فَوَرَبِّ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِ اِنَّهُ لَحَقٌّ مِثْلَ مَٓا اَنَّكُمْ تَنْطِقُونَ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Zâriyât Sûresi, 23. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: zariyat suresi 23. ayet, rızık, zariyat 23, kesinlik, gök, ilahi vaad, zariyat suresi, hak, sema, arz
-
"Göğün ve yerin Rabb’ine andolsun ki bu, tıpkı sizin konuşmanız kadar gerçek!”
Göğün ve yerin Rabb’ine andolsun ki bu gerçektir. Buradaki bu gerçektir sözünden maksat, muhtemelen kıyâmettir. Yahut Muhammed aleyhisselâmın getirmiş olduğu vahiylerin hepsidir. Tıpkı sizin konuşmanız kadar gerçektir. En doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak burada şunu söylemektedir: Konuşmanızdan nasıl şüphe etmiyorsanız, kıyâmetin geleceğinden de şüphe etmeyin. Şöyle de söylenir: Kıyamet, gündüzün aydınlığı gibi ortadadır ve açıktır. Zeccâc şöyle dedi: Bu gerçektir, yani kıyâmet, sizin var olduğunuz, konuştuğunuz ve gündüzün aydınlığı kadar gerçektir. Allah’ın burada şöyle demiş olması da muhtemeldir: İnsanın maksadının ve ihtiyacının anlaşılması için bu dilleri konuşturmaya kadir olan, insanı tekrar yaratmaya da kadirdir. Çünkü dil, neticede bir et parçasıdır, onda konuşmak ve laf etmekle ilgili bir iz yoktur, aynı organ hayvanlarda da vardır, ama onlardan bir söz anlaşılmıyor ve konuşmaları da mümkün olmuyor. Dolayısıyla bunun hayret edilecek tarafı, öbüründen, yani ölümden sonra insanları diriltmekten daha çoktur. Başarıya ulaştıran sadece Allah'tır.
Yorumu Yorumla
-
Feve-rabbi (فَوَرَبِّ)
İbn Fâris, kelimenin başında yer alan "fa" harfinin önceki ayetlerdeki kozmik delillerle bu yemin arasında bir sebep-sonuç ilişkisi kuran takip ve gerekçe harfi olduğunu, "vav" harfinin ise sarsılmaz bir yemin (kasem) bildirdiğini ifade eder; "r-b-b" kökünün ise sahip olma, terbiye etme ve bir şeyi kemale erdirme anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Rab" kelimesinin bir şeyi adım adım olgunlaştırarak nihai hedefine ulaştıran varlık demek olduğunu, burada gökyüzü ve yeryüzünün sahibi olan Allah’ın kendi üzerine yemin ederek vaadinin kesinliğini vurguladığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, "vav" harfinin yemin işlevine dikkat çekerek, Rab kelimesinin muzaf (tamlanan) olarak sema ve arza bağlanmasının ilahi otoritenin tüm varlığı kuşattığını dilbilimsel olarak perçinlediğini kaydeder. Theodor Nöldeke, Kur'an'ın bu tür yemin kalıplarının, özellikle "Rab" isminin yemin unsuru olarak kullanılmasının, söylenen sözün doğruluğuna dair en üst düzeyde ontolojik bir güvence sunduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "terbiye edici ve sahip" anlamının, rızık ve vaat edilenlerin rastgele değil, evrenin mutlak hakimi ve yöneticisi olan Allah'ın kontrolünde olduğunu hissettirdiğini vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik bağlamda "Rab" isminin seçilmesinin, insanın her türlü ihtiyacını bilen ve onu rızıklandıran şefkatli otoriteye işaret ederek yeminin ağırlığını artırdığını ifade eder.
es-semâi (السَّمَاءِ)
İbn Fâris, "s-m-v" kökünün temel olarak yükseklik, yücelik ve yukarıda olma anlamına geldiğini, burada ise yemin edilen ve ilahi takdirin merkezi olan fiziksel ve manevi yüksekliğe işaret ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sema" kelimesinin etimolojik olarak her şeyin üstünde olan ve onu kaplayan çatıyı temsil ettiğini, burada ise yeryüzüyle birlikte bir bütünlük arz ederek tüm evrenin ilahi yemine şahit tutulduğunu açıklar. Angelika Neuwirth, kelimenin yemin formunda "arz" ile birlikte zikredilmesinin, Kur'an'ın kozmik bütünlüğü vurgulayan ve muhatabın kaçamayacağı bir hakikat dairesi çizen karakteristik bir üslubu olduğunu belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, rızkın kaynağı olarak önceki ayette zikredilen semanın, burada yemin konusu yapılarak ilahi vaadin fiziksel ve metafiziksel merkezine dikkat çekildiğini ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, belirlilik takısıyla (el) gelen kelimenin, bilinen ve müşahede edilen o muazzam gök kubbenin ihtişamına dayanarak yeminin sarsılmazlığını dilbilimsel olarak desteklediğini söyler.
ve'l-ardı (وَالْأَرْضِ)
İbn Fâris, "e-r-z" kökünün temel olarak sertlik ve alçaklık ifade ettiğini, insanın üzerinde karar kıldığı, ayak bastığı ve geçimini sağladığı her yeri tanımladığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, semanın zıddı olarak arzın, etimolojik olarak tevazu ve üzerinde hayatın yeşerdiği bereketli toprak anlamını taşıdığını, burada ise yeminin tamamlayıcı unsuru olarak kozmik nizamın yeryüzü boyutunu temsil ettiğini açıklar. Theodor Nöldeke, "sema ve arz" ikilemesinin kadim Sami dillerinde tüm varlığı (tüm evreni) ifade eden kapsamlı bir deyim olduğunu ve bu yeminle söylenen sözün tüm evren kadar gerçek olduğunun vurgulandığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "e-r-z" kökündeki sağlamlık vurgusunun, ilahi vaadin yeryüzündeki fiziksel gerçeklik kadar somut ve sarsılmaz olduğu gerçeğine işaret ettiğini vurgular.
innehû (إِنَّهُ)
İbn Fâris, "e-n-n" köküne dayanan "inne" edatının bir haberi sabitlemek ve şüpheyi kökten kazımak için kullanılan en güçlü tekit (pekiştirme) harfi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inne"nin zihindeki her türlü tereddütü gidermeye yönelik bir kesinlik vurgusu olduğunu, bitişik zamir olan "hû"nun ise bahsedilen ilahi vaade ve rızık gerçeğine işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın epistemolojik yapısında "mutlak gerçeklik" (hak) iddiasını kuran temel bir yapı taşı olduğunu, bir olgunun sadece bir iddia değil, kaçınılmaz bir nesnellik taşıdığını vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin yemin cevabının (cevabü'l-kasem) başında yer almasının, yeminin ardından gelecek olan hükmün tartışmasız bir kesinlik taşıdığını dilbilimsel olarak perçinlediğini söyler.
lehakkun (لَحَقٌّ)
İbn Fâris, "h-k-k" kökünün temel olarak bir şeyin nesnel gerçeğe tam uygunluğu, sarsılmaz bir sabitlik ve varlığı zorunlu olan gerçeklik anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hak" kavramının batılın zıddı olarak değişmez ve yanılmaz bir hakikati ifade ettiğini, kelimenin başındaki "le" (lam-ı tekit) harfinin ise bu gerçekliği bir kat daha pekiştirerek şüpheye yer bırakmadığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin tenvinli (nekre) gelişinin hakikatin azametini ve sarsıcılığını artırdığını, söylenen sözün bizzat gerçeğin kendisi olduğunu bildirdiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, "hak" kelimesinin Kur'an'da ontolojik bir zorunluluğu temsil ettiğini, vaat edilenlerin gerçekleşmemesinin varlık nizamına aykırı olacağı kadar kesin bir durumu anlattığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin kökenindeki "sabitlik" manasının, ilahi vaadin rüzgarın esmesi veya güneşin doğması kadar nesnel ve kaçınılmaz bir olgu olduğunu vurguladığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "h-k-k" kökünün ifade ettiği mutlaklık halinin, insanın ahirete ve rızka dair tüm şüphelerini ortadan kaldıracak dilbilimsel bir darbe niteliği taşıdığını belirtir.
misle (مِثْلَ)
İbn Fâris, "m-s-l" kökünün iki şey arasındaki benzerlik, denklik ve örnek teşkil etme durumu olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "misil" kelimesinin bir şeyin özdeşini veya ona tıpatıp benzeyenini ifade ettiğini, burada vaat edilenlerin gerçekliğinin insanın kendi konuşma eylemiyle kıyaslanarak somutlaştırıldığını açıklar. Theodor Nöldeke, kelimenin bir benzetme edatı olarak kullanımının, soyut bir gerçeği (ahiret/rızık) muhatabın en gündelik ve şüphe duymadığı eylemine (konuşma) indirgeyerek idraki kolaylaştırdığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "misle" kelimesinin burada bir kesinlik derecesini bildirdiğini, yani "nasıl konuştuğunuzdan şüphe etmiyorsanız, bu vaat de öyledir" anlamını dilbilimsel bir köprü ile kurduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin nasb (üstün) haliyle gelmesinin, hakikatin derecesini belirleyen bir zarf işlevi gördüğünü söyler.
mâ (مَا)
İbn Fâris ve Celaleddin el-Suyuti, bu kelimenin "ism-i mevsul" (ilgi zamiri) olduğunu ve "şey" anlamına gelerek kendisinden sonraki cümleyi (konuşmanız) "misil" kelimesine bağladığını belirtirler. Theodor Nöldeke, "mâ" edatının burada bir belirsizlikten ziyade, konuşma eyleminin her bir cüzünü ve her bir anını kapsayan kuşatıcı bir yapı sunduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, edatın cümleye kattığı anlamın, benzetmenin kapsamını genişleterek muhatabın zihnindeki "gerçeklik" algısını konuşma eyleminin bütününe yaydığını belirtir.
enneküm (أَنَّكُمْ)
Celaleddin el-Suyuti, tekit edatı olan "enne" ile ikinci çoğul şahıs zamiri "küm"ün (siz) birleşimi olduğunu, benzetmenin muhatabın bizzat kendisine yöneltildiğini ifade eder. Theodor Nöldeke, "enne"nin sağladığı vurgunun, konuşma eyleminin muhatabın bizzat kendi varlığına ve iradesine bağlı bir gerçeklik olduğunu pekiştirdiğini belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, zamirin açıkça zikredilmesinin, her bir ferdin kendi bireysel tecrübesine (konuşmasına) şahit tutulduğu bir hitap tarzı oluşturduğunu söyler.
tentıkûn (تَنطِقُونَ)
İbn Fâris, "n-t-k" kökünün ses çıkarmak, konuşmak ve düşünceyi dil ile ifade etmek anlamına geldiğini, ancak sadece ses değil, anlamlı ve düzenli bir beyanı anlattığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "nutuk" kelimesinin insana has bir özellik olan akli ve lisanî ifade yeteneği olduğunu, burada en bariz ve tartışmasız insani eylem olarak seçildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, "nutuk" eyleminin insanın kendi varlığını dış dünyaya kanıtladığı en temel yol olduğunu, bu fiilin seçilmesinin "kendi varlığınızdan ve sesinizden nasıl şüphe etmiyorsanız, ilahi vaatten de öyle emin olun" mesajını semantik bir zirveye taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, fiilin geniş zaman çoğul (muzari) formunda gelmesinin, şu an gerçekleşmekte olan ve muhatabın bizzat içinde bulunduğu canlı bir eylemi örnek göstererek, soyut olan vaadi "şimdi ve burada" olan bir gerçekliğe dönüştürdüğünü belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik bağlamda konuşma eyleminin insanın dış dünyayla kurduğu en kesin bağ olduğunu, "tentıkûn" fiilinin bu sarsılmaz bağı ahiret ve rızık gerçeğine aktardığını ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, fiilin yapısındaki aktiflik ve sürekliliğin, vaadin gerçekleşme karakteriyle tam bir uyum içinde sunulduğunu söyler.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla