فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şuarâ Sûresi, 163. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: şuara 163, şuara suresi, şuara suresi 163. ayet, hz lut, lut kavmi, ahlaksızlık, allah, takva
-
161. “Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: ‘Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?’”
162. “Bilin ki ben, size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.”
163. “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”
164. “Bunun için sizden karşılık beklemiyorum. Benim ecrimi vermek yalnız âlemlerin Rabb’ine aittir.’”
Buraya kadar olan kısmı daha önce açıklamıştık.
Yorumu Yorumla
-
Fettekullâhe (فَاتَّقُوا اللَّهَ)
Takip, nedensellik ve zorunlu bir sonuca bağlama işlevi gören "fe" (فَ) bağlacı, korumak, sakınmak ve kalkan edinmek anlamlarına gelen v-k-y (و ق ي) kökünden ifti'âl babında (ittikâ) türetilmiş ikinci çoğul şahıs emir fiili ve Yaratıcı'nın özel ismi "Allah" (اللَّهَ) lafzının birleşimidir ("O halde Allah'tan sakının / Öyleyse kendinizi Allah'a karşı korumaya alın").
İbn Fâris, v-k-y (و ق ي) kökünün temelinde "bir nesneyi, bedeni veya ruhu, kendisine dışarıdan gelecek tehlikeli ve yıkıcı etkenlerden mutlak surette korumak, tehlike ile kendi arasına sağlam, aşılmaz bir kalkan (vikâye) yerleştirmek" anlamının bulunduğunu aktarır.
Celaleddin el-Suyuti, El-İtkân eserinde cümlenin başındaki "fe" (fa-i ta'kibiye) edatının metnin kurgusundaki rasyonel bağlayıcılığını tahlil eder. Lût peygamber bir önceki ayette kendisinin "emîn" (güvenilir ve iffetli) bir elçi olduğunu beyan etmişti. Bu edat, o güvenilirlik beyanının havada kalmasına izin vermez; muhatabı anında mantıksal bir eyleme icbar eder: "Madem ki ben sapkınlığa bulaşmamış, size ihanet etmeyen, dürüst ve göklerin otoritesini taşıyan bir elçiyim; o halde (fe) aklınızı başınıza alın ve o çürümüş hayat tarzınızı bırakıp Allah'ın yasalarına sığının."
Râgıb el-İsfahânî, "takva" emrinin Lût kavminin sosyolojisindeki (sınır tanımaz hazcılık) ontolojik reddiyesini inceler. Lût kavmi, bedensel hazları ve şehveti hiçbir sınır tanımaksızın, fıtratı bütünüyle tahrip ederek yaşıyordu. Onlar için kural, kuralsızlıktı. Lût peygamberin "Allah'tan sakının" (takva) emri; insanın o dipsiz hayvani güdüleri ile onuru arasına ahlaki bir "kalkan" (vikâye) örmesi gerektiğine dair devasa bir fıtrat çağrısıdır. Takva, bedeni ve ruhu sapkınlığın o zehirli ve çürütücü ateşinden koruma iradesidir.
Dücane Cündioğlu, hedonist (hazcı) bir medeniyete yöneltilen "sakınma/korkma" (ittikâ) çağrısının felsefi ağırlığını okur. Kendi arzularını (hevalarını) tanrılaştıran, fıtratı çiğneyerek yeryüzünün ahlaki dengesini bozan şımarık bir topluma "Korkun ve sakının" demek, onların o devasa cinsel ve toplumsal narsizmine vurulmuş en ağır darbedir. Kendini mutlak fail sanan ve arzularına hiçbir sınır çizmeyen Sodom aklı, bu emirle kendi varoluşsal sınırlarına, fıtratına ve yaratılmışlığına (kulluğuna) geri çağrılmıştır.
Prof. Dr. Sadık Kılıç, emrin nesnesindeki (Allah) teolojik tekelciliği tahlil eder. Lût peygamber, "Toplumun kınamasından sakının" veya "Hastalık kapmaktan korunun" demez. Lût kavminin asıl problemi, bedeni ve hazzı putlaştırmış olmalarıydı. Korkunun, utanmanın ve sakınmanın merkezine sadece "Allah" lafzı yerleştirilerek, ahlakın kaynağının sosyolojik bir ayıp değil, doğrudan doğruya ilahi bir yasa olduğu vurgulanır. Takva, insanı kendi arzularının köleliğinden özgürleştiren tevhidi bir eylemdir.
Ve etî'ûn (وَأَطِيعُونِ)
Bağlaç olan "ve" (وَ) harfi ile; boyun eğmek, itaat etmek, uyumlu davranmak ve kendi isteğiyle tabi olmak anlamlarına gelen t-v-a (ط و ع) kökünden, if'âl babında (itâ'at) türetilmiş ikinci çoğul şahıs emir fiili ve "bana" anlamındaki birinci tekil şahıs zamiri "nî"nin (نِي) birleşimidir. Fâsıla (ayet sonu ses uyumu) gereği sondaki "yâ" harfi düşmüştür ("Ve bana itaat edin / Benim rehberliğime boyun eğin").
İbn Fâris, t-v-a (ط و ع) kökünün özünde "hiçbir zorlama, baskı veya kerih görme (kerh) olmaksızın; bir emre, kişiye veya duruma kendi özgür aklıyla, fıtri bir kolaylıkla ve tam bir rıza (gönüllülük) ile boyun eğmek" anlamının yattığını aktarır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dini ve Etik Terimler eserinde "itaat" kavramının Lût kavmindeki mahalle baskısıyla çatışmasını tahlil eder. Lût'un yaşadığı kentte itaat; azgın çoğunluğa, sapkın geleneklere ve suçu norm haline getiren o yozlaşmış kitle psikolojisine yapılıyordu. İnsanlar, dışlanmamak için o çürümüş düzene uyum sağlıyorlardı. Lût peygamber ise arkasında hiçbir kalabalık olmadan, yapayalnız bir elçi olarak "itaat" talep etmektedir. Çoğunluğun sapkınlığına karşı, tek bir fıtrat elçisine itaat etmek (etî'ûn), o boğucu mahalle baskısını yırtıp atan muazzam bir ahlaki devrimdir.
Patricia Crone, politik teoloji ekseninde bu itaatin (etî'ûn) statükoya karşı radikal bir sosyal isyan çağrısı olduğunu inceler. Lût kavminin yaşadığı şehirler, ahlaksızlığı organize bir suç ağına dönüştürmüştü. Lût'un, o sapkınlığın egemen olduğu meydanlarda açıkça "Bana itaat edin" demesi; "Sizi çürüten, fıtratınızı yok eden ve sizi bu hayasızlığa zorlayan o yozlaşmış kalabalığı terk edin; ahlakın ve iffetin elçisi olan benim rehberliğime girin" anlamına gelen devasa bir politik ve ahlaki eksen kayması talebidir. Peygambere itaat, yeryüzündeki o kirli konsensüsü kökünden reddetmektir.
Michael Cook, tevhidi anayasanın bu iki ayaklı yapısını (takva ve itaat) Lût kavminin ahlaki krizi üzerinden okur. Ayette Allah'a karşı "takva" (sakınma/kalkan), elçiye karşı ise "itaat" (uyma/eylem) istenmiştir. Tanrı görünmezdir; O'na derin bir vicdani hürmet ve sakınma duyulur. Ancak bu soyut sakınmanın (takvanın) yeryüzündeki pratik, sosyal ve hukuki ispatı; o Tanrı'nın kelamını ete kemiğe büründüren ve o sapkın kentin ortasında bir iffet kalesi gibi duran elçinin kurallarına "itaat" etmektir. Lût'un ahlaki rehberliğini reddedip, salt "Biz içimizde Allah'a saygı duyuyoruz" diyerek o çürümüş hayatı sürdürmek, teolojik bir sahtekarlıktır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, emir kipinin barındırdığı peygamberane şefkati ve trajik aciliyeti inceler. Lût'un "bana itaat edin" demesi, bir makam hırsı, liderlik kompleksi veya insanları kendi tekeline alma arzusu değildir. Üzerlerine doğru göklerden kahredici bir taş yağmurunun (azabın) yaklaştığını gören bir şefkat elçisinin, o sarhoş ve azgın kalabalığı o mutlak helaktan, o ahlaki bataklıktan kurtarmak için uzattığı yegâne can simididir. İtaat, o sapkın şehre sunulmuş son ve yegâne kurtuluş reçetesidir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla