طٰسٓمٓۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şuarâ Sûresi, 1. Ayet
Daralt
X
-
Tâ Sîn Mîm (طسم)
Kur'an-ı Kerim'in başlangıcında yer alan ve "hurûf-u mukattaa" (kesik harfler) olarak bilinen bu ifadenin geleneksel bir etimolojik kökeni veya morfolojik türemesi standart kelimeler gibi olmamakla birlikte, bu harf diziliminin kökeni, işlevi ve anlam dünyası üzerine listedeki düşünürler ve kaynaklar tarafından kapsamlı tahliller yapılmıştır.
Celaleddin el-Suyuti, "El-İtkân fî Ulûmi'l-Kur'ân" adlı eserinde bu harflerin mahiyeti hakkında klasik İslam alimlerinin görüşlerini derlerken, bunların Allah ile elçisi arasında bir sır (müteşâbihât) olduğu görüşüne ağırlık verir. Bununla birlikte, Celaleddin el-Suyuti bu harflerin Allah'ın isimlerinin veya sıfatlarının kısaltmaları olabileceği tezini de detaylandırır. "Tâ Sîn Mîm" özelinde, erken dönem tefsirlerine dayanarak "Tâ" harfinin Allah'ın Tâhir (temiz, pak) veya Tûbâ ismine, "Sîn" harfinin Semî (işiten) veya Selâm ismine, "Mîm" harfinin ise Mecîd (yüce), Melik (hükümran) veya Musavvir isimlerine birer işaret ve kısaltma olarak kullanılmış olabileceğini aktarır.
Diyanet İslam Ansiklopedisi, hurûf-u mukattaa maddesinde bu harflerin etimolojik bir kelime kökünden ziyade sembolik birer fonem olduğunu belirtir. Ansiklopedi, tarihsel süreçte bu harflerin sûrelerin isimleri, Kur'an'ın isimleri veya dikkat çekme (tenbih) edatları olarak değerlendirildiğini aktarır. Arap dilinin yapısı gereği bu tür kullanımların Cahiliye dönemi şiirinde de kısaltma amacıyla bulunduğuna dair klasik dilbilimci görüşlerini yansıtır ancak bu harflerin kesin ve tek bir anlamının tespit edilemeyeceği, vahyin ilahi doğasına ait birer şifre olarak kabul edilmeleri gerektiği yönündeki ana akım İslam düşüncesini vurgular.
Batılı ve modern dönem araştırmacıları ise konuya filolojik, tarihi ve Süryani-Arami arka plan üzerinden yaklaşmışlardır. Theodor Nöldeke, Kur'an tarihi üzerine yaptığı ilk çalışmalarında bu harflerin, vahiy metinlerini toplayan veya elinde bulunduran ilk Müslüman şahısların isimlerinin kısaltmaları (örneğin Mîm harfinin Muğîre'yi temsil etmesi gibi) olabileceği yönünde bir teori öne sürmüştür. Ancak Theodor Nöldeke daha sonraki yıllarda bu görüşünden büyük ölçüde vazgeçmiş ve bu harflerin Hz. Muhammed tarafından metne mistik ve esrarengiz bir hava katmak amacıyla bilinçli olarak seçilmiş, anlamı olmayan monogramlar olabileceği fikrine yönelmiştir.
Arthur Jeffery, bu harflerin etimolojik ve tarihsel kökenini araştırırken Theodor Nöldeke'nin ilk teorisine benzer şekilde bunların redaksiyonel işaretler olabileceği fikrini tartışır. Ancak aynı zamanda bu harflerin Yahudi ve Hristiyan mistisizminde, özellikle Kabalistik gelenekte veya geç antik çağ büyü metinlerinde görülen harf sembolizminin (gematria) Arap yarımadasındaki bir yansıması veya bu tür metinlerden alınmış harf dizilimleri olabileceği ihtimalini de analiz eder.
Christoph Luxenberg, "Tâ Sîn Mîm" gibi harf dizilimlerine tamamen Süryani-Arami leksikografisi ve litürjisi penceresinden bakar. Ona göre bu harfler, gizemli şifreler olmaktan ziyade, Hristiyan Süryani kilisesindeki ilahi okuma (lectionary) kitaplarında yer alan ve hangi ilahinin veya mezmurun hangi makamda okunacağını gösteren litürjik kısaltmaların (rubriklerin) Arapçaya aktarılmış ve zamanla asıl işlevi unutulmuş kalıntılarıdır.
Angelika Neuwirth, bu harfleri etimolojik bir kökenden ziyade akustik ve yapısal bir bağlamda ele alır. Ona göre "Tâ Sîn Mîm" gibi ifadeler, geç antik çağ dini ritüellerinde metnin sıradan bir söz olmadığını, ilahi bir kaynaktan geldiğini dinleyiciye ilan eden sese dayalı "litürjik açılış formülleri"dir. Okuma anında dünyevi olandan kutsal olana geçişi sağlayan yapısal işaretler olarak işlev görürler.
Gabriel Said Reynolds, Kur'an'ın geç antik çağ bağlamını incelerken, bu tür harflerin Arap edebiyatından ziyade önceki kutsal kitap gelenekleriyle ilişkili olduğunu savunur. Bu harflerin, metnin bir "kitap" (yazılı ve otoriter bir belge) olduğunu vurgulayan skribal (yazıcılıkla ilgili) işaretler olduğunu ve Süryani geleneğindeki metin başı kısaltmalarıyla tipolojik bir benzerlik taşıdığını ifade eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik tefsir geleneğinin bu harflere yüklediği aşırı gizemci ve batıni anlamları eleştirir. Tarihselci bir yaklaşımla, hitabın ilk muhatapları olan Mekkeli müşriklerin bu harfleri duyduklarında bir yabancılık çekmediklerini, dolayısıyla Arap dilinin o dönemki retorik kültüründe, şiir ve hitabet geleneğinde dinleyicinin dikkatini toplamak ve söze çarpıcı bir giriş yapmak amacıyla kullanılan, bilinen bir form veya kısaltma tekniği olduğunu belirtir. Ona göre bu harflerin şifre olarak değil, dönemin dilsel ve kültürel bağlamı (hitap-muhatap ilişkisi) içinde edebi bir dikkat çekme unsuru olarak analiz edilmesi gerekir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla