وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَر۪يمٍۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şuarâ Sûresi, 58. Ayet
Daralt
X
-
57-58. “‘Daha sonra onları (Firavun ve topluluğunu) bahçelerden, pınarlardan, hazînelerden ve değerli bir konumdan mahrum ettik’”
59. “İşte böyle; bu nimetleri onların yerine İsrâiloğulları’na verdik”
60. “(Olaya gelince) Arkadan Firavun ve adamları gün doğarken onlara yetiştiler”
Onları çıkardık. Yani Firavun ve kavmini, bahçelerden, pınarlardan, hazînelerden ve değerli bir konumdan. “Kerîm” (كَرِيمٍ) güzel, değerli, demektir, İşte böyle; bu nimetleri onların yerine İsrâiloğulları’na verdik. Arkadan Firavun ve adamları gün doğarken onlara yetiştiler. Yani Firavun ve kavmi güneş parlarken, yani doğarken onlara eriştiler. “Muşrikîn” (مُشْرِقِينَ), yani güneşin doğuş vaktine erdiler. Yani Mûsa’nın kavmi güneşin parladığı vakit içindeyken eriştiler. İnsanlar, güneşin doğma ve parlama vaktine girdiklerinde “eşrakû” (أَشْرَقُوا) denilir.
Yorumu Yorumla
-
Ve künûzin (وَكُنُوزٍ)
Bağlaç olan "ve" (وَ) harfi ile; hazine, gömü, üst üste yığılmış ve saklanmış servet anlamlarına gelen k-n-z (ك ن ز) kökünden türemiş "kenz" isminin çoğulunun (künûz) birleşimidir.
İbn Fâris, k-n-z (ك ن ز) kökünün "malları, değerli eşyaları bir araya toplamak, üst üste yığmak ve onları toprağın altına veya gizli mahzenlere saklamak" anlamına geldiğini aktarır.
Patricia Crone, "künûz" (hazineler) mefhumunu antik Yakın Doğu'nun ekonomi politiği üzerinden analiz eder. Otokratik devletlerde hazine, halkın refahı için değil, devletin kaba gücünü (orduyu ve bürokrasiyi) finanse etmek ve kitleleri itaat altında tutmak için devasa tapınaklarda istiflenen bir tahakküm aracıdır. Firavun'un "künûz"u (altınları, tahıl ambarları), onun tanrılık iddiasının somut (ekonomik) garantörüdür. Allah onları bu hazinelerden kopararak, iktidarın finansal can damarını sıfırlamıştır.
Dücane Cündioğlu, istifleme (kenz) eyleminin varoluşsal çöküşünü tahlil eder. İnsanoğlu, ölüm korkusunu ve ontolojik eksikliğini maddeyi yığarak (künûz) aşacağını zanneder. Firavun'un saraylarındaki o devasa gömüler, onun ebediyet (ölümsüzlük) arzusunun katılaşmış halidir. Ancak hakikat tecelli ettiğinde (ilahi irade onları sürdüğünde), bir ömür boyu yığılan o hazineler ("künûz") sahiplerini kurtaramaz ve geride, bir hiçlik abidesi olarak öylece kalakalır.
Ve mekâmin (وَمَقَامٍ)
Bağlaç olan "ve" (وَ) harfi ile; durmak, dikilmek, ayağa kalkmak ve ikamet etmek anlamlarına gelen k-v-m (ق و م) kökünden, ism-i mekân veya ism-i zaman formunda (mef'al vezninde) türetilmiş ismin birleşimidir ("Durulan yer, makam, meclis, statü").
İbn Fâris, k-v-m (ق و م) kökünün temel anlamının "düşmenin ve eğrilmenin zıddı olarak sarsılmaz bir şekilde dik durmak, ayakları üzerinde yükselmek ve bir yerde istikrar bulmak" olduğunu belirtir.
Michael Cook, "mekâm" kelimesinin Mısır saray bürokrasisindeki sosyo-politik karşılığını okur. Mekâm, salt fiziksel bir bina veya konak değil; hiyerarşinin, bürokratik gücün ve aristokratik rütbenin (statünün) mekânsal karşılığıdır. Firavun ve vezirlerinin terk ettiği şey sadece evleri değil, insanlara üstten baktıkları o kibirli "otorite kürsüleri", yani devlet hiyerarşisindeki sarsılmaz zannettikleri tahtlarıdır.
Kerîm (كَرِيمٍ)
Değerli olmak, cömert olmak, şerefli ve soylu olmak anlamlarına gelen k-r-m (ك ر م) kökünden türemiş, mübalağa veya sıfat-ı müşebbehe bildiren bir isimdir. "Mekâm" isminin sıfatı konumundadır.
İbn Fâris, k-r-m (ك ر م) kökünün özünde "her türlü eksiklikten, bayağılıktan ve kusurdan uzak, göz alıcı bir saflığa, şerefe ve üstün değere sahip olmak" anlamının bulunduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "kerîm" sıfatının bu ayetteki trajik ve dünyevi kullanımına dikkat çeker. Genellikle Allah'ın isimlerinden biri veya ahlaki bir yücelik olarak kullanılan "kerîm" sıfatı, burada Mısır saraylarının estetik ihtişamını, mimari mükemmelliğini ve o güne kadar yeryüzünde eşi benzeri görülmemiş şatafatını tanımlamak için kullanılmıştır (görkemli ve şerefli makamlar).
Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu son sıfatın (kerîm) yarattığı felsefi ironiyi inceler. Firavun'un konakları, köşkleri ve meclisleri estetik olarak o kadar mükemmel, o kadar yüce ve görkemliydi ki (kerîm), dışarıdan bakan biri bu gücün asla yıkılamayacağını düşünürdü. Ancak Kur'an, bu "kerîm" (ihtişamlı) makamların, içindeki sahiplerinin ahlaki çürümesi sebebiyle onları kurtaramadığını gösterir. Madde ne kadar "kerîm" (göz alıcı) olursa olsun, onu inşa eden ruh zalimse, o ihtişamlı makam eninde sonunda terk edilmeye ve bir ibret vesikasına (harabeye) dönüşmeye mahkûmdur. İktidar, kendi inşa ettiği o ihtişamlı (kerîm) hapishaneden ilahi irade tarafından yaka paça dışarı atılmıştır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla