Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Şems Sûresi, 1. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Şems Sûresi, 1. Ayet

    وَالشَّمْسِ وَضُحٰيهَاۙۖ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve-şşemsi ve duhâhâ

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Yemin olsun, güneşe ve kuşluğuna;"

      Güneş Allah’ın En Büyük Âyetlerinden Biridir

      “Duhâ” hakkında müfessirler şöyle demişlerdir: “Duhâ” güneş ve ışığıdır, yahut sıcağıdır veya gündüzdür. Burada yemin vardır. Çünkü Allah Teâlâ güneşe öyle özellikler yüklemiştir ki bunlar, O nun hikmetinin inceliklerine, tedbirinin akıllara durgunluk verişine ve güneşi bereketlerin en nihayeti, âyetlerin en üstü kıldığına işaret eder.

      O'nun tedbirinin akıllara durgunluk veren yönlerinden biri şudur: Allah güneşin ışığına öyle bir özellik vermiştir ki gölgeyi giderir, ayın ışığını, lambanın ışığını giderir, yıldızların ışığını örter ve görünmez kılar, o kadar ki havanın içindeki zerrecikleri görünür hale getirir. Böylece havanın zerreciklerden meydana geldiği anlaşılır. Görmez misin ki bir delikten güneş ışığının karanlık bir yere sızması halinde oradaki havada bulunan zerrecikler (hebâu’l-hevâ) nasıl belirir. Bir kimse kalksa ve güneşe aydınlık ve ışık veren sırrı çözmeye kalkışsa buna asla gücü yetmez.

      Güneşin bereketinden olmak üzere şunları sayabiliriz: Gıdalar onun sağladığı ısıyla oluşmakta, bitkiler onunla bitmekte, tohumlar onun verdiği enerji ile filizlenmekte, meyveler onun sayesinde olgunlaşmaktadır. Güneşin akıllara hayranlık veren düzenlenmesi ve yönetilmesine dair de şunları söyleyebiliriz: Allah onu öyle bir uzaklıkta ayarlamıştır ki her nesnenin yararı bu ayara bağlıdır. Zira mevcut halinden biraz yakın olsaydı mevcut bulunan her şey tutuşur ve yanardı. [Biraz da uzak olsaydı bu kez de her şey donardı].

      Güneşteki mûcizevî özelliklerden biri de güneşin her gün bin yıllık bir mesafeyi katediyor olmasıdır. Öyle ki onun her gün katettiği bin yıllık mesafeyi, akmak ve yürümek için yaratılmış olan varlıkların bu mesafeyi çok uzun zamanlarda katetmesi neredeyse imkânsız gibi bir durum arz eder. Güneş aynı zamanda Rab Teâlâ’nın cömertliğini de ortaya koyar. Çünkü güneşin yararı bütün mahlûkatı kuşatır. Onların iyileri, kötüleri, Allah dostları ve Allah düşmanları... hepsi ondan aynı şekilde yararlanır. Allah Teâlâ ona yemin etti ki din konusunda ya risâletin kabulü ya da ölümden sonra diriltilmenin gerçekleşeceğine dair kâfirlerde ortaya çıkan şüpheyi alıp götürsün de cümlesi imana gelsin. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Şems (الشَّمْس)

        İbn Fâris, Mekâyîsü'l-Luga adlı eserinde "ş-m-s" kökünün temelde gökyüzündeki bilinen yıldıza, yani güneşe işaret ettiğini belirtir. Bu kökten türeyen kelimelerin, bir şeyin veya kimsenin güneşe maruz kalması, güneşte beklemek veya mecazi olarak bir kimsenin inatçılık ve huysuzluk göstermesi (şemus) gibi yan anlamlar taşıdığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât eserinde kelimeyi gökyüzündeki büyük aydınlatıcı cisim olarak tanımlar ve kökün asıl anlamının doğrudan bu cisme dayandığını, Arapçada "şemmese" fiilinin ise güneşte kurumaya bırakmak veya gün ışığına çıkıp aydınlanmak anlamında bu isimden türetildiğini açıklar. Angelika Neuwirth, kelimenin etimolojik ve semantik arka planını incelerken "şems" sözcüğünün Sami dillerindeki ortak ve köklü kullanımına dikkat çeker; kelimenin köken olarak kozmik düzeni, gücü ve aydınlatıcı otoriteyi simgeleyen arkaik bir temele sahip olduğunu, Arap dilinde de bu temel astronomik ve doğal gücü ifade eden formunu aynen koruduğunu vurgular.

        Duha (ضُحَى)

        İbn Fâris, kök harflerini "d-h-v" olarak belirlediği bu kelimenin, güneşin doğup yükselmesi, ışığının etrafa yayılması ve sıcaklığının hissedilmeye başlandığı günün ilk belirgin aşaması anlamına geldiğini kaydeder. Aynı kökten gelen fiil ve isim formlarının, örtüsüz biçimde açıkta kalmak ve güneş ışığına doğrudan maruz kalmak gibi temel bir anlam çerçevesine sahip olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin gün ışığının genişlemesi ve yeryüzüne tam anlamıyla yayılması durumunu ifade etmek için kullanıldığını söyler; kelimenin salt pasif bir zaman dilimini değil, aydınlığın, berraklığın ve ısının belirginleşmesi halini anlattığını vurgular. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin linguistik tahlilini yaparken "duha" kavramının etimolojik olarak sadece günün bir bölümünü değil, güneşin etkisini en güçlü hissettirmeye başladığı, canlılığın ve fiziki berraklığın zirveye doğru tırmandığı dinamik bir ışık yayılımını ifade ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin etimolojik kökeninde şüpheye veya karanlığa yer bırakmayan apaçık bir belirginlik anlamı yattığını, klasik Arap dilinde bu kökten gelen türetmelerin sosyal hayatta netliğin, görünürlüğün ve ortaya çıkışın sembolü olarak kullanıldığını ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X