Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Zuhruf Sûresi, 75. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Zuhruf Sûresi, 75. Ayet

    لَا يُفَتَّرُ عَنْهُمْ وَهُمْ ف۪يهِ مُبْلِسُونَۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Lâ yufetteru ‘anhum vehum fîhi mublisûn(e)

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      “Onların azapları hafifletilmeyecek ve (kurtuluştan) ümit kesip susacaklar!”

      Onların azapları hafifletilmeyecek. Allah Teâlâ bu hususu, ateş onların derilerini kızartıp yaksa bile duydukları acının, ateşin yakmasıyla bitmeyeceğini, aksine ateş derilerini kızartıp yaktıktan sonra da yanmadan önceki acıyı aynen duyacaklarını bilmeleri için söylemektedir. En doğrusunu Allah bilir.

      Onlar (kurtuluştan) ümit kesip susacaklar! Bazıları buradaki “müblis” (مُبْلِس) kelimesine ümidini kesmek manasını verdi. Bazıları da “müblis”, teslim olan, zillete düşen, boyun eğen anlamına gelir dedi. Zeccâc şöyle dedi: “Müblis”, konuşmakla kurtuluş ümidi bulunmayan kişi gibi susar demektir, çünkü ancak konuştuğu takdirde bir rahatlama ümidi taşıyan insan konuşur.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Lâ yüfetteru (لَا يُفَتَّرُ)

        İbn Fâris, f-t-r kökünün asıl anlamının bir şeyin keskinliğinin ve şiddetinin kırılması, hareketten sonra sakinleşmesi, yumuşaması ve zayıflaması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "fetret" kavramının bir şeydeki hararetin veya hızın eksilmesini ifade ettiğini; ayetteki kullanımın cehennem azabının ne bir an duracağını ne de şiddetinde en ufak bir hafifleme (gevşeme) olacağını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu fiili "yoğunluğun sürekliliği" üzerinden analiz eder; ilahi cezanın sadece zamansal bir süreklilik değil, aynı zamanda hiçbir zaman seyrelmeyen (fetret dönemine girmeyen) statik ve mutlak bir şiddet düzeyinde kalacağını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin azabın kesintisizliğini bildirdiğini; suçluların bir nefes alma, dinlenme veya acının hafiflediği bir an bulamayacaklarını, cezanın her an ilk günkü ağırlığıyla devam edeceğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "yüfetteru" kelimesinin reddedilmesiyle (lâ), dünyadaki her türlü acının ve yorgunluğun bir bitiş veya dinlenme noktası olmasına rağmen, ahiretteki bu azabın hiçbir insani ritme uymayan dondurulmuş bir şiddet hali olduğunu belirtir.

        Müblisûn (مُبْلِسُونَ)

        İbn Fâris, b-l-s kökünün asıl anlamının bir hayırdan bütünüyle ümit kesmek, kederin ağırlığı altında ezilerek susup kalmak ve şaşkınlık içinde sessizliğe gömülmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "iblâs" kavramının hüzün ve kederin zirve noktasında yaşanan mutlak ümitsizlik (ye’s) hali olduğunu; bu halin insanı dilsiz ve hareketsiz bıraktığını açıklar. Şeytanın (İblis) bu ismi almasının temel sebebinin de ilahi rahmetten bütünüyle ümidini kesmesi (müblis olması) olduğunu vurgular. Arthur Jeffery, kelimenin köken olarak umutsuzluk ve hüzünle susturulma anlamlarını taşıdığını, "Iblis" ismiyle olan kökensel bağının Kur’an terminolojisinde "ebedi umutsuzlar ve mahrumlar" zümresini nitelemek için kullanıldığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kavramı "varoluşsal bir suskunluk" olarak tanımlar; müblis olan suçlunun, artık hiçbir mazereti, savunması veya kurtuluş beklentisi kalmadığı için dehşet karşısında sadece sessizce yutkunabilen ve ruhsal olarak felç olmuş kimseyi nitelediğini vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu nitelemenin cehennemliklerin nihai psikolojik çöküşünü resmettiğini; onların artık feryat etme veya yardım dileme aşamasını çoktan geçip, mutlak bir ümitsizlik (iblâs) içinde dondurulduklarını ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü’ş-Şâtı), kelimenin seçilmesinin suçluların sadece fiziksel bir ceza değil, aynı zamanda ruhsal bir "yok oluş ve mahrumiyet" hissiyle susturulduklarını göstermesi bakımından çok sarsıcı olduğunu savunur.

        Yorum

        İşleniyor...
        X