürünün adıdır. Binaenaleyh ona tabi olan her türlü hayır ve iyiliğe, her işinin verimli ve semereli olmasını sağlamış olur. İşte belirtilen niteliklerin açıklaması budur.
Kendisinden öncekileri doğrulayıcı. Yani daha önceki ilahi kitapları doğrulayıcı; çünkü Allah'ın önceki peygamberlere indirdiği diğer kitapların çağırdığı Allah'ın birliğine inanmaya, ilahlık ve rablık konusunda başkalarını O'na ortak koşmamaya Kur'an da insanları davet etmekte, adalete ve iyiliğe çağırmakta, her türlü ahlaksızlığı ve kötülüğü yasaklamaktadır. Diğer kitaplar da insanları, Kur'an'ın davet ettiği şeylere çağırmışlardı, dolayısıyla onlar birbirlerine muhalif değil, aksine muvafıktırlar. Bundan dolayı Cenab-ı Hak Kur'an hakkında Kendisinden öncekileri doğrulayıcı ifadesini kullanmıştır. En doğrusunu Allah bilir.
Bu (Kur'an), Ummulkura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır. Denildi ki: Ummulkuradan maksat Mekke'dir. İki sebepten dolayı Mekke'ye Ummulkura denilmiştir. Birincisi, çünkü Mekke şehirlerin aslı ve öncüsüdür, müfessirlerin belirttiğine göre yeryüzünün yaşamaya elverişli hale getirilmesine Mekke'den başlanmıştır.
İkincisi, ona Ummulkura denilmiştir, çünkü insanlar hac sırasında oraya giderler, hac ibadetlerini orada yaparlar, orayı gaye edinir ve orasını ana sayarlar, namazlarında oraya yönelirler, hasılı orası şehirler halkının yöneldiği yerdir.
Ummulkurayı uyarman için. Yani Ummulkura ahalisini uyarman için. Ahirete inananlar buna da inanırlar. Şayet, "Cenab-ı Hak ölümden sonra dirilmeye inananın bu kitaba da inandığını haber vermektedir. Fakat Ehl-i Kitap ölümden sonra dirilmeye inandığı halde Kur'an'a inanmamaktadır, bunun anlamı nedir?" diye bir soru sorulursa buna şu cevap verilir: Buna birkaç şekilde cevap verilebilir. Birincisi, bu ayet öldükten sonra dirilmeye inandıkları zaman ona da inanan özel bir kavim hakkında gelmiş olabilir. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Onları uyarsan da, uyarmasan da asla iman etmezler". Bu ise belli bir kavim hakkında gelmiştir, onların ekserisi uyarıldıkları zaman iman etmişlerdi. İşte açıklamaya çalıştığımız ayet de böyledir.
ikincisi, Ahirete inananlar mealindeki ifade, ilimle ve delillerle inananlar Kur'ana da inanırlar, demektir. Çünkü Kur'an, öldükten sonra dirilmeyi teyit ve tekit eden deliller getirmiştir; binaenaleyh Kur'an'ın teyit ettiği şeye inanıp da Kur'ana inanmamak caiz değildir.
Üçüncüsü, ayetin, onların babalarından haber veriyor olması muhtemeldir; onlar mucizeler ve delillerle ölümden sonra dirilmeye iman ediyor ve buna rağbet ediyorlardı, peygamber gelince de ona iman ettiler. Bu ayetin müminler hakkında gelmiş olması da mümkündür, onların ahirete de, Kur'an'a da iman ettiklerini haber vermektedir. Görmez misin ki Cenab-ı Hak ayetin devamında Onlar namazlarını kılmaya hakkıyla devam ederler diye buyurmaktadır. Ahirete iman edenlerin, Kur'an'a iman etmeye layık oldukları anlamına gelmesi de muhtemeldir, çünkü ahirete Kur'an ile hazırlık yapılır. Belirttiğimiz ihtimallerin hepsi de mümkündür.
Yorumu Yorumla
-
Kitâbün (كِتَابٌ)
İbn Fâris, "k-t-b" kökünün sözlükte dağınık şeyleri bir araya getirmek, bağlamak, dikiş atmak ve bir şeyi kalıcı hale getirmek için yazmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kitap" kavramını, ilahi iradenin kulları için belirlediği şaşmaz fıtrat yasalarını, farzları ve hükümleri içeren mutlak, bağlayıcı ve yazılı (kalıcı) ilahi belge olarak tanımlar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki köklerine inerek; Aramice ve Süryanicedeki "ktâbâ" kelimesiyle doğrudan dilbilimsel bir akrabalığı olduğunu, Ortadoğu'nun monoteistik inanç havzasında "kutsal metin / vahiy" anlamında ortak ve çok güçlü bir teolojik lügati temsil ettiğini kanıtlarıyla sunar.
Enzelnâhü (أَنْزَلْنَاهُ)
İbn Fâris, kelimenin türediği "n-z-l" kökünün yüksek bir yerden aşağıya inmek, konaklamak ve bir misafiri ağırlamak anlamlarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "inzâl" eylemini teolojik bağlamda; ilahi vahyin, insanın idrak kapasitesine uygun bir formda (dil ve mana olarak) aşkın alemden beşeri aleme indirilmesi ve sunulması olarak açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, failin "Biz" (enzelnâhü / biz indirdik) şeklinde kullanılmasını kelam felsefesi açısından değerlendirir. Bir önceki ayette müşriklerin "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" şeklindeki deistik itirazına karşı; bu kitabın bizzat "mutlak irade" tarafından, tarihe ve insana aktif bir müdahale olarak (yukarıdan aşağıya) indirildiğini sabitleyen sarsılmaz bir ilahi otorite vurgusu olduğunu tahlil eder.
Mübârakün (مُبَارَكٌ)
İbn Fâris, "b-r-k" kökünün temelinde devenin göğsünü yere vererek çökmesi, bir şeyin bir yerde sabit kalması, süreklilik ve suyun havuzda toplanıp çoğalması (bereket) anlamlarının yattığını aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "mübârek" sıfatını; ilahi hayrın, faydanın ve ontolojik bereketin bir nesnede (veya metinde) sarsılmaz bir şekilde karar kılması, tükenmemesi ve sürekli olarak çoğalması hali olarak tanımlar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın bu sıfatla nitelendirilmesini bilgi felsefesi ekseninde okur. Pagan aklının kutsallığı ve bereketi putlarda, Kabe panayırlarında veya kabilevi ritüellerde aramasına karşılık; bu ifadenin gerçek ve tükenmez "bereketin" (anlamın ve kurtuluşun) ilahi vahiy metninde (kitapta) bulunduğunu ilan eden muazzam bir değer aktarımı olduğunu detaylandırır.
Müsaddiku (مُصَدِّقُ)
İbn Fâris, "s-d-k" kökünün etimolojik tabanında bir şeyin gerçeğe, vakıaya mutlak surette uygun düşmesi, yalanın zıddı olarak sağlamlık ve doğruluk anlamlarının bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tasdik" eylemini, kendisinden önceki bir iddianın veya belgenin doğruluğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde onaylamak, teyit etmek ve onun meşruiyetini güvence altına almak olarak açıklar. Gabriel Said Reynolds, "müsaddik" kavramını Geç Antik Çağ'ın teolojik polemikleri (Hristiyan-Yahudi tartışmaları) üzerinden değerlendirir. Kur'an'ın, kendinden önceki vahiyleri (Tevrat ve İncil'i) tamamen iptal eden sıfırdan bir din olarak değil; onların tahrif edilmemiş o saf ve "orijinal/tevhidi" özünü "onaylayan" (müsaddik) bir üst metin olarak kendini konumlandırmasının, monoteistik geleneği tek bir tarihsel çizgide birleştiren eşsiz bir dekonstrüksiyon (yapı söküm) stratejisi olduğunu ifade eder.
Tünzira (تُنْذِرَ)
İbn Fâris, "n-z-r" kökünün sözlükte yaklaşan bir tehlikeye karşı önceden haber vermek, uyarmak ve muhatabın sükunetini bozarak onu teyakkuza geçirmek anlamına geldiğini tespit eder. Râgıb el-İsfahânî, "inzâr" eylemini, salt bir korkutma (tahvif) eyleminden ayırır; ona göre bu eylem, sevgi ve merhamet barındıran bir uyarıdır, tıpkı uçuruma doğru yürüyen birini kurtarmak için atılan telaşlı bir çığlık gibi, insanı kendi eylemlerinin kozmik faturasından haberdar etmektir.
Ümme (أُمَّ)
İbn Fâris, "e-m-m" kökünün temelinde bir şeye kastetmek, yönelmek, öncü olmak ve bir şeyin aslı, kaynağı, toplanma merkezi olmak anlamlarının yattığını kaydeder. Biyolojik anneye de varlığın kaynağı olduğu için bu isim verilmiştir. Râgıb el-İsfahânî, "ümm" kavramını, etrafındaki diğer unsurları kendisine bağlayan, onları besleyen, yönlendiren ve onlara model olan "kök/merkez" varlık olarak felsefi bir boyutta tanımlar.
El-Kurâ (الْقُرَىٰ)
İbn Fâris, kelimenin tekili olan "karye" sözcüğünün "k-r-y" kökünden türediğini; asıl anlamının insanları, suları ve kaynakları bir araya toplamak, havuzda biriktirmek olduğunu belirtir. Mecazi olarak insanların toplu halde yaşadıkları yerleşim yerlerine (kentlere/kasabalara) "karye" denmiştir. Patricia Crone, ayetteki "Ümmül Kurâ" (Şehirlerin Anası) tamlamasını Mekke'nin Geç Antik Çağ'daki sosyo-ekonomik bağlamı üzerinden okur. Mekke'nin o dönemde sadece dini bir tapınak (Kabe) merkezi değil, etrafındaki tüm irili ufaklı bedevi yerleşimlerini (kurâ) ticari, siyasi ve paganist (putperest) bir ağ ile kendine bağlayan, statükonun devasa "anakenti/metropolü" (ümm) olduğunu; uyarının (inzâr) doğrudan bu güç merkezinden başlatılmasının, pagan sistemini bizzat kendi kalesinde çökertmeye yönelik radikal bir teolojik başkaldırı olduğunu tahlil eder.
Yü'minûne (يُؤْمِنُونَ)
İbn Fâris, "e-m-n" kökünün asıl anlamının kalbin sükûnet bulması, korku ve endişenin tamamen ortadan kalkması, bir şeye sarsılmaz bir güven duymak ve tasdik etmek olduğunu aktarır. Râgıb el-İsfahânî, "iman" eylemini, aklın ve ruhun ilahi hakikati ontolojik bir kabullenmeyle onaylaması ve mutlak bir güvenlik (emniyet) alanına girmesi olarak açıklar. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin "Ahirete iman edenler, ona (bu kitaba) da iman ederler" şeklindeki kurgusunu değerlendirir. Ahiret bilincinin (eskatolojinin), dünyadaki eylemlerinin ontolojik bir faturası (hesabı) olacağına inanan o felsefi ciddiyetin; ancak bu sorumluluğu vaaz eden bir kitaba (Kur'an'a) güven duyabileceğini; hesap verme ahlakına sahip olmayan pragmatist (pagan) bir aklın, bu kitabın getirdiği ahlaki yükümlülükleri (imanı) doğası gereği reddedeceğini belirten kusursuz bir psikolojik tahlil olduğunu vurgular.
Yühâfizûn (يُحَافِظُونَ)
İbn Fâris, "h-f-z" kökünün sözlükte bir şeyi kaybolmaktan, bozulmaktan, unutulmaktan veya dışsal bir zarardan korumak, onu sürekli gözetim altında tutmak anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "muhâfaza" eylemini (müfâale babında olmasından ötürü) sıradan bir koruma değil, sürekli bir dikkat, karşılıklı bir özen ve ontolojik bir uyanıklık hali olarak tanımlar. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayetin "Onlar namazlarını (salatlarını) muhafaza ederler" (ve hüm alâ salâtihim yühâfizûn) şeklindeki kapanışını (fasıla) inceler. İman etmenin (teorinin) hemen peşinden namazı muhafaza etme (pratiğin) eyleminin gelmesini değerlendirir. Ahirete ve kitaba duyulan soyut inancın, ancak bedensel ve ruhsal bir duruş olan (salat) eylemiyle ve bu eylemin dünyanın tüm meşgalelerine, paganizmin ayartmalarına karşı sarsılmaz bir disiplinle (muhafaza ile) korunmasıyla gerçek (ontolojik) bir değer kazanacağını vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla