وَنَفْسٍ وَمَا سَوّٰيهَاۙۖ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Şems Sûresi, 7. Ayet
Daralt
X
-
"Nefse ve onu (insanın özü olarak) şekillendirip düzenleyene;"
Dediler ki: Nefsin tesviye edilmesi, insanların iki elli, iki ayaklı, iki gözlü vb. yaratılmasıdır. Eğer yorum böyle ise o takdirde bu anlamdaki tesviye insan türünün istisnasız her bireyi için değil geneli için söz konusudur. Mânası şöyle olur: Genel olarak insanları sözü edildiği şekilde iki elli, iki ayaklı... yarattı. Böyle bir kullanım dilde mümkündür. Bu şu İlâhî beyanlarda belirtildiği gibi olur: “Sabahı aydınlatan O’dur. Ve O, geceyi dinlenme zamanı, güneşi ve ayı birer hesap ölçüsü kılmıştır. İşte bu, Azîz ve Alîm olan Allah’ın takdiridir”’; “Gündüzü de çalışıp kazanmak için fırsat kıldık”. Bu örneklerde belirtilen geceyi dinlenme ve karar kılma zamanı ve gündüzü de geçimi temin için çalışma zamanı kılması tüm insanlar için değil, geneli içindir. En doğrusunu Allah bilir. Denildi ki: “Tesviye’den maksat organlarının tam olmasıdır. Eğer organlarından eksik olursa o zaman insan noksan olur. Bu yorum birincisinden daha geneldir. Şöyle bir yorum da muhtemeldir: İhtiyaçları neyi gerektiriyorsa onları karşılayacak şekilde yarattı. Diğer hayvanlar gibi değil de geçimini kazanabilmek için dönüp dolaşmak, çareler aramak gibi özellikte yarattı. Bir başka izah da mümkündür: “Sevvâhâ” demek külfet ve sıkıntıya tahammül edebilecek şekilde donattı, demektir. Şu İlâhî beyanda belirtildiği gibi: “Mûsâ yetişip olgunlaşınca, ona hikmet ve ilim verdik. İşte güzel davrananları biz böyle ödüllendiririz”. Bu haliyle artık insan, güzel ve çirkini ayırt edebilecek, işlerin akıbetinin hayır mı şer mi olacağını öngörebilecek kıvamda olmuştur.
Yorumu Yorumla
-
Nefs (نَفْس)
İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "n-f-s" kökünün temel olarak bir şeyin zatı, özü, nefes, soluk ve kan gibi hayatiyet ifade eden unsurlara delalet ettiğini belirtir. İnsanın özüne ve ruhuna bu ismin verilmesinin, hayatın nefes alıp vermeye bağlı olması ve varlığın merkezini teşkil etmesiyle ilgili etimolojik bir bağa dayandığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin insan ruhu, akıl, idrak merkezi ve canlılığı sağlayan kan gibi çok boyutlu anlamları barındırdığını söyler; ayet bağlamında ise "nefs" sözcüğünün insanın manevi ve psikolojik bütünlüğünü, şuur sahibi içsel varlığını ve ahlaki seçim yapabilme kapasitesine sahip özünü ifade ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'ın semantik alanındaki etimolojik seyrini incelerken, "nefs"in yalnızca ilahi bir nefha olan "ruh" kavramından ayrılarak, insanın yeryüzündeki bilinçli benliğini, arzularını, kişiliğini ve ahlaki yönelimlerinin merkezini temsil eden bir forma büründüğünü vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin linguistik ve edebi tahlilini yaparken "nefs" kavramının etimolojik kökenindeki nefes alma ve canlılık dinamizminin, insanın sürekli değişen, dalgalanan ve şekillenmeye açık içsel psikolojik yapısını anlatan son derece isabetli bir lafız olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap sözlüklerinde kelimenin insanın bizzat kendisi ve varlık bütünlüğü anlamına geldiğini ifade eder; burada etimolojik olarak bedenden ziyade, insanın idrak eden, hisseden ve sorumluluk yüklenen şuurlu varoluşsal boyutuna dikkat çekildiğini kaydeder.
Sevvâ (سَوَّى)
İbn Fâris, eserinde "s-v-y" kökünün temel anlamının denklik, eşitlik, doğruluk ve iki şey arasındaki uyumu sağlamak olduğunu belirtir. Ayette geçen "sevvâ" fiilinin, bir şeyi eksiksiz, pürüzsüz ve en düzgün kıvama getirmek, yapısındaki her türlü eğriliği ve dengesizliği gidererek onu mükemmel bir ölçüyle şekillendirmek anlamına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, sözlükte bu kökten türeyen "tesviye" kavramının bir şeyi mutedil hale getirmek ve parçaları arasında ahenk kurmak olduğunu açıklar; etimolojik olarak bu fiilin, insan nefsinin hem fiziki hem de ruhi melekelerinin birbiriyle uyumlu ve dengeli bir biçimde yaratılmasını, işlevsel bir kusursuzluğa eriştirilmesini ifade ettiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kelimenin köken itibarıyla sadece kaba bir var etme eylemini değil, son derece hassas bir kalibrasyonu ve ahlaki/fıtri donanımın ince işçilikle düzenlenmesini anlattığını; insanın iyiyi ve kötüyü ayırdetme potansiyeliyle donatılıp dengelenmesinin bu fiilin linguistik yapısındaki "uyumlandırma" vurgusuyla verildiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap lügatlerinde fiilin bir şeyi ideal ve olması gereken kıvama getirmek manası taşıdığını belirterek, ayetteki etimolojik bağlamın, insan doğasının fonksiyonel açıdan kusursuzca tasarlanmasını, fıtratının her türlü aşırılıktan arındırılarak düzgün ve dengeli bir yapıya kavuşturulmasını sembolize ettiğini kaydeder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla