Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Zuhruf Sûresi, 68. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Zuhruf Sûresi, 68. Ayet

    يَا عِبَادِ لَا خَوْفٌ عَلَيْكُمُ الْيَوْمَ وَلَٓا اَنْتُمْ تَحْزَنُونَۚ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Yâ ‘ibâdi lâ ḣavfun ‘aleykumu-lyevme velâ entum tahzenûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      “Ey kullarım! O gün size korku yoktur, üzüntü de çekmeyeceksiniz.”

      Yani dostlukla ilgili durumunuzun değişeceğinden korkmayın! “Oradan hiç ayrılmak istemezler” mealindeki âyet de orada durumları değişmeyecektir mânasına gelir. Üzüntü de çekmeyeceksiniz, yani onlar oradaki hallerinden üzüntü duymazlar ve durumlarının değişeceği ve zevale ereceği korkusunu yaşamazlar. Çünkü mevcut halin zeval bulacağı korkusu, nimete mazhar olan kişiyi üzer. Cenâb-ı Hak, o halin ebedî ve sürekli olduğunu, asla zevale ermeyeceğini ve bitmeyeceğini haber vermektedir. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Yâ İbâdî (يَا عِبَادِ)

        İbn Fâris, a-b-d kökünün temelinde boyun eğme, nihai tevazu, itaat ve zillet anlamlarının bulunduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "abd" kelimesinin yaratılıştan gelen kulluğu ifade ettiğini; buradaki nidâdaki iyelik ekinin (yâ ibâdî) Allah'ın mümin kullarına olan özel şefkatini ve onları kendi himayesine alışını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, "abd" kavramını Kur'an'ın "Rab-Abd" dikey ilişkisindeki mutlak bağımlılık hali olarak tanımlar; Allah'ın kullarına "Ey kullarım" diye hitap etmesinin, aradaki tüm yabancılığın kalktığı ve ilahi himayenin (velayet) bütünüyle tecelli ettiği bir "şereflendirme" (teşrif) olduğunu vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu hitabın kıyamet günü muttekilere yönelik ilahi bir emniyet ilanı olduğunu; "kullarım" ifadesinin onları diğerlerinden ayıran bir "aidiyet tescili" ve onurlandırma olduğunu ifade eder.

        Lâ Havf (لَا خَوْفٌ)

        İbn Fâris, h-v-f kökünün asıl anlamının bir şeyin beklentisinden dolayı duyulan kaygı ve kalbin yerinden oynaması olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "havf" kavramının gelecekte vuku bulması muhtemel bir zarardan dolayı duyulan acı ve endişe olduğunu; ayetteki "size korku yoktur" ifadesinin, geleceğe dair her türlü belirsizliğin ve tehdidin ilahi teminatla ortadan kaldırıldığını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, havfı "ümit" (recâ) ile dengelenen bir inanç durumu olarak görür; ancak bu ayetteki nefiy (yokluk) durumunun, müminlerin artık her türlü varoluşsal kaygıdan azade kılındığı o mutlak emniyet (eman) makamına ulaştıklarını vurgular. Prof. Dr. Sadık Kılıç, korkunun yokluğunun, insanın ontolojik olarak tam bir güven ve huzur (sekine) iklimine girmesi olduğunu, tüm dünyevi korkuların bu ilahi hitapla buharlaştığını belirtir.

        Aleyküm (عَلَيْكُمُ)

        İbn Fâris, a-l-v kökünün asıl anlamının yükseklik, üstünlük ve bir şeyin üzerinde bulunmak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "alâ" harf-i cerinin burada bir yükümlülükten ziyade, huzurun ve emniyetin muhatapları bütünüyle kuşatmasını ve onların üzerinde bir gölge gibi sabitlenmesini (teşrif) ifade ettiğini açıklar.

        el-Yevm (الْيَوْمَ)

        İbn Fâris, y-v-m kökünün zamanın belirli bir dilimi ve süreklilik olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "yevm" kelimesinin burada kıyamet gününü ve o büyük hesap anını nitelediğini; diğer günler geçerken bu "gün"ün (el-yevm) ebedi bir hakikati temsil ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kelimenin "el" takısıyla marife (bilinen) olmasının, o dehşetli Son Saat'e işaret ettiğini; korkunun kalktığı vaktin tam da o kriz anı olduğunu vurgular.

        Tahzenûn (تَحْزَنُونَ)

        İbn Fâris, h-z-n kökünün asıl anlamının yerin sertliği, pürüzlü olması ve insanın gönlündeki darlık/keder olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hüzün" kavramının geçmişte kaybedilen bir şeyden veya gerçekleşen bir acıdan dolayı duyulan ruhsal çöküntü ve keder olduğunu; "tahzenun" fiilinin nefiy (ve lâ) ile gelmesinin, cennetliklerin geçmişe dair hiçbir pişmanlık ve üzüntü duymayacaklarını nitelediğini açıklar. Toshihiko Izutsu, hüznü "havf"ın (gelecek kaygısının) simetriği olarak "geçmişin kederi" şeklinde tanımlar; ilahi müjdenin insanı hem gelecek korkusundan hem de geçmiş üzüntüsünden kurtararak tam bir "anlık ve ebedi huzur" (huşû) makamına taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kullanılmasının müminlerin dünyada çektikleri çilelerin, kayıpların ve mahzuniyetlerin ahiretteki o mutlak neşe (surûr) ile bütünüyle telafi edileceğini ve kalplerdeki pürüzlerin (hüzünlerin) silineceğini ifade ettiğini belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X