Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bürûc Sûresi, 8. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bürûc Sûresi, 8. Ayet

    وَمَا نَقَمُوا مِنْهُمْ اِلَّٓا اَنْ يُؤْمِنُوا بِاللّٰهِ الْعَز۪يزِ الْحَم۪يدِۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vemâ nekamû minhum illâ en yu/minû bi(A)llâhi-l’azîzi-lhamîd(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Azîz, övgüye lâyık olan Allah'a inandıkları için, yalnızca bunun için müminlerden öç aldılar."

      Müslümanların Zafiyeti Zat-ı İlahiyyeye Noksanlık Getirmez

      Allah Teâlâ, burada isimlerinden “el-Azîz” ve “el-Hamîd” isimlerini belirtti. Bununla şu gerçeği bildirmek istedi: sevdiği kullarına ve itaat eden müminlere dokunan zillet sebebiyle yüce zatına asla bir noksanlık erişmez, keza sevdiği kullarının yenik düşmesi halinde de O’nun övülmesine bir eksiklik gelmez. Dünyada hükümdar olanların durumu ise bunun aksinedir. Çünkü onların yakın adamlarından birinin başına bir sıkıntı geldiği zaman o sıkıntı aynısıyla hükümdarın başına da gelmiş gibi olur. Tâbilerinden bazıları yenik düşüp de kendisi onlara yardım etmeye ve içinde bulundukları yenilgiyi onlardan savuşturmaya kadir olamazsa o, bu sebeple ayıplanır ve yerilir. Aziz ve Celil olan Allah’a gelince, O’nun durumu asla böyle değildir, çünkü O, her şeye kadirdir.

      Bir başka yorum da şöyledir: Onlara dokunan acı, ölüm ve benzeri haller gerçekte bir zillet ve hakirlik değildir, aksine onlar için bir ikram, mertebelerinin yükselmesi, şan ve şereflerinin yücelmesidir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Nekamu (نقموا)

        İbn Fâris, n-k-m kökünün temel anlamının bir şeyi çirkin görmek, hoşlanmamak, inkar etmek ve intikam almak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin bir şeyi dille kınamak veya cezalandırmak suretiyle reddetmek anlamına geldiğini, ayetteki bağlamıyla zalimlerin müminlerde intikam almayı veya kınamayı gerektirecek hiçbir fiili suç bulamadıklarını, duydukları öfkenin yalnızca onların iman etmelerinden kaynaklandığını vurgular. Toshihiko Izutsu, Kuran'ın ahlaki kavramlar ağında bu fiilin genellikle haklı bir ilahi cezalandırmayı ve adaleti sağlamayı ifade etmesine karşın, bu ayette zalimlerin kendi ideolojik kinleri uğruna bu eylemi gasp ettiklerini, müminlere yönelik nefretlerinin irrasyonelliğini ve salt imana karşı duyulan husumeti yansıttığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kök anlamından hareketle, ortada cezalandırılacak veya intikam alınacak somut bir kötülük olmamasına rağmen zalimlerin sergilediği şiddetli ve nedensiz öfkeyi nitelediğini, bu kullanımın inananları yok etmeye odaklanan zulmün dayanaksız doğasını gözler önüne serdiğini ifade eder.

        Yü'minu (يؤمنوا)

        İbn Fâris, e-m-n kökünün asıl anlamının korku ve endişenin zıddı olarak güven içinde olmak, emniyet duymak ve tasdik etmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin kalple tasdik ve mutlak güven bağlamında kullanıldığını, bu ayette zalimlerin öfkesini çeken yegâne "suçun", kurbanların Allah'a duydukları sarsılmaz güven ve O'nu tasdik eylemi olduğunu aktarır. Toshihiko Izutsu, iman fiilinin müzari (geniş/şimdiki zaman) kalıbıyla kullanılmasının, inananların ölümcül tehditlere ve ateşe rağmen içsel bir boyun eğişle Allah'a güvenme eylemlerini aktif ve sürekli bir tercih olarak sürdürdüklerini gösterdiğini, bu durumun zorbaların dayatmalarına karşı ontolojik bir direniş ifade ettiğini analiz eder.

        Allah (الله)

        İbn Fâris, kelimenin e-l-h kökünden gelen ve ibadet edilen, tapınılan varlık anlamına gelen ilah sözcüğünün harf-i tarif (el) almış formu olduğunu belirterek Yaratıcı'nın özel ismine dönüştüğünü ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin İslam öncesi Arabistan'da da bilindiğini, etimolojik kökeninin köklü bir Sami mirası olarak İbranicedeki Elohim ve Süryanicedeki Alaha formlarıyla bağlantılı olduğunu, dışarıdan sonradan ithal edilmiş bir kelime olmaktan ziyade bölgenin kadim teolojik sözcük dağarcığının zirvesini temsil ettiğini detaylandırır. Toshihiko Izutsu, Kuran'ın semantik evreninde bu kelimenin, cahiliye dönemindeki panteonun baş tanrısı konumundan çıkarılarak mutlak, yegâne ve her şeyin merkezindeki ontolojik gerçeklik olarak yeniden inşa edildiğini, ayette inananların uğruna canlarını verdikleri bu ismin nihai sığınağı ve mutlak otoriteyi temsil ettiğini vurgular.

        Aziz (العزيز)

        İbn Fâris, a-z-z kökünün temel anlamının güç, şiddet, üstünlük ve yenilmezlik olduğunu, aynı zamanda nadir ve eşsiz olmayı da kapsadığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin asla mağlup edilemeyen, mutlak galip ve izzet sahibi anlamına geldiğini, ayette bu sıfatın kullanılmasının zalimlerin dünyevi ve geçici gücüne karşı Allah'ın yıkılamaz ve karşı konulamaz kudretini vurgulamak amacı taşıdığını açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, işkence ve ölüm bağlamında zikredilen bu ismin, ilk muhatapların zihninde güçlü bir psikolojik destek sağladığını, müminlerin acziyet içinde öldürülmüş gibi görünseler de aslında mutlak güç ve kudret (izzet) sahibi olan makama bağlanarak gerçek zaferi elde ettiklerini, zalimlerin ise bu kudret karşısında eninde sonunda çaresiz kalacaklarını ifade eden bir bağlam oluşturduğunu aktarır.

        Hamid (الحميد)

        İbn Fâris, h-m-d kökünün asıl anlamının bir kimseyi sahip olduğu güzel vasıflardan ve ihsanlardan dolayı övmek, yüceltmek olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem mutlak anlamda övgüye layık olan hem de zatı gereği her türlü eksiklikten münezzeh bulunarak hamdedilen anlamına geldiğini, Aziz sıfatıyla birlikte kullanıldığında Allah'ın kudretinin zalimlerinki gibi keyfi, ölçüsüz ve yıkıcı değil, adaletli ve övgüye değer olduğunu aktarır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki işlevinin, müminlerin uğruna canlarını feda ettikleri inancın ne kadar değerli ve yüce bir amaca yönelik olduğunu göstermek olduğunu, zulme uğrayanların övülmeye layık yegâne makama olan bağlılıklarının onların feda eylemini ontolojik olarak anlamlandırdığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X