Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şems Sûresi, 9. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şems Sûresi, 9. Ayet

    قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kad efleha men zekkâhâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      9. "Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir."

      10. "Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir,"


      Arınan veya Hevâsına Uyan Nefis

      Daha önce geçen güneşe, aya, geceye ve gündüze yapılan yeminin cevabı bu cümledir. Nefsini arındıran elbette kurtuluşa ermiştir. Yani âhirette. Onu arzularıyla baş başa bırakan da ziyan etmiştir. Yani âhirette. Bu, “Elbette çabalarınız farklıdır” meâlindeki âyette belirtildiği gibi âhirette verilecek olan cezaya yönelik olmaktadır. Bunda, inşallah belirteceğimiz gibi ölümden sonra diriltilme ve âhiret hayatına iman etmeyi gerektiren bir delil vardır.

      “Felâh” yorumu üzerinde de ihtilaf olmuştur: Bazıları, “Efleha” (أَفْلَحَ) “sa‘ide”, yani mutlu oldu anlamındadır demiştir. Bir kısmı şöyle demiştir: Hayır işleri işlemeye devam etti, çünkü “felâh”, “beka” demektir. Kimi de “eflaha” (أَفْلَحَ) kelimesine “fâze”, yani kurtuldu anlamı vermiştir. Felâha eren, özetle umduğuna nail olan ve korktuğundan da emin olan kimsedir. Bu mânanın içine mutlu olmak, beka ve kurtulmak anlamları da dâhil olur.

      Nefsini arındıran. Buradaki arındırma fiilinin hem Allah’a hem de kula isnadı mümkün gözükmektedir. Nitekim Allah Teâlâ meâlen şöyle buyurmuştur: “Ey iman edenler! Şeytanın adımlarına uymayın. Kim şeytana ayak uydurursa bilsin ki, o edepsizliği ve kötülüğü emreder. Allah’ın lütfü ve rahmeti sizinle olmasaydı içinizden hiçbir kimse günahtan asla arınamazdı, fakat Allah dilediğini arındırır; Allah her şeyi işitmekte ve bilmektedir”. Yine O meâlen şöyle buyurur: “Söyle onlara, (sevineceklerse) Allah’ın lütfü ve rahmetiyle, evet bununla sevinsinler; çünkü bu, onların toplayıp biriktirdiklerinden daha değerlidir”. Arınan İçişi, Allah Teâlâ’nın lütfuyla arınmış olmaktadır, “Tezkiye”nin kula isnat edilmesi de mümkündür. Buna göre “zekkâhâ” (زَكَّاهَا), yani nefsin sahibi kendini arındırırsa... demek olur. Aynı şekilde Onu arzularıyla başbaşa bırakan da ziyan etmiştir. Bu beyan iki şekilde izah edilebilir: Buna göre ilk mâna Allah Teâlâ, “tezkiye”, yani arındırma fiilini ve “dalâl”, yani sapkınlık yolunu yaratandır demek olur. Dolayısıyla yaratma açısından fiil Allah Teâlâ’ya, işlenmesi açısından da kula nispet edilir.

      Nefsini arzularıyla başbaşa bırakan. “Dessâhâ” (دَسَّاهَا) gizledi demektir. Onun gizlenmesi mahfillerde sadece yergi ile anılmasını gerektirecek şekilde davranmasıdır. “Tezkiye” etme ise onu geliştirip ortaya çıkardı öyle ki insanlar ona takdir ve tâzim gözüyle bakar hale geldiler, demektir. Takvâ sahibi, işte böyle halk arasında takdir ve tâzim gören demektir. Fâcir ise insanlar arasında horlanmış ve yerilmiş halde yaşar. Ya da ortaya çıkarma ve gizleme âhiret hayatına yöneliktir. Takvâ sahibi ve arındırılmış kimse orada takdir edilir, fâcir olanın ise gizlenip adı sanı unutulur.

      “Dessâhâ” kelimesi “desestü” kullanımındadır. Sin harfi tekrardan dolayı düşürülmüş ve yerine yâ harfi getirilmiştir. Diğer taraftan “dessâhâ” kelimesinde fiilin Allah’a nispeti, yaratılması itibariyledir. Ve “men zekkâhâ” sözünde ise fiilin Allah’a nispeti, kuluna tevfikte bulunması yönüyledir.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Eflaha (أَفْلَحَ)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga eserinde "f-l-h" kökünün temel anlamının yarmak, toprağı sürmek ve çatlatmak olduğunu belirtir; çiftçiye "fellâh" denmesinin toprağı yarmasından ileri geldiğini, mecazi ve etimolojik olarak bu kökün, engelleri aşıp yarıp çıkarak istenilen hedefe ulaşmayı, kurtuluşa ermeyi ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında kelimenin sözlükte arzulanan şeye kavuşmak ve korkulan şeyden kurtulmak manasına geldiğini söyler; kökenindeki tarımsal "yarma ve ekin" vurgusunun, başarı ve kurtuluşun ancak bir çaba, zorlukları aşma ve tıpkı bir tohumun toprağı yırtıp çıkması gibi engelleri bertaraf etme süreciyle gerçekleştiğini anlattığını açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin anlamsal yapısını incelerken kökteki tarımsal metaforun Kur'an'ın semantik alanında eskatolojik (ahirete dair) bir kurtuluşa dönüştüğüne dikkat çeker; etimolojik olarak ruhun işlenip ekilmesi ve nihayetinde nihai başarı ve kurtuluş hasadının elde edilmesi şeklindeki dinamik bir eylemi anlattığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap lügatlerinde kelimenin köken itibarıyla toprağın işlenip verimli hale getirilmesine dayandığını belirterek, ayetteki etimolojik bağlamın, fıtratını koruyan insanın ahirette elde edeceği ebedi refahı ve varoluşsal nihai zaferi sembolize ettiğini kaydeder.

        Zekkâ (زَكَّى)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga eserinde "z-k-v" ve "z-k-y" kökünün temel anlamının artmak, çoğalmak, büyümek ve temizlik (arı olmak) olduğunu belirtir; kelimenin etimolojik olarak bir bitkinin sağlıklı bir biçimde boy atıp gelişmesini anlattığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin kökeninde yatan "büyüme ve artma" manasının, ilahi bereketin bir nesnede veya kişide çoğalması anlamına geldiğini açıklar; ayette geçen "zekkâ" fiilinin, nefsi günahlardan ve kötülüklerden arındırarak onun iyilik, erdem ve takva boyutunda büyümesini, serpilip gelişmesini sağlayan aktif bir temizleme ve yüceltme eylemini ifade ettiğini vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin köken bilimi açısından Sami dil ailesindeki kullanımlarına, özellikle Süryanice "zakkâ" (temizlemek, aklamak, galip gelmek) formuna dikkat çeker; Arapçadaki "artmak ve büyümek" şeklindeki yerel kök manasının, bu bölgesel dillerdeki "manevi arınma ve aklanma" konseptiyle birleşerek Kur'an lügatinde çok katmanlı, hem ruhsal temizliği hem de erdemce büyümeyi anlatan bir yapıya kavuştuğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik açıdan fiilin tef'il babında kullanılmasının yoğunluk ve süreklilik bildirdiğini, bunun da nefsi arındırma eyleminin bir defaya mahsus değil, fıtrata yabancı olan her türlü kirden (fucûr) temizlenip onu iyilikle besleme şeklindeki kesintisiz, dinamik ve bilinçli bir inşayı anlattığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X