Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şuarâ Sûresi, 108. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şuarâ Sûresi, 108. Ayet

    فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَط۪يعُونِۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Fettekû(A)llâhe veatî’ûn(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      “Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.”

      Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin. Yani Allah’ın gazabından ve azabından sakının. Yahut emir ve yasakları konusunda Allah’a muhalefet etmekten kaçının ve Allah’tan size ulaştırdığım, sizi davette bulunduğum mesaja uyma konusunda bana itaat edin.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Fettekullâhe (فَاتَّقُوا اللَّهَ)

        Takip, sonuç ve gereklilik bildiren "fe" (فَ) harfi; korumak, sakınmak, kalkan edinmek ve tehlikeden uzak durmak anlamlarına gelen v-k-y (و ق ي) kökünden, ifti'âl babında (ittikâ) türetilmiş ikinci çoğul şahıs emir fiili ve Yaratıcı'nın özel ismi olan "Allah" (اللَّهَ) lafzının birleşimidir ("O halde Allah'tan sakının / Allah'a karşı takvalı olun").

        İbn Fâris, v-k-y (و ق ي) kökünün temelinde "bir nesneyi veya şahsı, kendisine zarar verecek, acı çektirecek veya onu bozacak dış etkenlerden mutlak surette korumak, onunla tehlike arasına sağlam bir kalkan koymak" anlamının bulunduğunu belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "takva" kavramının buradaki mantıksal silsilesini tahlil eder. Bir önceki ayette Nuh'un "güvenilir bir elçi" (rasûlün emîn) olduğu ilan edilmişti. "Fe" (O halde) edatı, bu güvenilirliğin zorunlu bir sonucu olarak muhatabı eyleme çağırır: "Madem ki karşımızdaki kişi güvenilirdir ve Allah'tan haber getirmektedir, öyleyse yapılacak tek mantıklı iş, O'nun uyarılarını dikkate alarak kendini ilahi azaptan korumaya (takvaya) almaktır." Takva, hakikati teslim alan aklın ilk savunma refleksidir.

        Dücane Cündioğlu, felsefi bir bakışla "Allah'tan sakınma" (ittikâ) eyleminin ontolojik derinliğini okur. Bu, kaba bir korku (fobi) değil; insanın kendi varoluşunu, kibrin ve şirkin getireceği o büyük yıkımdan (tufandan/azaptan) korumak için Allah'ın çizdiği sınırlara sığınmasıdır. İnsan Allah'tan yine Allah'a (O'nun rahmetine ve yasalarına) sığınarak "takva" kuşanır.

        Ve etî'ûn (وَأَطِيعُونِ)

        Bağlaç olan "ve" (وَ) harfi ile; boyun eğmek, itaat etmek, uyumlu olmak ve rıza ile peşinden gitmek anlamlarına gelen t-v-a (ط و ع) kökünden, if'âl babında (itâ'at) türetilmiş ikinci çoğul şahıs emir fiili ve "bana" anlamındaki mütekellim zamiri "nî"nin (نِي) birleşimidir. Ayet sonu ses uyumu (fâsıla) nedeniyle sondaki "yâ" harfi düşürülmüştür ("Ve bana itaat edin").

        İbn Fâris, t-v-a (ط و ع) kökünün temel anlamının "zorlama olmaksızın, bir şeye kendi isteğiyle, kolaylıkla ve tam bir uyumla boyun eğmek, onun emrine girmek" olduğunu belirtir. İsteksizce yapılan boyun eğme (kerh) eyleminin zıddıdır.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dini ve Etik Terimler eserinde "itaat" kavramının Cahiliye ve kabile sosyolojisindeki otorite yapısıyla çatışmasını tahlil eder. Putperest kabile düzeninde itaat, kabile şefine, ataların geleneklerine ve sosyal statükoya yapılırdı. Nuh'un "bana itaat edin" (etî'ûn) çağrısı, kitlelerin o güne kadar alışkın olduğu tüm dünyevi/beşerî itaat zincirlerini parçalayan devrimci bir taleptir. İnsan artık geleneğe veya tirana değil, ilahi mesajı taşıyan elçiye (ahlaki otoriteye) boyun eğmelidir.

        Michael Cook, politik teoloji bağlamında "takva" ve "itaat" arasındaki ayrılmaz bağı inceler. Ayette Allah'a karşı "takva" (sakınma), elçiye karşı ise "itaat" (uyma) istenmiştir. Bu ikili yapı, tevhidi siyasetin temel anayasasıdır: Aşkın olan Tanrı'ya hürmet ve sakınma duyulur; bu sakınmanın pratik, yeryüzündeki eylemsel karşılığı ise O'nun elçisinin (getirdiği yasanın) rehberliğine "itaat" etmektir. Elçiye itaat etmeden Allah'tan sakınmak (takva) iddiası, havada kalan temelsiz bir söylemdir.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu emir kipindeki pedagojik ve şefkatli yönü okur. Nuh'un "bana itaat edin" demesi, bir güç arzusu veya liderlik hırsı değil; uçuruma (tufana) doğru koşan bir kitleyi durdurmak isteyen bir kurtarıcının, "Lütfen sözümü dinleyin, benim peşimden gelin ki kurtulasınız" şeklindeki hayati uyarısıdır. İtaat, elçiye verilmiş bir imtiyaz değil, kavme sunulmuş bir kurtuluş biletidir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X