Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şems Sûresi, 6. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şems Sûresi, 6. Ayet

    وَالْاَرْضِ وَمَا طَحٰيهَاۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Vel-ardi vemâ tahâhâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yere ve onu yayıp döşeyene;"

      “Tahâhâ” (طَحَاهَا) demek yeri yayıp döşemek, sermek demektir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Arz (الْأَرْض)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "a-r-z" kökünün temel olarak aşağıda olanı, ayak basılan zemin ve taban kısmını ifade ettiğini belirtir; gökyüzünün (semâ) zıddı olarak yeryüzünü tanımladığını, kökün asıl manasının alçaklık ve yerleşime uygun zemin olduğunu kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimeyi insanın üzerinde yaşadığı, ayak bastığı ve gökyüzünün tam karşısında konumlanan alt tabaka olarak tanımlar; etimolojik olarak sadece fiziki bir toprak parçasını değil, yukarıda olanın karşısındaki her türlü alçak ve yayvan zemini ifade eden bir isim olduğunu açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenlerine değinerek İbranice ve Aramice gibi dillerdeki ortak ve arkaik formlarına (erets/ar'a) dikkat çeker; Arapçada da "arz" kelimesinin çok eski, ortak bir Sami lügat mirası olduğunu ve doğrudan yerküreyi, yaşanılan zemini ifade eden asli yapısını koruduğunu belirtir. Angelika Neuwirth, kelimeyi Mekke dönemi metinlerindeki yeminler bağlamında incelerken, etimolojik olarak "arz"ın basit bir coğrafi mekandan ziyade, gökyüzündeki ihtişamlı mimarinin karşısında yer alan, dengenin sağlandığı ve hayatın mümkün kılındığı kozmik bir zemin olarak semantik bir ağırlığa sahip olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap sözlüklerinde bu kelimenin yukarıda (semâ) olana karşıt olarak "aşağıda olan ve yayılıp serilen her şey" manasına geldiğini, ayette yeryüzünün fiziki yapısının ve barındırıcı özelliğinin bu kök anlam üzerinden metne yansıdığını ifade eder.

        Tahâ (طَحَا)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga eserinde "t-h-v" kökünün temel anlamının bir şeyi yaymak, genişletmek, döşemek ve düzleştirmek olduğunu belirtir; ayetteki fiil formunun yeryüzünün yaşanabilir bir genişliğe kavuşturulmasını, ufuklara doğru serilmesini anlattığını kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât adlı çalışmasında bu kökün etimolojik olarak bir nesneyi yayıp uzatmak, onu enine boyuna açarak geniş bir alan haline getirmek manasına geldiğini söyler; buradaki kullanımında yeryüzünün yuvarlaklığına rağmen insan algısına hitap edecek şekilde düz ve yayvan bir zemin olarak serilmesini anlatan aktif bir eylem olduğunu açıklar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin edebi ve linguistik tahlilini yaparken "tahâ" fiilinin pasif bir durumu değil, toprağın kaba halinden çıkarılıp yaşama elverişli, dümdüz ve pürüzsüz bir beşik gibi döşenmesi şeklindeki muazzam ve dinamik bir dönüştürme eylemini ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap lügatlerinde bu fiilin köken itibarıyla yerkürenin iskana açılması, sıkışık veya kullanışsız bir yapıda kalmayıp insanların ve diğer canlıların faydalanacağı biçimde serilip düzeltilmesi eylemini sembolize ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik açıdan kökün yeryüzünün jeolojik oluşum sürecindeki serilme ve genişleme evresine işaret eden lügat anlamına sahip olduğunu, fiilin bu ayette yeryüzünün dengeli ve oturulabilir bir mekana dönüştürülmesini anlatan yapısal bir açılımı ifade ettiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X