Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Zilzâl Sûresi, 2. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Zilzâl Sûresi, 2. Ayet

    وَاَخْرَجَتِ الْاَرْضُ اَثْقَالَهَاۙ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Ve aḣraceti-l-ardu eśkâlehâ

    Yorum

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      "Ve yer ağırlıklarını dışarı attığında;"

      O günün dehşetinden yeryüzü ağırlıklarını attığında. Başka bir âyette de meâlen şöyle buyruldu: “Yer dümdüz edildiğinde ve içindekileri atıp boşaldığında...”. “Ve ahracet” (وَأَخْرَجَتِ) ve “ve elkat mâ fîhâ”dan (وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا) ilk defnedilenden en son defnedilene kadar bütün ölülerin kastedilmesi mümkündür. Ayrıca gömülen hayvanlar ve gömüler gibi diğer nesneler olması da mümkündür. Keza insanlar gibi hesaba çekilenler olabileceği gibi diğer varlıklar gibi hesaba çekilmeyecek olanlar da olabilir. Atılan ağırlıkların sadece hesaba çekilip mükâfat ya da ceza görecek olan insanlar olması da mümkündür.​

      Yorum

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Ahrecet (أَخْرَجَتِ)

        İbn Fâris, "h-r-c" kökünün temel anlamının bir şeyin dahilinden haricine çıkması, yani gizli olandan açık olana geçişi temsil ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu kelimenin yeryüzünün içindekileri gizlilikten aleniyete çıkarması, sakladığı emanetleri dışarı kusması manasına geldiğini vurgular. Celaleddin el-Suyuti, fiilin mazi (geçmiş zaman) formunda gelmesinin olayın kesinliğini ifade ettiğini; yeryüzünün mutlak bir emir kulu gibi bu eylemi hızla ve karşı konulamaz bir şekilde icra edeceğine işaret ettiğini söyler. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin sarsıntının bir sonucu olarak yeryüzünün artık içindekileri saklayamaz hale gelişini ve bu "dışarı atma" eyleminin şiddetini yansıttığını ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda bir "ifşa" eylemi olduğunu, gizli saklı hiçbir şeyin kalmayacağı nihai bir süreci başlattığını belirtir.

        El-Ard (الْأَرْضُ)

        İbn Fâris, "e-r-d" kökünün aslı itibarıyla aşağıda bulunanı temsil ettiğini, ancak bu ayette yeryüzünün pasif bir zemin olmaktan çıkıp aktif bir özne konumuna yükseldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, burada yeryüzünün üzerindeki emanetleri geri veren bir depo veya bir rahim gibi tasvir edildiğini, eylemin bizzat yeryüzünün kendisine nispet edildiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, kozmik yıkım anında yeryüzünün ontolojik bir değişim geçirdiğini, artık üzerinde sadece hayat barındıran bir yer değil, mahşer meydanına hazırlık yapan ve olup biteni haber verecek olan bir "tanık" haline dönüştüğünü analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, yeryüzünün bu bağlamda Allah’ın emrine mutlak bir boyun eğmişlik içinde olduğunu ve evrensel bir tasfiyeyi gerçekleştiren ana mekanizma olarak sunulduğunu vurgular. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kelimenin elif-lam takısıyla gelmesinin, sarsıntının meydana geldiği o bilinen yeryüzünün bizzat kendisi olduğuna ve tüm küreyi kapsadığına işaret ettiğini ifade eder.

        Eskâlehâ (أَثْقَالَهَا)

        İbn Fâris, "s-k-l" kökünün hafifliğin zıddı olan ağırlık manasına geldiğini, burada yeryüzünün içinde barındırdığı her türlü yükü ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ağırlıkların yeryüzünün karnındaki ölüler, hazineler veya insanların işlediği amellerin kayıtları olabileceğini; kelimenin çoğul formunun bu yüklerin çeşitliliğine ve muazzamlığına delalet ettiğini açıklar. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki kökenlerine inerek, dini terminolojideki "yük ve sorumluluk" kavramıyla olan kadim bağlantısına ve bu bağlamda yeryüzünün sakladığı "insanlık yüküne" dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, bu ağırlıkların kıyamet gününde yeryüzünün sinesinden çıkarıp atacağı "kozmik yük" olduğunu ve bunun ilahi adaletin tecellisi için bir ön şart olduğunu savunur. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), zamirin yeryüzüne ait olmasının, bu yüklerin yeryüzünün kendi içinde sakladığı, ona ağır gelen ve artık tahammül edemediği unsurlar olduğunu edebi bir dille açıklar. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, geleneksel tefsirlerdeki "ölüler ve defineler" yorumuna ek olarak, yeryüzünün hafızasındaki tüm yaşanmışlıkların ve eylemlerin de bu ağırlıklar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtir.

        Yorum

        İşleniyor...
        X