اَوْ يَنْفَعُونَكُمْ اَوْ يَضُرُّونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şuarâ Sûresi, 73. Ayet
Daralt
X
-
73. “Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı?”
74. “‘Hayır ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk’ dediler.”
Yahut size fayda veya zarar verebiliyorlar mı? Onlar istemeleri ve dilemeleri halinde size bir yarar sağlamaya, ya da size bir zarar vermeye muktedirler mi? Ya da müfessirlerin belirttiği gibi şöyle olabilir: Onlara taptığınızda ve itaat ettiğinizde size bir yarar sağlıyorlar mı? Ya da onlara isyan ettiğiniz ve ibadeti terkettiğinizde size bir zarar verebiliyorlar mı? Böyle deyince onlar şaşkına döndüler ve ne cevap vereceklerini bilemediler. Sadece bu konuda atalarını taklit etmekte olduklarını söyleyebildiler ve: “‘Hayır ama biz atalarımızı böyle yapar bulduk’ dediler.” Onlar tapmakta oldukları putların zarar ya da yarar veremeyeceğini anlayınca kendilerince şu gerekçeleri ileri sürdüler: Atalarını taklit ederek onlara tapmışlar, çünkü atalarının onlara ancak bir emir sonucu tapınmış olabileceklerini düşündükleri için öyle davranmışlardır, zira eğer öyle bir emir olmasaydı onlara ibadet etmezlerdi. Ancak belirttiğimiz gibi ataları içinde, onlara asla tapınmayan kimseler de vardı. Ne var ki bunlar onlara uymamışlardı. Peki de puta tapanları niye taklit etmişlerdi? Bu da ileri sürdükleri gerekçenin sakat olduğunu göstermiştir.
Yorumu Yorumla
-
Ev (أَوْ)
Arapçada seçenek sunan, "veya, yahut, yoksa" anlamlarına gelen atıf (bağlaç) edatıdır.
Celaleddin el-Suyuti, El-İtkân eserinde bu edatın retorik işlevini "tenevvü" (çeşitlilik ve alternatif sunma) üzerinden tahlil eder. İbrahim, bir önceki ayette putların "işitme" yeteneğinin olmadığını vurguladıktan sonra, argümanını bir adım öteye taşıyarak "Ev" (yahut/yoksa) edatıyla muhatabına yeni bir ontolojik test (fayda-zarar denklemi) sunar. Bu edat, muhatabın sığınabileceği tüm mantıksal kaçış yollarını kademe kademe kapatan bir sorgulama zincirinin kilit taşıdır.
Yenfe'ûneküm (يَنْفَعُونَكُمْ)
Fayda vermek, yarar sağlamak ve bir işe yaramak anlamlarına gelen n-f-a (ن ف ع) kökünden türemiş üçüncü çoğul şahıs muzari (şimdiki/geniş zaman) fiilin ve eylemin nesnesi konumundaki "size" anlamındaki muhatap çoğul zamiri "küm"ün (كُمْ) birleşimidir ("Size fayda veriyorlar mı / yarar sağlıyorlar mı?").
İbn Fâris, n-f-a (ن ف ع) kökünün temelinde "bir şeyin insana, canlıya veya duruma ulaşarak onda olumlu bir etki bırakması, bir ihtiyacı gidermesi ve iyilik/yarar getirmesi" anlamının yattığını belirtir. Zarar kavramının zıddıdır.
Râgıb el-İsfahânî, "menfaat" ve "nef'" kavramlarının teolojik sınırlarını çizer. İnsanın ibadet ettiği (boyun eğdiği) ilahın, ona varoluşsal, fiziksel veya ruhsal bir "fayda" sağlama kapasitesinin olması akli bir zorunluluktur. İbrahim, "Size bir yarar sağlıyorlar mı?" diyerek, putların sadece duyusal (işitme) engelli değil, aynı zamanda fonksiyonel (işlevsel) olarak da tamamen "işe yaramaz" ve aciz (nef'siz) olduklarını yüzlerine vurur. İşe yaramayan bir nesneye tapınmak aklın israfıdır.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Dini ve Etik Terimler eserinde, Cahiliye Araplarının ve antik paganların putlara tapma motivasyonunun ardındaki "pragmatizmi" (faydacılığı) tahlil eder. Kitleler putlara ahlaki bir yücelik veya evrensel bir hakikat için değil; yağmur yağdırması, hastalıktan koruması, ticareti bereketlendirmesi veya savaşta zafer getirmesi (menfaat) için tapıyorlardı. İbrahim'in bu sorusu, paganizmin temel motivasyonunu hedefe koyar ve o taştan heykellerin zerre kadar pragmatik bir değerinin (yenfe'û) olmadığını felsefi bir netlikle ifşa ederek inanç sistemlerinin temelini çökertir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin, pagan toplumlarındaki sahte güvenlik algısını nasıl yıktığını inceler. Müşrikler, ürettikleri ritüellerle kendilerine "fayda" sağlayan bir illüzyon mekanizması kurmuşlardır. İbrahim, eylemin öznesini doğrudan putlara yükleyerek ("Onlar bizzat size fayda verebilirler mi?") kitlelerin kendi çabalarıyla yarattıkları sahte fayda algısını, heykellerin ontolojik hiçliğiyle çarpıştırarak sıfırlar.
Ev (أَوْ)
Tekrar edilen atıf (bağlaç) edatıdır ("Yahut / Yoksa").
Celaleddin el-Suyuti, ikinci kez tekrarlanan bu edatın (ev), mantıksal kuşatmanın son halkasına (terakkiye) geçişi sağladığını belirtir. İbrahim, "Madem size fayda veremiyorlar, o halde belki korkulacak bir güçleri vardır" ihtimalini de masaya yatırmak ve çürütmek için sözü eylemin diğer zıddına bağlar.
Yedurrûn (يَضُرُّونَ)
Zarar vermek, ziyan vermek, darlığa sokmak ve acı çektirmek anlamlarına gelen d-r-r (ض ر ر) kökünden türemiş üçüncü çoğul şahıs muzari (şimdiki/geniş zaman) fiilidir. (Cümlenin akışından dolayı eylemin nesnesi olan "küm / size" zamiri burada fiile bitişik yazılmamış, ancak anlamca cümlede gizli kalmıştır: "Yahut size zarar veriyorlar mı?").
İbn Fâris, d-r-r (ض ر ر) kökünün özünde "bir şeye isabet eden, onun bütünlüğünü, sıhhatini veya düzenini bozan, ona eksiklik, acı ve darlık veren her türlü maddi veya manevi tahribat" anlamının bulunduğunu aktarır. Nef' (fayda) kökünün kesin zıddıdır.
Dücane Cündioğlu, "zarar" (darr) kavramı üzerinden korkunun felsefesini ve kitle psikolojisini tahlil eder. İnsanoğlu tarih boyunca tanrılara çoğunlukla sevgi, minnet veya hakikat arayışından ziyade; onların gazabından, çarpmasından, lanetinden veya felaket getirmesinden (zararından) korktuğu için boyun eğmiştir. İbrahim, "Yahut size zarar verebilirler mi?" sorusuyla, kitlelerin zihnindeki o görünmez, mitolojik "korku imparatorluğunu" bizzat heykellerin acizliği üzerinden deşifre eder. Zarar verme kapasitesi (eylemselliği) olmayan bir nesneye duyulan ontolojik korku, aklın kendi kendini köleleştirmesidir.
Patricia Crone, antik dönem politik teolojisi bağlamında bu fayda-zarar (nef' ve darr) ikilemini inceler. Otorite (ister tanrı ister mutlak bir kral olsun), kitleleri "ödül" (fayda) veya "ceza/şiddet" (zarar) mekanizmalarıyla itaat altında tutar. İbrahim, putların bu iki temel egemenlik (otorite) vasfından da tamamen yoksun olduğunu, ne ödüllendirecek ne de cezalandıracak bir iradelerinin ve kaba güçlerinin (yedurrûn) bulunmadığını göstererek, onların "ilahlık/otorite" statülerini politik ve teolojik olarak tamamen iptal eder. İktidar (veya tanrılık), ne lütfedebilen ne de cezalandırabilen aciz nesnelere atfedilemez.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla