Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 93. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 93. Ayet

    اِذْهَبُوا بِقَم۪يص۪ي هٰذَا فَاَلْقُوهُ عَلٰى وَجْهِ اَب۪ي يَأْتِ بَص۪يراًۚ وَأْتُون۪ي بِاَهْلِكُمْ اَجْمَع۪ينَ۟​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İżhebû bikamîsî hâżâ feelkûhu ‘alâ vechi ebî ye/ti basîran ve/tûnî bi-ehlikum ecme’în(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, gözleri görecek duruma gelir; bütün ailenizi de bana getirin.

      Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, gözleri görecek duruma gelir. Bu ayet-i kerime, Hz. Yûsuf’un bu sözü -babasının gözlerinin açılacağına dair kullandığı bu kesin ifadeyi- kendi kanaati ve içtihadı ile değil vahiyden aldığı bilgi ile söylediğini göstermektedir; çünkü gömleği babasının yüzüne konulduğunda gözlerinin açılacağını kesin bir ifade ile dile getirmektedir. Gözleri görecek duruma gelir mealindeki ifade, iki anlama gelir. Birincisi, söylediğimiz gibi gözleri açılır manasına gelir. İkincisi de gözleri gördüğü halde bana gelir demektir.

      Bütün ailenizi de bana getirin. En doğrusunu Allah bilir ya, Hz. Yûsuf onlara bütün aile bireylerini getirmelerini emretti, bununla da onların yaptıklarından tövbe edip kendisine yönelik olarak işledikleri hatayı ikrar ettiklerinde hepsini aklamak ve onlara ikramda bulunmak istedi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        İzhebû (اذْهَبُوا)

        Kelimenin kökü z-h-b şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir yerden ayrılıp gitmek, bir şeyin geçip gitmesi ve yok olması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "zehab" fiilinin fiziksel bir mekandan ayrılmayı ifade ettiği gibi, bir fikrin veya mezhebin peşinden gitmeyi de kapsadığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Yusuf kıssasındaki devinimsel (dynamic) yapısına dikkat çeker. Kardeşlerin bu kez bir "müjdeci" ve "telafi edici" olarak babalarına doğru gönderilmesi, kervan yolculuğunun dramatik son evresini başlatır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yusuf'un bu emrinin (izhebû) pasif bir bekleyişten aktif bir çözüm sürecine geçişi temsil ettiğini vurgular.

        Kamîsî (قَمِيصِي)

        Kelimenin kökü k-m-s şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi bütünüyle içine almak, örtmek" olduğunu ve vücudu örten giysiye bu yüzden "kamîs" dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kamîs" kelimesinin bir kılıf gibi bedeni sarmasını sembolize ettiğini ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Yakındoğu dillerindeki köklerini analiz ederek, Süryanice "kamîsâ" (k-m-s-a) ve Latince "camisia" ile olan etimolojik bağlarına işaret eder. Christoph Luxenberg, bu nesnenin sadece bir giysi değil, bir "tanınma/kimlik belgesi" işlevi gördüğünü savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yusuf'un gömleğinin kıssadaki sembolik döngüsüne (aldatmanın kanıtı, suçsuzluğun kanıtı ve şimdi şifanın aracı) dikkat çekerek, burada gömleğin fiziksel bir nesneden öte Yusuf'un varlığını ve kokusunu taşıyan bir "metafor" olduğunu belirtir.

        Hâzâ (هَٰذَا)

        Bu kelime Arapçada bir işaret ismidir. Râgıb el-İsfahânî, "hâ" harfinin dikkat çekme (tenbih), "zâ" kısmının ise işaret etme işlevi gördüğünü belirtir. Yusuf'un elindeki gömleği özellikle işaret etmesi (hâzâ), babasının şifasının bu spesifik ve somut nesnede saklı olduğuna dair bir kesinlik ve güven telkin etmektedir.

        Elkûhu (فأَلْقُوهُ)

        Kelimenin kökü l-k-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "karşılaşmak, bir şeyi bir yere bırakmak ve atmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ilkâ" eyleminin bir şeyi bir amaç doğrultusunda hızlıca bir yere koymak veya fırlatmak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Yusuf kıssasındaki paradoksal yapısını analiz eder. Kardeşler daha önce Yusuf'u kuyuya "atmışlardı" (elkû); şimdi ise onun gömleğini babalarının yüzüne "atacaklardır" (elkû). Bu, geçmişteki yıkıcı eylemin, aynı fiille yapıcı ve şifa verici bir eyleme dönüşmesidir.

        Vechi (وَجْهِ)

        Kelimenin kökü v-c-h şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyun önü, en değerli kısmı ve yönelinen taraf" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vech" kelimesinin insanın dış dünyaya açılan kapısı olan "yüz" olduğunu, aynı zamanda bir şeyin hakikatini ve özünü temsil ettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an antropolojisinde yüzün (vech) kişinin tüm kimliğini ve ruhsal durumunu yansıtan bir ayna olduğunu analiz eder. Gömleğin doğrudan babanın "yüzüne" (vechi) sürülmesi, şifanın doğrudan ruha ve kimliğe temas etmesini simgeler. Prof. Dr. Sadık Kılıç, burada "vech" kelimesinin Yakup'un sönen nurunun (gözlerinin) ve hüzünle kararan benliğinin yeniden aydınlanacağı odak noktası olduğunu belirtir.

        Ebî (أَبِي)

        Kelimenin kökü e-b-v şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "asıl, besleyen, terbiye eden ve kaynak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "eb" (baba) kavramının sadece biyolojik bir bağ değil, bir sevgi ve koruma merkezini ifade ettiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin kadim Sami dillerindeki (İbranice "âbh", Süryanice "abbâ") değişmezliğine dikkat çeker. Prof. Dr. Hidayet Aydar, Yusuf'un burada "babam" (ebî) demesinin, onca yıla ve ulaşılan hükümdarlık makamına rağmen evlatlık bağının ve o köksel aidiyetin sarsılmadığını gösterdiğini vurgular.

        Ye'ti (يَأْتِ)

        Kelimenin kökü e-t-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "gelmek, ulaşmak ve bir şeyin kolayca vuku bulması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "itâ" fiilinin bir şeyin sonuçlanmasını ve bir hale evrilmesini ifade ettiğini kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin (ye'ti) burada bir "oluş" bildirdiğini analiz eder. Gömleğin temasından sonra Yakup'un görme yetisinin "gerçekleşmesi/gelmesi" (itâ) ilahi bir sevk ve inayet olarak sunulmaktadır.

        Basîran (بَصِيرًا)

        Kelimenin kökü b-s-r şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "görmek ve bir şeyi derinlemesine bilmek" olduğunu belirtir. Gözün görmesine "basar", kalbin görmesine "basiret" denmesi bu köktendir. Râgıb el-İsfahânî, "basîr" sıfatının hem fiziksel görüşü hem de gerçeği kavrama yetisini kapsadığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kelimeyi "Kur'an'ın görme metafiziği" içinde analiz eder. Yakup için "basîran" olmak, sadece gözlerindeki beyazlığın (körlüğün) gitmesi değil, aynı zamanda beklediği müjdenin gerçekleştiğine dair "şuhud" (görsel kesinlik) mertebesine ulaşmasıdır. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu kelimenin Yakup'un fizyolojik iyileşmesinin yanı sıra ruhsal aydınlanmasını da temsil ettiğini belirtir.

        V'etûnî (وَأْتُونِي)

        Kelimenin kökü e-t-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "gelmek ve getirmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "itâ" fiilinin bir talebe karşılık verilmesini ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Yusuf'un bu emrini (itûnî) "büyük buluşma" (reunion) çağrısı olarak analiz eder. Bu, parçalanmış ailenin Mısır'daki yeni ve merkezi otorite etrafında yeniden toplanması talebidir.

        Ehlikum (بِأَهْلِكُمْ)

        Kelimenin kökü e-h-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir yere yerleşmek, bir evde birlikte yaşamak ve yakınlık" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ehl" kelimesinin kişinin eşi, çocukları ve aynı inancı paylaştığı yakın çevresi olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin Akatça "âlu" (yerleşim yeri/şehir) ve İbranice "ohel" (çadır/ev halkı) ile olan tarihsel bağlarına dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, bu kavramın toplumsal yapının en temel hücresini temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yusuf'un "tüm ehlinizi" (bi ehlikum) getirmelerini istemesini, Kenan'daki kabile hayatından Mısır'daki yerleşik devlet hayatına geçişi simgeleyen "topyekun bir göç" (migration) hamlesi olarak niteler.

        Ecmaîn (أَجْمَعِينَ)

        Kelimenin kökü c-m-a şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "farklı parçaları bir araya getirmek, toplamak ve bütünlük" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "cem" eyleminin dağılmış olan her şeyi tek bir merkezde birleştirmek olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin Yusuf kıssasındaki "ontolojik ve sosyal bütünleşmeyi" (integration) temsil ettiğini analiz eder. "Ecmaîn" (hepiniz/bütünüyle) vurgusu, ailede hiçbir eksik parçanın kalmayacağına ve yıllar süren ayrılığın tam bir kavuşma ile sonlanacağına dair kesin bir dilsel mühürdür.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X