فَمَنِ افْتَرٰى عَلَى اللّٰهِ الْكَذِبَ مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Âl-i İmrân Sûresi, 94. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: zalimler, iftira, ali imran suresi 94. ayet, ali imran suresi, yalan, ali imran 94, allah, zulüm
-
93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceklerin her türlüsü İsrailoğulları'na helal idi. De ki: Doğru söylüyorsanız Tevrat'ı getirip okuyun!
94. Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurursa işte onlar zalimlerin ta kendileridir.
Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in kendisine haram kıldıkları dışında, yiyeceklerin her türlüsü İsrailoğulları'na helal idi. İbn Abbas şöyle dedi: Ölü hayvan eti ile kan ve domuz eti dışında kalan bütün yiyecekler onlara helal idi. Ayette İsrail'in kendisine haram kıldıkları dışında, her şeyin helal olduğu belirtilmektedir. Yani Yakup, en çok sevdiği yiyecek olmasına rağmen deve etini ve sütünü kendisine haram kılmıştı. Şayet rivayet doğru ise, Yakup Beytu'l-Makdis'e giderken yolda bir melekle karşılaşmış, Yakup hırsız olduğunu zannetmiş ve onunla cedelleşmeye başlamıştı. Nihayet gün ağarınca melek, Yakup'un mafsallarından rahatsız olduğu ayak baldırını tutmuştu. Yakup onun acısından bütün geceyi uykusuz geçirmişti; şayet Allah kendisine şifa verirse en çok sevdiği yiyecek ve içeceği kendisine haram kılacağına yemin etmişti. Sonra Cenab-ı Hak kendisine şifa verdi, o da deve etini ve sütünü kendine haram etti; çünkü bu ikisi yiyecek ve içecek olarak onun en çok sevdiği şeylerdi. Eğer bu rivayet doğru ise, o bunları ancak aziz ve celil olan Allah'ın emri ve izni ile kendine haram kılmış oluyordu.
Yahudiler; o Allah tarafından Tevrat'ta haram kılınmıştı, dediler. Bunun üzerine Cenab-ı Hak, peygamberine, onlara o, Allah tarafından Tevrat'ta haram kılınmış ise ve Doğru söylüyorsanız Tevrat'ı getirip okuyun! demesini emretmişti.
"Yahudilerin zulmü sebebiyle, bir de pek çok kimseyi Allah yolundan engellemeleri yüzünden önceden helal kılınan temiz ve iyi şeyleri onlara haram kıldık" mealindeki ayette ifade edildiği gibi, onların zulmü sebebiyle bu yiyeceklerin haram kılınmış olması da mümkündür. Sonra onlar yaptıkları zulümden dolayı bunların haram kılındığını inkar etmişlerdi, bunun üzerine yalanlarını ortaya çıkarmak için kendilerinden Tevrat'ı getirmeleri istendi, fakat onlar buna yanaşmadılar. Bu kıssanın gerçek mahiyetini bilmiyoruz, fakat ayette Hz. Muhammed'in peygamberliğine dair delil vardır; zira o, Yahudilerin gizledikleri şeyi açıklamış, sakladıklarını haber vermişti.
Ebu Zeyd şöyle dedi: Ehl-i Kitab'ın, kendi kitaplarını değiştirmeye, ilave ve çıkartma yapmaya güçleri yetiyordu, ama Kur'an'ı değiştirmeye veya ona bir şey eklemeye yahut bir şeyi çıkarmaya kimsenin gücü yetmez. Çünkü onların kitapları, hakimlerin sözlerine benziyordu, bundan dolayı başka hakimlerin sözleriyle bunları değiştirebildiler. Fakat Kur'an bir mucizedir, onu değiştirmeye ve tahrif etmeye kimsenin gücü yetmez. Eğer kendi kitapları gibi olsaydı, o da Tevrat'ın başına gelen akıbetle karşılaşırdı. Böyle bir şeye tevessül etselerdi, en doğrusunu bilen Allah'tır, ama Cenab-ı Hak onları rezil rüsva eder ve gizledikleri şeyleri ortaya dökerdi. Bu husus Hz. Muhammed'in peygamberliğine işaret etmektedir.
Artık bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurursa işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Yani işin gerçeği, kendi kitaplarında açıklandıktan sonra Allah'a yalan isnat edenler zalimlerin ta kendileridir.
Yorumu Yorumla
-
Fe Meni (فَمَنِ)
İbn Fâris: "Fe" (öyleyse/artık) bağlacı ile şart ve kapsayıcılık bildiren "men" (kim, her kim ki) edatının birleşimidir. Bir önceki ayette "Tevrat'ı getirip okuyun" şeklindeki o büyük yüzleşmenin (delilin) ortaya konmasının ardından, hukuki ve felsefi bir sonucu başlatan bağlaçtır.
İfterâ (افْتَرَىٰ)
İbn Fâris: Fe-ra-ye (f-r-y) kökünden geldiğini, asıl ve fiziksel anlamının "bir deriyi kesmek, yarmak, bir kumaşı biçmek veya iki parçayı birbirine dikerek yeni bir şey ortaya çıkarmak" olduğunu belirtir. "İfti'al" babında (iftira) kullanıldığında, aslı astarı olmayan bir sözü veya yalanı "yoktan var edip uydurmak, kesip biçerek suni bir şekilde üretmek" manasına geldiğini etimolojik olarak açıklar.
Râgıb el-İsfahânî: İftira eylemini yalan (kizb) kavramından ayıran felsefi nüansı tahlil eder. İftiranın, sadece var olan bir gerçeği eksik söylemek veya çarpıtmak olmadığını; doğrudan hiç var olmayan, kaynağı bulunmayan sentetik bir dogmayı (haramları/yasakları) kasıtlı olarak "imal edip (kesip biçip)" onu bir otoriteye yamama eylemi olduğunu detaylandırır.
Alâllâhi (عَلَى اللَّهِ)
İbn Fâris: "Karşı / üzerine / aleyhine" manasına gelen, kastın ve eylemin yöneldiği makamı gösteren "alâ" harf-i ceri ve uluhiyet isminin birleşimidir (Allah'a karşı).
el-Kezibe (الْكَذِبَ)
İbn Fâris: Kef-zel-be (k-z-b) kökünden geldiğini, asıl manasının "söylenen bir sözün, dışarıdaki gerçekliğe (vâkıaya) ve aslına uymaması, hakikati saptırmak" olduğunu belirtir.
Toshihiko Izutsu: Allah'a karşı yalan söylemenin (kizb) bu ayetin bağlamındaki teolojik boyutunu analiz eder. İnsanın (Yahudi din adamlarının) kendi heva ve heveslerinden veya zümresel çıkarlarından uydurduğu gıda yasaklarını (helali haram kılmayı) "Bunlar Allah'ın Tevrat'taki emridir" diyerek doğrudan mutlak otoriteye mal etmesinin; sadece ahlaki bir kusur değil, ilahi yasama (şeriat) yetkisini gasp etmeye yönelik varoluşsal bir "sahtekarlık/kizb" olduğunu semantik sınırlarıyla inceler.
Min Ba'di (مِن بَعْدِ)
İbn Fâris: Be-ayn-dal (b-a-d) kökünden geldiğini, zaman veya mekan olarak "öncenin (kablin) zıttı, arkasında, sonrasında olmak" manasına geldiğini belirtir.
Zâlike (ذَٰلِكَ)
İbn Fâris: "İşte bundan / ondan" anlamına gelen uzaklık işaret zamiridir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk: Bu işaret zamirinin (zâlike) sosyolojik ve polemiksel hedefini tahlil eder. Zamirin, bir önceki ayetteki "Tevrat'ı getirip okuyun" meydan okumasına işaret ettiğini; yani hakikat Tevrat'ın bizzat kendi metniyle ortaya konduktan, din adamlarının metin üzerinde yaptıkları tahrifatlar ispatlandıktan ve yalanları yüzlerine vurulduktan "sonra" (min ba'di zâlike) o kişilerin hala aynı iftirada (haram yasalarında) ısrar etmelerinin dehşet verici ahlaki çöküşünü vurguladığını analiz eder. Delilden sonraki inkar, cehalet değil ihanettir.
Fe Ulâike (فَأُولَٰئِكَ)
İbn Fâris: Şartın cevabını bağlayan "fe" (işte/o halde) edatı ile uzak işaret zamiri olan "ulâike" (onlar/işte onlar) kelimelerinin birleşimidir. Delili gördüğü halde yalan uydurmaya devam edenlerin, ilahi hakikatten ontolojik olarak çok "uzağa" fırlatıldıklarını gösterir.
Humu (هُمُ)
İbn Fâris: Arapçada haberi kesinleştiren ve araya giren fasıla (ayırıcı/pekiştirici) zamiridir. "Bizzat onlar / ancak ve ancak onlar" manasını katarak, zulüm sıfatını doğrudan ve sadece o iftiracı zümrenin üzerine kilitler.
ez-Zâlimûn (الظَّالِمُونَ)
İbn Fâris: Zı-lam-mim (z-l-m) kökünden geldiğini, asıl ve fiziksel anlamının "bir şeyi kendi doğal ve hak ettiği yerin (merkezin) dışına koymak, noksanlaştırmak, hakkını kısmak ve karanlık (zulmet)" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: Zulüm kavramını felsefi bir adaletsizlik (denge bozulması) olarak tahlil eder. Allah'ın helal kıldığı şeyleri (nimetleri) yalan uydurarak "haram" statüsüne indiren ve hakikati (Tevrat'ın asıl hükmünü) ait olduğu o ilahi merkezden çıkarıp kendi uydurdukları iftiralara kurban edenlerin; yeryüzündeki ilahi adaleti ve dengeyi bozdukları için doğrudan "zalim" sıfatını aldıklarını detaylandırır.
Toshihiko Izutsu: Zulüm kelimesini teolojik bir inat ve karanlık metaforu olarak inceler. Apaçık delil (beyyine) ortaya konduktan sonra hala yalanı savunan ve dini kendi tekelinde tutmak için Allah'a iftira atan kişinin, sadece topluma değil; en başta kendi zihnine, vicdanına ve fıtratına karşı ontolojik bir karanlık (zulmet) ürettiğini belirtir. Zalim, gerçeğin aydınlığını (nuru) kendi inatçı kibriyle "karanlığa boğan" ve varlık sahnesinde kendi sonunu hazırlayan kişidir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla