اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَصَادِقٌۙ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Zâriyât Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: zariyat suresi 5. ayet, zariyat suresi, gerçekleşme, zariyat 5, doğruluk, ceza günü, ilahi vaad
-
5-6. "Size vâdedilen âhiretin vuku bulması kesinlikle doğrudur ve son yargılama mutlaka gerçekleşecektir.”
Bu iki beyan, yukarıda yapılan yeminin konusudur. Allah Teâlâ, adına yapılan yeminin doğruluğunu tekit etmek için o varlıklara yemin etmektedir. Doğru olmak fiili ancak haberler için kullanılır. Allah sanki şöyle demektedir: Peygamber aleyhisselâmın size söylediği veya vâdettiği ölümden sonra dirilmeye dair verdiği haber ve vâd doğrudur. Çünkü vâd, doğru da yalan da olabilir. Cenâb-ı Hak, Hz. Peygamber’in bu vadini yeminle teyit etmektedir; Hz. Peygamber, ölümden sonra dirilmek ve diğer konularda vâdettiği konuda doğru söylemektedir. Aynı şekilde son yargılama mutlaka gerçekleşecektir cümlesi de yukarıda yapılan yeminin konusudur. Yani ceza, kaçınılmaz olarak ve mutlaka gerçekleşecektir. Buradaki “dîn” (الدِّينُ) kelimesinin hesap mânasına geldiği de söylenmiştir. Buna göre âyet, yargılama mutlaka gerçekleşecektir anlamına gelir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Tû'adûne (تُوعَدُونَ)
İbn Fâris, "v-a-d" kökünün temel olarak birine iyilik veya kötülük yapılacağına dair önceden haber vermek, söz vermek veya uyarmak anlamına geldiğini belirterek, bu ayette meçhul (edilgen) yapıda kullanılan fiilin, insanlara kıyamet ve hesap günüyle ilgili olarak önceden verilmiş olan ilahi haberleri ifade ettiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, "va'd" kelimesinin hem hayırlı bir müjde hem de şer içerikli bir tehdit için kullanılabileceğini, muhataplara yöneltilen bu fiilin, diriliş, ceza ve mükafat gibi ahirete dair vahyedilmiş tüm uyarıları kapsadığını ifade eder. Celaleddin el-Suyuti, klasik dilbilim kuralları çerçevesinde bu fiili, peygamberler aracılığıyla insanlara tebliğ edilen haşir (ölümden sonra diriliş) ve ahiret azabı vaadini anlatan bir kelime olarak değerlendirir. Toshihiko Izutsu, kökün Kur'an'ın anlamsal dünyasında "va'd" (iyi söz/müjde) ve "vaîd" (kötü akıbet/tehdit) olarak ayrımlaştığını, erken dönem Mekke surelerindeki bu tür kullanımların doğrudan ahirete dair bir uyarı niteliği taşıdığını ve ilahi iletişimin muhataplar üzerinde psikolojik, sarsıcı bir uyanış yaratmayı hedeflediğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, surenin ilk dört ayetinde muazzam tabiat olaylarına edilen yeminlerin (kasem) yemin cevabı (müşârun ileyh) olarak gelen bu fiilin, Mekke müşriklerine yöneltilen kıyamet tehdidinin ciddiyetini, mutlaklığını ve kaçınılmazlığını vurguladığını ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, etimolojik bağlamda "söz verme" eyleminin, burada kozmik nizamın şahit tutularak pekiştirildiğini, haber verilen ahiret gerçeğinin sıradan bir söz değil, kesin bir ilahi taahhüt olarak sunulduğunu belirtir.
Lesâdik (لَصَادِقٌ)
İbn Fâris, "s-d-k" kökünün temel anlamının sözün nesnel gerçeğe tam uygunluğu, yalanın zıddı, sağlamlık, dürüstlük ve doğruluk olduğunu, kelimenin burada vahyedilen kıyamet haberinin mutlak surette gerçekleşecek hakiki bir olgu olduğunu gösterdiğini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "sıdk" kavramının, kişinin iç dünyası ile dışa vurduğu sözün ve dışarıdaki gerçekliğin birbirine eksiksiz uyumu anlamına geldiğini, ism-i fâil formundaki bu kelimenin ilahi vaadin şüphe götürmez bir hakikat olarak fiilen tahakkuk edeceğini kanıtladığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, kelimenin başında yer alan "le" (lam-ı tekit) harfinin cümlenin anlamını gramatik olarak pekiştirdiğini, önceki kelimenin anlamıyla birleştiğinde ölümden sonra dirilişin kesinlikle gerçekleşecek şaşmaz bir gerçek olduğunu kaydeder. Toshihiko Izutsu, "sıdk" kavramının Kur'an'ın ahlaki ve ontolojik sözlüğünde kilit bir öneme sahip olduğunu, burada meselenin sadece bir beyanın doğruluğu olmadığını, ilahi vaadin ontolojik olarak gerçeğe dönüşme zorunluluğunu ve varoluşsal bir kesinliği ifade ettiğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, tabiat olayları üzerine edilen yeminlerin ardından gelen bu yoğun pekiştirilmiş ifadenin, Mekke dönemindeki inkarcıların dirilişe yönelik şiddetli şüphe, alay ve itirazlarına karşı Kur'an'ın aynı şiddette, netlikte ve kesinlikte verdiği retorik bir cevap olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, "s-d-k" kökünün ism-i fâil kalıbında ve tekit (pekiştirme) harfi ile birlikte kullanılmasının, vaad edilen olayların adeta şu an yaşanıyormuşçasına kesin olduğuna dair dilbilimsel düzeyde sarsılmaz bir güven inşa ettiğini ifade eder.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla