وَلَمَّا ضُرِبَ ابْنُ مَرْيَمَ مَثَلاً اِذَا قَوْمُكَ مِنْهُ يَصِدُّونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Zuhruf Sûresi, 57. Ayet
Daralt
X
-
57. “Meryem’in oğlu misal olarak verilince senin kavmin bundan dolayı hemen yaygarayı basıyorlar.”
58. “‘Bizim tanrılarımız mı iyi yoksa o mu?’ diyorlar. Bu karşılaştırmayı sırf sana karşı çıkmış olmak için yapıyorlar. Onlar gerçekten inatçı bir muhalefet!”
Peygamberlerin Mucizeleri
Meryem’in oğlu misal olarak zikredilince senin kavmin bundan dolayı hemen yaygarayı basıyorlar. Burada niçin Hz. İsa’nın örnek gösterildiği konusunda farklı görüşler vardır, bazıları şöyle dedi: "Şüphe yok ki siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar cehennem yakıtısınız, hepiniz oraya gideceksiniz" mealindeki âyet gelince, putlara tapan kâfirler şöyle dediler: Allah'tan başka İsâ aleyhisselâma da tapıldı, Üzeyir’e ve meleklere de tapıldı; öyleyse bunların hepsi cehennemdedirler. Çünkü Allah’tan başka onlara da tapılmıştır. Eğer onlar cehennemde iseler, biz de onlarla birlikte cehennemde olmaya razıyız. Bunun hemen arkasından da Bizim tanrılarımız mı iyi yoksa o mu? dediler. Buradaki “o" anlamına gelen "huve” zamiri ile Hz. İsa’yı kastediyorlardı. Onların bu sözleri iki anlama gelir: Birincisi, eğer Hz. İsa’nın ve Allah’tan başka kendisine ibadet edilen diğer varlıkların cehennemde azap edilmeleri caiz ise bizim tanrılarımıza da cehennemde azap edilmelerine razıyız. Çünkü onlar Hz. İsa’dan ve Allah’tan başka kendilerine ibadet edilen meleklerden ve diğerlerinden daha hayırlı değildirler. İkincisi, onlar şöyle diyorlardı: Allah’tan başka kendisine ibadet edildiğinden dolayı eğer Hz. İsâ cehennemde ise bizim taptığımız putlar daha hayırlı olduğu için onlara azap edilmeyecektir. Bu iki yorumdan biri, onların, eğer Allah’tan başka kendisine ibadet edilen herkese azap edilmesi doğru ve caiz ise, bizim taptığımız putlara azap edilmesi de caizdir iddiasına dayanmaktadır. Diğeri de, Allah'tan başka kendilerine ibadet edilen İsâ ve diğerlerine azap ediliyorsa, bizim taptığımız putlara azap edilmeyecektir, çünkü putlar onlardan hayırlıdır iddiasına dayanmaktadır. En doğrusunu Allah bilir. Biz deriz ki: Âyetle onların böyle bir delil getirmesi ancak şu durumda geçerli olur: Eğer putlara azap olsun diye onlar cehennemde yakılacak olsalardı, burada putlara azabı kastediyorum [, bu doğru bir delil gösterme olabilirdi]. Putların ateşte yanmaları onlara tapanlara azap olsun diye gerçekleşmesine gelince bu onlar için delil olmaz. Onların taşlan, demirden ve tunçtan yaptıkları putlar, ancak onlara tapanların azabı daha çok olsun diye yakılır. Nitekim Allah "Cehennemin yakıtı insanlar ve taşlardır" buyurmaktadır. Bununla birlikte putları yakmakla bir cinayet işlenmemekte ve kimseye zarar verilmemekledir. Hz. İsâ ve kendilerine İbadet edilen melekler nasıl yakılır? Onları yakmak, bizzat onların kendilerine zarar vermektir. Onlar bir suç işlemedikleri halde zarara uğramış olurlar. İnsanların taptıkları putları cehenneme sokmak ve onları ateşle yakmak, onlara tapan İnsanlara azap vermek İçin ise böyle bir tartışma ve ihtilaflaşma yapmanın anlamı yoktur. En doğrusunu Allah bilir.
Sonra, âyet-i kerîmede, kendilerine tapılan putların cehennemin yakıtı olduğunun belirtilmesi, sadece onlara tapanlara yönelik bir ifadedir, başkaları hedef alınmamıştır. Çünkü Allah Mekkelilere hitap ederek meâlen şöyle buyurmaktadır: "Şüphe yok ki siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar cehennem yakıtısınız". Mekkeliler ise Hz. İsâ’ya, başka insanlara ve meleklere değil, sadece putlara tapıyorlardı. Dolayısıyla Âyet, tapılan diğer kişilere değil, sadece putlara tapan herkese hitap etmektedir. Âyetten çıkarılan mâna budur. En doğrusunu Allah bilir. Şu da var ki bu âyette, onların söyledikleri gibi Hz. İsâ’yı ve diğerlerini kapsamadığına dair bir açıklama da mevcuttur. Çünkü Cenâb-ı Hak, “Siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar” buyurmaktadır. Bu âyetteki “mâ" (مَا) edatı, cansız ve benzeri akılsız varlıklar için kullanılır, akıl sahibi olanlar için kullanılmaz, başka bir açıdan bakılınca da âyette onların kastedilmediği anlaşılmaktadır, çünkü Allah Teâlâ, “Daha önce bizden en güzel sonucun vâdini almış olanlara gelince, işte onlar cehennemden uzak tutulurlar” meâlindeki âyette onları istisna etmekte, önceden en güzel sonucun vâdini almış olanların cehennemden uzak tutulacağını haber vermektedir. Hiç şüphe yoktur ki Hz. İsâ ve melekler, daha önce Allah’tan en güzel sonucun vâdini almış olanlardandır. Dolayısıyla âyetin hükmüne onları da dâhil etmek ihtimal dâhilinde değildir. En doğrusunu Allah bilir. “Siz ve Allah’tan başka taptığınız tanrılar” meâlindeki âyet, onlara ibadet etmeyi emreden ve insanları buna davet eden herkese yöneliktir, onlardan maksat da şeytanlardır. Çünkü Allah’tan başka birine ibadet eden, ancak şeytanların emri ve çağrısı ile ona ibadet etmektedir. Âyet-i kerîmenin, onların emrinden uzak duran ve onlara ibadetten kaçman insanları kastetmesi söz konusu değildir. Bu, Allah Teâlanın şu sözüne benzemektedir: “O gün Allah, onları ve Allah’tan başka taptıkları şeyleri bir araya toplayacak”. Hz. İbrahim, babasına “Babacığım! Şeytana kulluk etme!” demişti. Hiç kimse şeytana kulluk etmeyi murat etmez, fakat Allah’tan başkasına kulluk yapan, ancak şeytanın eniriyle kulluk yapmaktadır. Şeytanın emriyle başkasına kulluk yapınca da şeytana kulluk yapmış gibidir. Bu ve yukarıdan beri söylediklerimiz, kâfirlerin tartıştıkları konuda söylediklerinin bâtıl olduğunu göstermektedir. Hn doğrusunu Allah bilir.
Bazıları şöyle dedi: Burada Hz. İsâ’yı örnek vermeleri, Cenâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerim’de Hz. İsâ’dan bahsetmesinden dolayıdır. Kureyş müşrikleri Muhammed aleyhisselâma, İsa’yı anmakla neyi kastediyorsun? diye sormuşlar, sonra da şöyle konuşmuşlardı: Hıristiyanlar İsa’yı sevdikleri ve ona ibadet ettikleri gibi Muhammed ancak bizim de İsa’yı sevmemizi ve ona ibadet etmemizi istiyor. Sonra şöyle demişlerdi: Bizim tanrılarımız mı iyi yoksa o mu? Muhammed bizim tanrılarımıza aynı sevgiyi göstermiyor, vallahi onlar İsa’dan daha hayırlıdırlar. Yahut Allah’ın, Bu karşılaştırmayı sırf sana karşı çıkmış olmak için yapıyorlar meâlindeki âyette ifade buyurduğu gibi onlar bâtıl uğruna bu mücadeleyi yapıyorlardı. Bu, Katâde’nin sözüdür.
Meryem oğlu İsâ’yı örnek olarak, Muhammed aleyhisselâmın kavmi değil, hıristiyanların belirtmiş olmaları da muhtemeldir. Çünkü onlar Hz. İsâ hakkında farklı görüşler taşıyorlardı; kimisi o ilâhtır ve rabdır diyor, kimisi ilâhın oğludur diyor, kimisi de o ve annesi ikisi de ilâhtırlar diyordu. Hz. İsâ hakkında aralarında bunlara benzer farklı görüşler taşıyorlardı. İşte kavminin onun hakkında söyledikleri sözler üzerine Cenâb-ı Hak, Meryem’in oğlu misal olarak zikredilince, meâlindeki âyeti göndermişti. Sonra Allah şöyle buyurdu: Senin kavmin bundan dolayı hemen yaygarayı basıyorlar. Yani Hz. İsâ’dan yüz çeviriyorlar yahut bağırıp çağırıyorlar. En doğrusunu Allah bilir. Yahut ona ihtiyaç olmadığı için âyette bahsedüen örnekle ilgili açıklamadan vazgeçmemizi istiyorlar. Bu, o kâfirlerin bahsettiği bir örnektir. En doğrusunu Allah bilir.
Senin kavmin bundan dolayı hemen yaygarayı basıyorlar cümlesinde geçen “yesıddûne” kelimesi “yesuddûne” diye de okunmuştur. İbn Kuteybe ve Ebû Avsece şöyle dedi; “Yesıddûne”, bağırmak, gürültü etmek anlamına gelir, “yesuddûne” ise dönmek, yüz çevirmek demektir.
Bizim tanrılarımız mı iyi yoksa o mu? diyorlar. Bu karşılaştırmayı sırf sana karşı çıkmış olmak için yapıyorlar. Onlar gerçekten inatçı bir muhalefet! Bu İlâhî beyan da yukarıda bahsettiğimiz iki yorumla aynı mânaya gelir. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Ve lemmâ (وَلَمَّا)
İbn Fâris, bu edatın "zamanı geldiğinde", "tam o anda" gibi zaman ve şart bildiren bir bağlaç olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "lemmâ" edatının bir olayın gerçekleşmesiyle birlikte anında başka bir olayın vuku bulduğunu (zaman zarfı) ifade ettiğini açıklar. Ayetin bağlamında bu edatın, ilahi cezanın veya sarsıcı bir örneğin (Hz. İsa'nın misal olarak verilmesinin) inkarcıların zihnine girdiği o kritik dönüm noktasını nitelediğini belirtir.
Duribe (ضُرِبَ)
İbn Fâris, d-r-b kökünün asıl anlamının bir şeyi başka bir şeye şiddetle çarpmak, vurmak, örneklendirmek ve bir durumu açıkça ortaya koymak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "darb-ı mesel" kavramının, bir durumu veya kişiyi örnek vererek zihinlerde kalıcı bir etki bırakmak amacıyla çarpıcı bir benzetme yapmak anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, bu fiilin edilgen (meçhul) yapıda kullanılmasının, "örnek verme" eyleminin bizzat Kur'an'ın polemikçi üslubu tarafından yapıldığını, müşriklerin inanç dünyasına zihinsel bir darbe indirme amacı taşıdığını vurgular. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin müşriklerin kurguladığı o sahte "şirk" mantığını yıkmak için Hz. İsa'nın varoluşsal statüsünün sarsıcı bir misal olarak önlerine fırlatıldığını ifade eder.
İbnu Meryeme (ابْنُ مَرْيَمَ)
İbn Fâris, b-n-v kökünün asıl anlamının bina etmek, inşa etmek ve bir şeyin temeli olduğunu; oğul (ibn) kelimesinin de babanın varlığını sürdüren parça olması hasebiyle bu ismi aldığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, özel isim olan Meryem'in, "İsa'nın annesi" olarak zikredilmesinin, Hz. İsa'nın bütünüyle beşeriliğine ve ilahlaştırılamayacağına dair ontolojik bir vurgu olduğunu açıklar. Theodor Nöldeke, İsa figürünün Geç Antik Çağ'da Hristiyanlar tarafından "Tanrı'nın Oğlu" olarak kabul edilmesine karşılık, Kur'an'ın ısrarla "Meryem Oğlu" tamlamasını kullanarak bu teolojik sapmayı reddettiğini ve İsa'nın beşeri kimliğini tahkim ettiğini belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, müşriklerin melekleri "Allah'ın kızları" saymalarına karşı, Kur'an'ın Hz. İsa'yı örnek göstererek, yaratılmış hiçbir varlığın ilahlık vasfı taşıyamayacağını sarsılmaz bir argümanla anlattığını ifade eder.
Meselen (مَثَلًا)
İbn Fâris, m-s-l kökünün asıl anlamının bir şeyin benzeri, dengi ve dikkat çekici bir örneği olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, mesel kelimesinin sadece sıradan bir örnek değil, ibret alınması gereken veya derin bir hakikati sembolize eden çarpıcı bir durum anlamına geldiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, mesel kavramının Kur'an'ın tartışma yöntemindeki en etkili silahlardan biri olduğunu; Hz. İsa'nın (as) sadece bir şahıs olarak değil, tevhid inancını sarsan her türlü şirke karşı ilahi kudretin "canlı bir argümanı" olarak sunulduğunu vurgular.
İzâ (إِذَا)
İbn Fâris, bu edatın "ansızın", "birdenbire", "tam o esnada" anlamlarına gelen ve sürpriz bir durumu ifade eden bir zaman zarfı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin, bir eylemin ardından beklenmedik, ani ve şiddetli bir tepkinin ortaya çıkışını vurguladığını açıklar.
Kavmuke (قَوْمُكَ)
İbn Fâris, k-v-m kökünün ayağa kalkmak ve dik durmak olduğunu; kavim kelimesinin ortak bir gaye ve aidiyet etrafında birleşmiş, eyleme geçebilen topluluğu ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin burada Hz. Muhammed'in muhatap olduğu o muhafazakar Mekke toplumunu (müşrikleri) nitelediğini söyler.
Minhu (مِنْهُ)
İbn Fâris, bu harf-i cerin "-den/-dan", "dolayı", "sebebiyle" veya "o şeyden" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, buradaki "hu" (o) zamirinin doğrudan verilen "mesel"e (Hz. İsa örneğine) döndüğünü açıklar.
Yesıddûn (يَصِدُّونَ)
İbn Fâris, s-d-d kökünün asıl anlamının şiddetli bir gürültü yapmak, kahkahayla gülmek, şamata koparmak ve yüz çevirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu fiilin bir şey karşısında ciddiyetsiz bir sevinç göstermek, alaycı bir şekilde gülmek ve gürültü çıkararak sevinmek anlamına geldiğini açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, müşriklerin Kur'an'ın Hz. İsa'yı bir "örnek" (kul/peygamber) olarak sunmasını kendi lehlerine kurnazca bir argüman olarak algıladıklarını; "Madem İsa gibi yüce bir peygamber bile Hristiyanlarca ilah ediniliyor, o zaman bizim melekleri veya putları ilah edinmemiz de meşrudur" şeklinde mantıksız bir kıyas yaparak şamata kopardıklarını ve bu "örnekten" (minhu) dolayı sevinç çığlıkları attıklarını muazzam bir psikolojik tahlille ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin müşrik aklının hakikat karşısındaki gayri ciddiliğini, polemikçi tavrını ve ilahi argümanı kendi sapkınlıklarına alet etme kurnazlığını simgelediğini vurgular.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla