بِاَنَّ رَبَّكَ اَوْحٰى لَهَاۜ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Zilzâl Sûresi, 5. Ayet
Daralt
X
-
3. "Ve insan, ‘Ne oluyor buna’ dediğinde;"
4-5. "O gün yer, bütün haberlerini Rabb’inin ona vahyettiği şekilde anlatır."
Ve insan, ‘ne oluyor’ dediğinde. Yani kâfir der ki “Bu niye böyle sallanıyor”. Bazıları şöyle dedi: “Niye sallanıyor, niye oynuyor” diye yeryüzüne soru soran kimse hem dünyada ahmak hem âhirette ahmak, sanıyor ki o kendi kendine sallanıyor. O günün dehşet vericiliğini ve hallerinin değişmesini görmesi onu korkutmuyor. Dünyada iken görmediği, üzerinde düşünerek (benimsenmesi gerektiği halde) kabul etmediği mûcizeler ve deliller onun için bir anlam ifade etmiyor. Bazıları da burada takdim ve tehir vardır, dediler: Sanki şöyle demiş gibidir: O gün yer haberlerini verir, insan da “Buna ne oluyor; üzerinde olup bitenlere tanıklık ediyor ve haber veriyor!” der.
Bütün haberlerini. Yerin haberleri hakkında farklı yorumlar yapmak mümkündür: Birincisi müfessirlerin yaptığı yorumdur: Yer, konuşur ve üzerinde işlenen hayır-şer, taat-masiyet her ne varsa onları bildirir. Ancak haberleri derken hayır işleri bunun içine girmez. Çünkü yer, ehli küfrün işlemiş oldukları küfür ve günahları kabul etmemeleri üzerine onların aleyhine tanıklık eder. Cennet ehline gelince onlar, hayır işleri yaptıklarını zaten ikrar ederler. Allah Teâlâ da onları bu konuda tasdik eder. En doğrusunu Allah bilir. Organların tanıklığına dair yapılan açıklamalar da aynı şekildedir. Organlar, sadece küfür, şirk ve diğer günahları işlediklerini inkâr etmeleri karşısında kâfirlerin aleyhine tanıklık ederler. Bu yoruma göre buradaki haberlerin verilmesi hakikat anlamında konuşma ve söz ile olur. Bazıları da şöyle dedi: Burada sözü edilen yerin sallanması ve oynaması ve içinde cereyan edecek olan olaylar yerin bildirmesi ve kendinden ihbarda bulunması kabilindendir. Bazıları ise şöyle dedi: O gün dünyada iken kendilerine bildirilen ve onların da yalanlamış oldukları haberler hepsi birer birer ortaya çıkar, kendilerine bildirilen hesaba çekilme, sevap görme, azaba mâruz bırakılma gibi hadiseler gözle görülür, duyularla algılanır biçimde ortaya çıkar ve gerçekleşir. Hz. Peygamber’in (a.s.) şöyle dediği nakledilmiştir: “Yerin haberleri nedir? Bilir misiniz?” dediler ki: Allah ve resûlü en doğrusunu bilir! Buyurdu ki: “Onun haberleri her erkek ve kadın kişinin üzerinde iken yaptıkları işleri (günahlar) aleyhinde onlara tanıklık etmesidir”.
Rabb’inin ona vahyettiği şekilde. “Yerin haberlerini üzerinde işlenenlere tanıklık etmesi olarak yorumlayanlar “evhâ lehâ” (أَوْحَىٰ لَهَا) ifadesini üzerinde işlediklerini bildirmesi, onlara tanıklık etmesi diye yorumlamışlardır. Ya da “evhâ lehâ” (أَوْحَىٰ لَهَا) demek Rabb’i ona tanıklık etmesi için izin verdi o da tanıklık etti demektir. ‘‘Yerin haberlerinden maksadın sallanması, hareket etmesi ve dönüşeceği haller olduğunu söyleyenler ise “Lehâ” (لَهَا) kelimesinin cümleden düşürülmesi şeklinde bir izah getirirler ve “bi enne Rabbeke evhâ lehâ” âyetine bunu ona Rabb’in yaptı anlamını verirler. “Vahiy” ise izin, ilham, emir şeklinde gerçekleşir. Bağlama hangisi daha uygun ise vahiy bu tarzlardan birine göre yorumlanır.
Yorum
-
Rabbeke (رَبُّكَ)
İbn Fâris, "r-b-b" (re-be-be) kökünün temel manasının bir şeyi ıslah etmek, onu kemale erdirmek ve korumak olduğunu belirtir. Bu kökten türeyen "rabb" kelimesi, hem sahip hem de yönetip düzenleyen (müdebbir) anlamlarını taşır; ayette yeryüzüne sarsılması ve içindekileri dökmesi talimatını veren mutlak otoriteyi temsil eder. Râgıb el-İsfahânî, "rabb" kelimesinin aslen "terbiye" köküyle irtibatlı olduğunu, bir şeyi aşama aşama olgunlaştırıp nihai amacına ulaştıran varlık anlamına geldiğini savunur. Burada yeryüzünün kozmik görevini tamamlaması için ona yönelen ilahi iradeyi ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibariyle ortak Sami dillerine (Aramice 'rab', İbranice 'rab') ait olduğunu ve "usta, efendi, büyük" gibi anlamlarla kadim bir kullanıma sahip olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Kur'an'ın "Allah-evren" ilişkisindeki dikey hiyerarşiyi temsil eden anahtar terimlerden biri olduğunu, mutlak efendilik ve emretme yetkisini simgelediğini analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin yanındaki hitap zamiriyle (ke) birlikte kullanımının, sarsıntıyı gerçekleştirecek olan gücün tesadüfi bir doğa olayı değil, bizzat yeryüzünün sahibi olan otoritenin doğrudan bir müdahalesi olduğunu vurguladığını belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "rabb" vasfının burada yaratılışın başından sonuna kadar devam eden ilahi tasarrufun kıyamet boyutundaki tecellisini yansıttığını ifade eder.
Evhâ (أَوْحَىٰ)
İbn Fâris, "v-h-y" (ve-ha-ye) kökünün bir bilgiyi gizlice, süratle ve özel bir yöntemle aktarmak manasına geldiğini belirtir. Bu kelimenin kökeninde işaret etmek, yazmak ve elçi göndermek gibi anlamların da saklı olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "vahiy" kavramının lügatte hızlı işaret ve gizli söz olduğunu, Allah'ın bazen bir melekle, bazen doğrudan, bazen de bu ayette olduğu gibi cansız varlıklara (cemadata) fıtri bir ilham veya emir yükleyerek onları harekete geçirmesi şeklinde gerçekleştiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, vahiy kelimesinin burada beşeri dilden farklı olarak "ontolojik bir emir" niteliği taşıdığını, yeryüzünün bu ilahi sinyali alarak o muazzam sarsıntıyı başlattığını ve içindekileri dışarı vurduğunu analiz eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin yeryüzü (el-ard) için kullanılmasının, doğanın da Allah'ın emrine boyun eğen bir "muhatap" konumuna getirildiğini gösteren edebi bir incelik olduğunu savunur. Gabriel Said Reynolds, bu kelimenin yaratılış düzenine müdahale eden ilahi bir yönlendirme olduğunu, yeryüzünün bu emirle kendi "tahdis" (anlatma) görevine başladığını belirtir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, buradaki vahyin peygamberlere gelen mesajdan farklı olarak, eşyanın tabiatına müdahale eden tekvini (yaratılışla ilgili) bir emir olduğunu ve yeryüzünün bu emri reddetme lüksünün bulunmadığını vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin yeryüzünün haberlerini anlatmasıyla (tuhaddisu) olan irtibatına dikkat çekerek, yeryüzünün dile gelmesinin arkasındaki asıl saikin bu ilahi vahiy olduğunu ifade eder.
Yorum
Yorum