Öztürk, kitabın “Vahyin Nüzûlünde Lafız ve Mana Meselesi” başlıklı son bölümünde vahyin mahiyetine dair kendi görüşünü açıklıyor ve delillendirmeye çalışıyor. Mustafa Öztürk’e göre Kuran, peygambere mana/mefhum olarak vahyedilmiş, peygamber de vahyi kendi dilinde formüle etmiş, lafza dökmüştür.
Bu iddiasını temellendirirken dört delilinin olduğunu söylüyor.
- Kuran’daki mesajların önceki kitaplarda da olduğunu bildiren ayetler.
- Yedi harf ruhsatı (en önemli delil olduğunu savunuyor).
- Kıraat farklılıkları.
- Ayetlerdeki ilahi isimlerle ilgili antropomorfik ifade biçimleri.
Oysa yedi harf (ahrufüs seba) meselesi ve buna bağlı olan kıraat farklılıkları, ilgili rivayetler dikkate alınsa bile sadece “namazdaki farklı okuyuş” ruhsatıyla ilgilidir. Yoksa ayetlerin istenildiği gibi değiştirilebileceğine dair bir ruhsat değildir.
Kuran, Vahiy, Nüzul kavramları ile ilgili görüşler ve bu görüşlerin eleştirileri hakkında detaylı bilgi edinmek isteyenlere tavsiye ederim. Ancak Mustafa Öztürk’ün sağlam temellere dayanmayan görüşlerine karşı da dikkatli olunması gerektiğini hatırlatırım.