قُلْ اَفَغَيْرَ اللّٰهِ تَأْمُرُٓونّ۪ٓي اَعْبُدُ اَيُّهَا الْجَاهِلُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Zümer Sûresi, 64. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: zümer suresi 64. ayet, hüsran, amellerin boşa çıkması, zümer 64, şirk, zümer suresi, allah, ibadet, emir, buyruk
-
De ki: “‘Ey cahiller! Bana Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi teklif ediyorsunuz?'”
Bu İlâhî beyan, o kâfirlerin beyinsizliklerinin son noktaya vardığına ve had safhaya ulaştığına işaret etmektedir. O kadar ki, risâletin ve resûl olmanın faziletini ve diğer hususiyetlerini bilmelerine rağmen Resûlullah’ı bile Allah’tan başka varlıklara kulluk yapmaya çağırdılar, risâlet görevinin insana verilmesini ve insanın elçi olarak gönderilmesini inkâr ettiler. Şayet kâfirler, peygamberin fazileti ve risâletin ona tahsis edilmesine dair vuku bulan olaylara şahit olmasaydılar peygamberliğin insan türüne tahsis edilmesini ve insanlardan peygamber gönderilmesini inkâr etmeleri muhtemel olmazdı. Sonra Resûlullah (s.a.) onlara öyle açıklamalar yaptı ve deliller getirdi ki, insanlarda onun kendilerine gönderilmiş elçi olduğu kanaati yerleşti. Bu kanaate varmalarına rağmen onlar yine de kendisini Allah’tan başkasına ibadete davet ettiler, böylece onu da kendileri gibi yapmış olacaklardı. Bu, onların sözdeki çelişkilerini ve akılsızlıklarını gösterir. Üstün kılınmış ve Allah’ın elçisi olma özelliği kendisine verilmiş olanı, Allah’tan başkasına ibadet konusunda aynen faziletli olmayan ve hiçbir özelliğe sahip olmayan kişi haline getirmeye çalıştıkları zaman, en doğrusunu Allah bilir ya, onlar Hz. Peygamber’! Allah’tan başkasına ibadete çağırmakla ne kadar beyinsiz ve inatçı olduklarının bilinmesini sağlıyorlardı. En doğrusunu Allah bilir.
Ey cahiller! Müşrikler Hz. Peygamberi Allah’tan başkasına ibadet etmeye çağırdıkları için Cenâb-ı Hak kendilerine cahiller adını verdi. Hz. Mûsâ da kavmi ondan, başkalarının tanrıları olduğu gibi kendileri için de bir tanrı yapmasını istedikleri zaman aynı şeyi söylemişti: “Gerçekten siz cahil bir toplumsunuz!” Sonra âyet-i kerîmede geçen ey cahiller sözü, farklı şekillerde yorumlanır. Birincisi, üstün ve özel olanı böyle olmayanla, Allah’tan başkasına kulluk yapmak konusunda eşit gördükleri için Allah kendilerine ey cahiller diye hitap etmiştir. Yahut Allahın hidâyetinden ve Hz. Peygamber’in özelliğinden habersiz oldukları için onlara cahiller denilmiştir. Veyahut Allahın bütün nimetlerinden ve ihsanından cahil oldukları, bu konuda Allah’ı hiç zikretmedikleri için böyle denmiştir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Kul (قُلْ)
İbn Fâris, "k-v-l" kökünün sözlükte "bir düşünceyi, fikri sese dönüştürmek, söz söylemek, beyan etmek ve ilan etmek" anlamlarına geldiğini tespit eder. Emir kipi formundaki "kul" (de ki) eyleminin; müşriklerin o haddini aşan, kokuşmuş uzlaşma teklifine karşı peygamberin şahsi bir cevap vermesini engelleyip; doğrudan kâinatın Yaratıcısından gelen o sarsılmaz, mutlak ve felsefi "red/rest" fermanını başlattığını nitelediğini belirtir.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu emir kipini (De ki!) ontolojik bir restleşme ve teolojik sınır çizme olarak okur. Müşrik aklın peygambere "Sen de bizim putlarımıza tap" şeklindeki o diplomatik/ahlaksız pazarlığına karşı; elçinin vahiy otoritesini arkasına alarak (kul) o müzakere masasını bütünüyle devirmesini, tevhidin hiçbir şekilde "uzlaşmaya/şirke" açık bir felsefe olmadığını muhatabın yüzüne çarpmasını ifade eder.
E fe Ğayra (أَفَغَيْرَ)
İbn Fâris, hayret/kınama bildiren soru edatı "hemze" (e), atıf bağlacı "fe" ve "ğ-y-r" kökünden türeyen ismin birleşimidir. Ğ-y-r kökünün sözlükte "başka, farklı, zıt, asıl olandan tamamen kopuk olan" anlamlarına geldiğini tespit eder. "E fe ğayra" (Öyleyse başkasına mı / Buna rağmen gayrısına mı) soru/kınama tamlamasının; önceki ayetlerde ispat edilen "göklerin ve yerin anahtarlarına sahip olan" o eşsiz Otorite (Allah) dururken; aklın o Otoriteye taban tabana zıt, aciz ve fani olan sahte nesnelere (ğayra) yönelmesindeki o devasa mantıksal absürtlük ve felsefi cinnet halini nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, "ğayr" kavramının, mahiyet ve kudret olarak asıl varlığa zerre kadar benzemeyen, ondan ontolojik olarak tamamen "başka/düşük" olanı ifade ettiğini söyler. Allah'ın gayrısı (ğayrallâh); O'nun yaratıcılığına, vekilliğine ve yüceliğine hiçbir şekilde ortak olamayacak o dilsiz ve kör putların ta kendisidir.
Allâhi (اللَّهِ)
İbn Fâris, kâinatın yegâne yaratıcısının ve mutlak otoritesinin has ismidir. O kınanan, reddedilen ve zihni sarsan sorunun ("başkasına mı?") tam karşısına dikilen o mutlak, şeriksiz ve yüce Makam'ı mühürler. Tapılması teklif edilen fani nesnelerin (gayrın) karşısındaki tek ve sarsılmaz Zât'tır.
Arthur Jeffery, kelimenin monoteistik Ortadoğu dillerindeki etimolojik serüvenini inceler. Müşriklerin teklif ettiği o yöresel, çoklu ve zayıf pagan panteonunun (putların) karşısına; Arapçadaki "Allah" isminin, İbrahimi geleneğin o evrensel, tek ve rakipsiz (monoteistik) kudretini koyarak; elçinin bu isme sığınıp "Allah'tan başkasını mı?" diyerek o pagan aklını (şirki) ontolojik olarak tamamen hiçleştirdiğini tartışır.
Te'murûnnî (تَأْمُرُونِّي)
İbn Fâris, "e-m-r" kökünün sözlükte "buyurmak, istemek, hükmetmek, talep etmek ve bir şeyi kesin bir dille dayatmak" anlamlarına geldiğini tespit eder. Muzari çoğul formdaki "te'murûne" fiili, tekit (pekiştirme) şeddesi "nûn" ve birinci tekil şahıs "î" (bana) zamirinin birleşimidir. "Bana emrediyorsunuz ha!" (te'murûnnî) eyleminin; müşrik elitlerin, peygamberin kendi inandığı mutlak Yaratıcıyı bırakıp onların taptığı putlara yönelmesini "küstahça bir buyruk, şımarık bir talep ve siyasi bir baskı" ile elçiye dayatmalarını nitelediğini belirtir.
Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu fiili (te'murûnnî) sosyolojik bir kibir ve hadsizlik beyanı olarak değerlendirir. Yeryüzünde siyasi ve ekonomik gücü elinde tutan Kureyş tiranlarının; ilahi vahyi getiren elçiye "Sen bizim ilahlarımıza ibadet et" diyerek emir vermeye (tahakküm etmeye) kalkışmalarının; onların kendilerini hakikatin de, teolojinin de, ahlakın da üstünde gören o müstekbir (kibirli) fıtratlarının bir itirafı olduğunu belirtir. Emredilen şey sadece bir eylem değil, peygamberin felsefi intiharıdır.
A'budu (أَعْبُدُ)
İbn Fâris, "a-b-d" kökünün sözlükte "boyun eğmek, zelil olmak, itaat etmek, ram olmak ve kulluk etmek" anlamlarına geldiğini tespit eder. Muzari (geniş/şimdiki zaman) birinci tekil şahıs fiili olan "a'budu" (kulluk edeyim / tapayım / boyun eğeyim) eyleminin; o emredilen feci talebin merkezini oluşturduğunu; kâinatı yoktan var eden (Fâtır) ve göklerin anahtarlarına sahip olan Otoriteyi bırakıp, kâinatta zerrece hükmü olmayan aciz tahtalara ve taşlara "itaat etme, teslim olma" zilletini nitelediğini belirtir.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde ibadet (a-b-d) kavramını Cahiliye toplumunun "köle-efendi" (abd-rab) ilişkisi üzerinden inceler. Peygamberden "putlara kulluk etmesinin" (a'budu) istenmesi; o hür, rasyonel ve sadece Yaratıcıya boyun eğen muvahhid aklın; yeniden kabilelerin uydurduğu sahte tanrılara (statükoya) köle yapılmak istenmesidir. İslam, kâinatın sahibine ibadet ederek insanı özgürleştirirken; şirk, insanı fani nesnelere ibadet ettirerek alçaltır.
Dücane Cündioğlu, dildeki bu kulluk (a-b-d) mefhumunu ontolojik bir sadakat ve onur felsefesi olarak okur. "Bana O'nun gayrısına kulluk etmemi mi emrediyorsunuz?" fermanının; muvahhid bir kalbin o sarsılmaz onurunu resmettiğini; bütün evren üstüne gelse, en cazip siyasi teklifler (veya tehditler) masaya konsa bile, Yaratıcının safından (cenbillâh) ayrılıp putlara boyun eğmenin (a'budu) aklın ve fıtratın kabul edemeyeceği devasa bir "karanlık ve çürüme" olduğunu ifade eder.
Eyyuhel (أَيُّهَا)
İbn Fâris, nida (seslenme) ve uyarı edatıdır. Karşı tarafın dikkatini şiddetli bir şekilde üzerine çeken, gafleti sarsan ve peşinden gelecek olan o kahredici nitelemeye muhatabın bütün idrakini kilitleyen "Ey!" anlamındaki ünlemdir.
el-Câhilûne (الْجَاهِلُونَ)
İbn Fâris, "c-h-l" kökünün sözlükte "bilmemek, ilmin ve idrakin mutlak zıddı, aklı kullanmamak, haddi aşmak, fevrilik, kaba davranmak ve taşkınlık" anlamlarına geldiğini tespit eder. İsm-i fâil eril çoğul formunda ve belirlilik takısıyla gelen "el-câhilûne" (cahiller / ahmaklar / bilgisizler / kendini bilmezler) isminin; peygambere o ahlaksız "putlara tap" teklifini sunan müşrik elitlerin asıl ontolojik statüsünü ifşa ettiğini; onların kendilerini diplomat, bilge veya kabile reisi sanmalarına rağmen, evrenin terazisinde hakikati (Tevhidi) okuyamayan, akıl fukarası, kaba ve şuursuz birer "cahil yığını" olduklarını nitelediğini belirtir.
Râgıb el-İsfahânî, cehalet (c-h-l) kavramının sadece bilgisizlik olmadığını; "gerçeğin tam tersine (şirke) inanıp, o köhne inancı inatla ve bağnazca savunmak, akıl ve hilm (sükûnet) yerine taşkınlığı tercih etmek" (mürekkep cehalet) olduğunu söyler. Kâinatı yaratan Allah dururken cansız putlara tapmayı "akıllıca bir uzlaşma" gibi peygambere teklif etmek; insan aklının kâinatta düşebileceği en feci "cehalet ve ahmaklık" çukurudur.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "Cahiliye" ve "Cehl" mefhumunu ontolojik bir anarşi ve barbarlık felsefesi olarak inceler. "Ey cahiller" (eyyuhel câhilûn) restinin; okuma yazma bilmeyenlere değil, bilakis Mekke'nin o zengin, kibirli ve güce tapan (müstekbir) aristokratlarına çekildiğini; cehaletin burada epistemolojik bir eksiklik değil, tevhidi reddeden, kaba kuvvete tapan, hakikati kibriyle ezen ve ahlaki pusulasını tamamen yitirmiş o "pagan/putperest psikolojisinin ta kendisi" olduğunu tespit eder.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin bu sarsıcı kapanışını (eyyuhel câhilûn) sosyolojik bir aforoz ve devasa bir belagat şamarı olarak değerlendirir. Yeryüzünde statü, para ve kabile gücüyle şımaran o kitleye, hiçbir siyasi taviz vermeden, ilahi otoritenin verdiği o korkusuzlukla tam yüzlerine karşı "Ey cahiller/ahmaklar sürüsü!" diye bağırılmasının; müşrik kibrini yerle bir eden, dindeki o "tavizsiz, omurgalı ve sarsılmaz muvahhid" duruşun en muazzam ve en estetik manifestosu olduğunu belirtir. Hakikat, cehaletle (şirkle) pazarlık yapmaz, onu ancak yüzüne vurarak parçalar.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla