Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Bakara Sûresi, 153. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Bakara Sûresi, 153. Ayet

    يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اسْتَع۪ينُوا بِالصَّبْرِ وَالصَّلٰوةِۜ اِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Yâ eyyuhe-lleżîne âmenû-ste’înû bi-ssabri ve-ssalât(i)(c) inna(A)llâhe me’a-ssâbirîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3

      Ey iman edenler! Hem sabır ve sebat hem de namaz ve dua ile benden yardım isteyin. Şüphe yok ki Allah sabredenlerle beraberdir.

      Bu ayetin te'vilini daha önce zikretmiştik.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Âmenû (آمَنُوا)

        İbn Fâris, bu kelimenin "e-m-n" kökünden geldiğini ve temel anlamının korkunun zıddı olan güven, emniyet, huzur ve sükûnet olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımıyla inananların kalplerine yerleşen ve onları varoluşsal bir güvenliğe taşıyan onaylama eylemini ifade ettiğini söyler. Râgıb el-İsfahânî, iman kavramını tasdik etmek ve güven vermek olarak tanımlar. Bu bağlamda eylemin sadece zihinsel bir kabul değil, aynı zamanda kişinin hem kendi içinde huzur bulması hem de çevresine güven telkin eden bir ahlaki duruş sergilemesi olduğunu detaylandırır. Arthur Jeffery, kelimenin kökensel olarak Sami dillerinde ortak bir altyapıya sahip olduğunu, dini literatürde "iman etmek" şeklindeki teolojik kullanımının bilhassa Aramice "haymēn" kelimesinin anlamsal çerçevesiyle etkileşim içinde şekillendiğini öne sürer. Toshihiko Izutsu, iman eylemini Kur'an'ın anlamsal evreninde cahiliye döneminin kibrine ve asabiyetine karşıt bir teslimiyet ve yaratıcıya duyulan mutlak güven olarak analiz eder; bunun durağan bir inanç değil, insanı kökten değiştiren dinamik bir içsel dönüşüm olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin ayetteki formunun geçmiş zaman kipinde olmasına rağmen, bağlam gereği imanı süreklilik arz eden ve eyleme dönüşen canlı bir aidiyet ve sadakat şuuru olarak değerlendirir.

        İste'înû (اسْتَعِينُوا)

        İbn Fâris, "a-v-n" kökünün temel anlamının destek olmak, arka çıkmak ve yardım etmek olduğunu belirtir. Kelimenin ayetteki formunun, zorluklar karşısında insanın kendi yetersizliğini idrak ederek mutlak ve üstün bir güçten takviye ve destek talep etmesi anlamına geldiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, bu eylemin sıradan bir yardım talebinden farklı olarak, insanın gücünü aşan konularda ilahi bir müdahale ve destek arayışı olduğunu ifade eder; ayetteki yardım arayışının sabır ve namaz gibi eylemler vasıtasıyla disipline edildiğini vurgular. Toshihiko Izutsu, bu fiili insanın Tanrı karşısındaki ontolojik zayıflığının kabulü olarak analiz eder. İnsanın kendi başına aşamayacağı varoluşsal krizlerde ilahi inayet mekanizmasını harekete geçirmek için özel ritüeller ve ahlaki tutumlar aracılığıyla destek aramasının semantik önemine dikkat çeker.

        Es-Sabri (الصَّبْرِ)

        İbn Fâris, "s-b-r" kökünün sözlükte hapsetmek, tutmak, alıkoymak ve bağlamak gibi anlamlara geldiğini belirtir. Ayetteki kullanımıyla sabrın, insanın kendi nefsini, duygularını ve tepkilerini paniğe kapılmaktan alıkoyarak akıl ve inanç sınırları içinde tutması olduğunu detaylandırır. Râgıb el-İsfahânî, sabrı nefsi aklın ve dinin gerektirdiği sınırlar içinde tutmak, zorluklar karşısında direnç göstermek olarak tanımlar. Bunun pasif bir katlanma veya boyun eğme değil, aksine ilahi hedefler uğruna gösterilen aktif bir direnç ve ahlaki bir sebat olduğunu vurgular. Toshihiko Izutsu, sabır kavramının İslam öncesi Arap toplumunda bedensel bir dayanıklılık ve kabilevi bir erdem iken, Kur'an'ın anlamsal sisteminde ruhsal bir disipline ve Tanrı rızası için gösterilen ahlaki bir kararlılığa dönüştüğünü kapsamlı bir şekilde inceler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, sabrın insanın varoluşsal bir direnç noktası olduğunu, zorlukların ve krizlerin yıpratıcı etkisine karşı kişinin duruşunu bozmadan korumasını sağlayan temel bir varlık zırhı işlevi gördüğünü ifade eder.

        Es-Salâti (الصَّلَاةِ)

        İbn Fâris, "s-l-v" kökünün temel anlamlarından birinin dua etmek, yüceltmek ve iyi dilekte bulunmak olduğunu kaydeder. Kelimenin zamanla İslamiyet'in belirlediği özel ritüel olan namaz eylemi için tahsis edildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, salâtın özünde dua ve yakarış olduğunu, namaz ibadetinin de baştan sona dua, zikir ve Allah'a yöneliş içermesi sebebiyle bu isimle anıldığını açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Arapçaya Aramice veya Süryanicedeki "ṣĕlōthā" sözcüğünden geçtiğini ve bu dini terimin bölgedeki yerleşik inanç sistemlerinden form ve anlam ödünçlemesi yoluyla kurumsallaştığını savunur. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin kökeniyle ilgili klasik dilcilerin görüşlerini derlerken, salâtın Süryanice kökenli olabileceği yönündeki yabancı kelime (muarreb) tartışmalarına eserinde yer verir ve kelimenin teolojik anlamının Arapça fonetikte nasıl yerleşik hale geldiğini aktarır. Toshihiko Izutsu, salâtı inanan ile Yaratıcı arasındaki dikey iletişimin ve teslimiyetin en somut, kurumsallaşmış formu olarak analiz eder; ayette sabır ile yan yana gelmesinin insanın hem içsel dayanıklılığını hem de ilahi makamla kurduğu pratik bağı simgelediğini vurgular.

        Es-Sâbirîn (الصَّابِرِينَ)

        İbn Fâris, "s-b-r" kökünden türeyen bu kelimenin, nefsini hapsetme ve alıkoyma eylemini istikrarlı bir şekilde gerçekleştiren, bunu bir karakter özelliği haline getiren kişileri ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismi fail çoğul formunun, sabrı sadece anlık bir tepki olarak değil, hayatın her alanında devamlılık arz eden bir ahlaki ilke olarak benimseyenleri nitelediğini ifade eder. Ayetteki bağlamında Allah'ın beraberliğine (maiyyet) mazhar olmanın şartının, zorluklar karşısında bu erdemi sürekli olarak kuşanmak olduğunu detaylandırır. Toshihiko Izutsu, kelimenin bu formunun, inananlar topluluğunun kriz anlarında gösterdikleri kolektif dayanıklılığı ve bu ahlaki tutumun onlara Tanrı'nın özel korumasını ve desteğini kazandıran bir kimlik işlevi gördüğünü analiz eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X