Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şems Sûresi, 5. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şems Sûresi, 5. Ayet

    وَالسَّمَٓاءِ وَمَا بَنٰيهَاۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-ssemâ-i vemâ benâhâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Göğe ve onu kurana;"

      Göğe ve onu kurana. Zeccâc şöyle dedi: Âyette ki mâ (مَا) sıla ismi ‘ellezî” mânasındadır. Böylesi bir kullanım mümkündür. Arab’ın şu sözünde olduğu gibi: “Sübhâne mâ sebbehat lehu’s-semâvâtü ve’l-ard” (سُبْحَانَ مَا سَبَّحَتْ لَهُ السَّمَاوَاتُ وَالْأَرْضُ), yani göklerin ve yerin kendisini teşbih ettiği zatın şanı yücedir! Bu kullanımda “mâ”, “ellezî” yerine kullanılmıştır. Bazıları da buradaki “mâ”nın “men” yerine kullanıldığını söylemiştir. Sanki şöyle demiş gibidir: “Ve’s-semâi ve men benâhâ” (وَالسَّمَاءِ وَمَنْ بَنَاهَا). Bazıları da “mâ” burada masdar anlamında fiil-i mâzi kılınır, demişlerdir. Şöyle dersin: “Acebenî mâ sana‘te” (أَعْجَبَنِي مَا صَنَعْتَ). Bu “acebenî sun‘uke” (أَعْجَبَنِي صُنْعُكَ) anlamındadır. Buna göre takdir şöyle olur: “Ve’s-semâi ve binâihâ” (وَالسَّمَاءِ وَبِنَائِهَا) Göğe ve yapısına... Eğer yorum ilk iki şekle göre olacaksa o takdirde yemin Allah Teâlâ’ya olacaktır. Semaya ve sözü edilen güneş, ay, gündüz ve geceyi düzene koyana... Eğer yorum sonuncu şekilde olacaksa o takdirde yemin yaratılana yönelik olacaktır ki o da göktür. Çünkü göğün inşa edilmesi onun kendisi demektir.

      Ebû Bekir el-Esam şöyle dedi: “Ve’s-semâi ve mâ benâhâ ve’l-ardı ve mâ tahâhâ ve nefsin ve mâ sevvâhâ” (وَمَا بَنَاهَا - وَمَا طَحَاهَا - وَمَا سَوَّاهَا) âyetlerinde geçen “mâ” edatları her ne kadar lafız itibariyle geriye atılmış ise de takdim şartıyla taaccüp uyandırmak içindir. Sanki şöyle demiş gibidir: Ve mes-semâu” (وَمَا السَّمَاءُ?) Gök nedir? Cevap olarak da: Derinliğini yükseltmek, tesviye edip düzlemek ve görülen bir direk olmaksızın onu ayakta tutmak suretiyle bina etti, demiş olur. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Semâ (سَمَاء)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "s-m-v" kökünün temel anlamının yükseklik, yücelik ve yukarıda olmak olduğunu belirtir. Bu kökten türeyen "semâ" kelimesinin, yeryüzünün üzerinde yükselen, onu bir tavan veya kubbe gibi örten her türlü yüksek varlığı ve gökyüzünü ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin kökenindeki yücelik ve yükseklik anlamına dikkat çeker; sözlükte bir şeyin üstünde yer alan ve ona nispetle yüksekte bulunan her şeye isim olarak verildiğini, ayette ise fiziksel bağlamda yeryüzünü kuşatan devasa kozmik tavanı anlattığını söyler. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dil ailesindeki ortak kullanım alanına vurgu yaparak, İbranice (şamayim) ve Aramice (şemayya) gibi dillerde de gökyüzü anlamında kullanılan çok arkaik ve ortak bir kökenden geldiğini, Arapça lügatinde de bu asli formunu koruduğunu ifade eder. Angelika Neuwirth, Mekke dönemi metinlerindeki yemin formlarında "semâ" kelimesinin etimolojik arka planını incelerken, bu sözcüğün sıradan bir boşluğu değil, son derece sağlam, yapısal bir bütünlüğe sahip olan ve kozmik düzeni temsil eden yüce bir mimariyi simgelediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap lügatlerinde bu kökün daima aşağıda olanın zıttını, yani yukarıda konumlanan ve aşağıyı ihata eden bir yapıyı tanımladığını ifade eder.

        Benâ (بَنَى)

        İbn Fâris, eserinde "b-n-y" kökünün temel anlamının, parçaları bir araya getirerek sağlam ve kalıcı bir yapı oluşturmak, inşa etmek olduğunu belirtir. Ayetteki kullanımının, gökyüzünün tesadüfi bir yığın değil, unsurları birleştirilmiş, bilinçli ve düzenli bir mimari inşayı ifade ettiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, bu kökten gelen fiil ve isimlerin, bir nesneyi üst üste koyarak veya yapısal olarak birbirine bağlayarak bütüncül bir bina ortaya çıkarmak anlamına geldiğini söyler; burada ise fiilin etimolojik olarak gökyüzünün muazzam, çatlak barındırmayan ve kusursuz bir şekilde çatılmış bir çadır veya tavan olarak inşa edilmesini anlattığını vurgular. Toshihiko Izutsu, fiilin anlamsal çerçevesini incelerken, "inşa etmek" eyleminin kozmik bir varlığa (gökyüzüne) atfedilmesinin, etimolojik olarak sıradan bir var edilişten ziyade son derece planlı, mühendislik harikası ve tasarımsal bir "yapılandırma" vurgusu taşıdığını belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin linguistik tahlilinde "benâ" fiilinin, failin gücünü ve ihtişamını yansıtan dinamik bir mimari kuruluşu, boşluğun devasa bir kubbe olarak şekillendirilmesini anlatan köklü bir eylemi temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik açıdan kökün sadece fiziksel bir duvar örmeyi değil, aynı zamanda unsurlar arasındaki mükemmel uyumu ve yapısal dayanıklılığı ifade ettiğini, fiilin bu ayette gökyüzünün muhkem ve sarsılmaz inşasına işaret eden bir formda kullanıldığını belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X