Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şems Sûresi, 3. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şems Sûresi, 3. Ayet

    وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-nnehâri iżâ cellâhâ

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Onu (dünyayı) aydınlattığında gündüze;"

      Bu beyan farklı şekillerde yorumlanabilir. İhtimallerden biri gündüzün dünyayı aydınlatmasıdır. Bir başka yorum yeryüzünü aydınlatmasıdır. Güneşi ortaya çıkarması diye de yorumlanabilir. Her tarafı bürüyen gecenin karanlığından ışığı ile gözleri görür hale getirmesi anlamı da verilebilir.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Nehâr (نَهَار)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "n-h-r" kökünün temel anlamının genişlik, ferahlık ve bir şeyin coşkuyla, serbestçe akması, yararak çıkması olduğunu belirtir. Bu bağlamda günün aydınlık kısmına "nehâr" denilmesinin, ışığın genişleyip yeryüzüne yayılması ve karanlığı yararak ortaya çıkmasıyla ilgili olduğunu ifade eder. Nehir (akarsu) kelimesinin de suyun yatağını yararak genişçe akmasından ötürü bu kökten türediğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimenin kökenindeki "genişlik" vurgusuna dikkat çeker ve karanlığın yırtılıp aydınlığın bir sel gibi yeryüzüne akması, ufkun genişleyip ışığın her yeri kaplaması anlamında günün aydınlık vaktine bu ismin verildiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenlerine inerek, kökün Aramice ve Süryanice formlarında da (nhar) "ışık saçmak, parlamak" anlamlarına geldiğini, Arapça lügatinde de "nehâr" sözcüğünün sadece suyun akışından ziyade ışığın yayılması ve günün aydınlanması bağlamında arkaik ve ortak bir Sami kökene sahip olduğunu belirtir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin linguistik yapısı içindeki kullanımını tahlil ederken pürüzsüz ve engelsiz bir aydınlanmayı, karanlığın pasifliğine karşı ışığın dinamik, akışkan, sürekli ve kesintisiz yayılışını anlatan kök bir manayı taşıdığını ifade eder.

        Cellâ (جَلَّى)

        İbn Fâris, eserinde "c-l-v" ve "c-l-y" köklerinin temel anlamının bir şeyin üzerindeki örtünün kalkması, açıklığa kavuşması ve nesnenin tüm hatlarıyla iyice belirginleşmesi olduğunu belirtir. Ayette geçen "cellâ" fiilinin, Arapçadaki tef'il babında (yoğunluk ve süreklilik bildiren form) kullanılması sebebiyle bu belirginleştirme ve açığa çıkarma eyleminin son derece güçlü, kesin ve görünür bir şekilde gerçekleştiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin sözlükte kapalı veya gizli olan bir durumu, nesneyi göz önüne sermek, parlatmak (cila çekmek) ve örtüsünü kaldırmak anlamına geldiğini söyler; buradaki etimolojik kullanımında günün ışığıyla birlikte örtülü olanın tüm çıplaklığıyla, hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak netlikte ortaya çıkarılmasını ifade ettiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, klasik Arap lügatlerinde kelimenin köken itibarıyla karanlığın dağıtılıp eşyanın hakikatinin aydınlığa kavuşturulmasını anlattığını, fiilin bu kalıptaki kullanımının görsel ve son derece somut bir ifşa ve parlatma eylemini sembolize ettiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik açıdan kökün sadece fiziksel bir aydınlanmayı değil, aynı zamanda görünürlüğü engelleyen her türlü perdenin yırtılmasını ifade ettiğini, fiilin linguistik yapısında ışığın dinamik bir eyleyici olarak sahneye çıkması ve varlığı görünür kılması şeklindeki bir kök anlama sahip olduğunu ifade eder.

        Yorum

        İşleniyor...
        X