فَاِنْ تَوَلَّوْا فَاِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِالْمُفْسِد۪ينَ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Âl-i İmrân Sûresi, 63. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: bozguncular, ali imran suresi 63. ayet, yüz çevirme, ali imran suresi, ali imran 63, allah
-
62. "İşte bunlar gerçek haberlerdir. Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Muhakkak ki Allah, evet 0, mutlak güç ve hikmet sahibidir."
63. "Eğer yine yüz çevirirlerse, kuşkusuz Allah bozguncuları çok iyi bilmektedir."
İşte bunlar gerçek haberlerdir. Yani olgularla örtüşen haberlerdir.
Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir. Eğer yine yüz çevirirlerse, kuşkusuz Allah bozguncuları çok iyi bilmektedir. Bu ilahi beyanın anlamı açıktır. Bu konuda daha önce bilgi vermiştik. En doğrusunu bilen Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Fe İn (فَإِن)
İbn Fâris: Cümleye koşul (şart) anlamı katan ve kendisinden sonraki eylemin gerçekleşme ihtimalini bir nedene bağlayan bir edat olduğunu belirtir.
Tevellev (تَوَلَّوْا)
İbn Fâris: Vav-lam-ye (v-l-y) kökünden türediğini, bu kökün asıl ve fiziksel manasının "iki şeyin aralarında hiçbir boşluk kalmayacak şekilde birbirine yakın olması, peş peşe gelmek ve bir şeye yönelmek" olduğunu belirtir. Ancak bu kökün ayetteki "tefe'ul" babında (tevellî) kullanılmasının, asıl mananın tam zıttı bir hareketle; bir kişiye veya bir fikre sırtını dönmek, ondan bedenen ve zihnen uzaklaşmak, yüz çevirmek anlamına geldiğini etimolojik olarak açıklar.
Râgıb el-İsfahânî: Tevelli eyleminin felsefi ve psikolojik durumunu inceler. Hristiyan heyetinin (Necranlıların) Hz. Muhammed'in mubahale (lanetleşme) daveti karşısında geri adım atarak bu yüzleşmeden kaçmalarının, sadece fiziksel bir "uzaklaşma" olmadığını; hakikatin yakıcı gücünden, rasyonel tartışmadan ve olası bir ilahi adaletten ontolojik bir "kaçış ve yüz çevirme" olduğunu detaylandırır.
Toshihiko Izutsu: Tevelli kavramını küfrün eylemsel ve dinamik boyutu olarak tahlil eder. Hakkı apaçık gördükten ve deliller sunulduktan sonra ona boyun eğmek (teslimiyet/İslam) yerine, bilinçli, inatçı ve politik bir manevrayla gerçeğe sırt dönmenin; pasif bir bilgisizlik değil, Kuran'ın ahlak semantiğinde varoluşsal bir "kibir ve isyan" eylemi olduğunu inceler.
Fe İnnallâhe (فَإِنَّ اللَّهَ)
İbn Fâris: Şartın cevabını başlatan "fe" bağlacı, anlamı pekiştirip şüpheyi tamamen ortadan kaldıran tekit edatı "inne" ve uluhiyetin özel ismi olan "Allah" lafzının birleşimi olduğunu belirtir. Hükmün mutlak kesinliğini ifade eder.
Alîmun (عَلِيمٌ)
İbn Fâris: Ayn-lam-mim (a-l-m) kökünden geldiğini, asıl manasının "bir şeyin izi, nişanı ve onu diğerlerinden ayırarak kesin olarak bilinmesini sağlayan alamet" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: Alîm sıfatının mutlaklığını tahlil eder. Mubahaleden kaçıp yüz çevirenlerin (tevellav) bu kararı alırken kendi aralarında yaptıkları gizli istişareleri, kalplerindeki o derin korkuyu ve sadece kendi makamlarını korumak için gerçeği örtbas etme niyetlerini; Allah'ın hiçbir detayı kaçırmayan, her türlü gizliliğe (gayba) nüfuz eden kusursuz bir bilgiyle "hakkıyla bildiğini" detaylandırır.
Bil-Mufsidîn (بِالْمُفْسِدِينَ)
İbn Fâris: Fe-sin-dal (f-s-d) kökünden geldiğini, asıl ve değişmez anlamının "bozulma, çürüme, nizamın ve ölçünün dışına çıkma, sağlamlığın (salah) parçalanması" olduğunu belirtir.
Râgıb el-İsfahânî: Fesat kavramını teolojik bir yozlaşma ve tahribat olarak analiz eder. Hristiyan din adamlarının, İsa'nın sadece bir kul olduğunu anladıkları (ve bu yüzden lanetleşmeden kaçtıkları) halde, kendi kilise dogmalarını, iktidarlarını ve dünyevi makamlarını kaybetmemek için ısrarla "İsa Tanrı'nın oğludur" doktrinini sürdürmelerinin; inanç sistemini, insan aklını ve ilahi nizamı kasten "bozan/çürüten" (fesat çıkaran) çok ağır bir teolojik suç olduğunu detaylandırır.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk: Mufsid kelimesinin polemik bağlamını inceler. Kuran'ın bu kelimeyi kullanarak sıradan ve pasif bir inkarcıyı değil; hakikati manipüle eden, dini kendi zümresel çıkarlarına göre tahrif eden ve toplumun inanç sağlığını zehirleyen aktif, dogmatik ve "bozguncu" ruhban sınıfını etiketlediğini tahlil eder.
Toshihiko Izutsu: Kuran'ın ahlak felsefesindeki "Salih-Müfsid" (onaran-bozan) zıtlığını (dikotomisini) değerlendirir. 46. ayette İsa'nın "Salihlerden" (ıslah eden, düzelten, varlığı onaran) biri olduğunun vurgulanmasına karşılık; onun getirdiği tevhid mesajını tahrif edip onu ilahlaştıranların, bizzat İsa'nın o tamir edici misyonuna ihanet ederek ontolojik manada "Müfsid" (yıkıcı/bozucu) zümresine dönüştüklerini semantik bir kontrast üzerinden inceler.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla