فَلَمَّا دَخَلُوا عَلَيْهِ قَالُوا يَٓا اَيُّهَا الْعَز۪يزُ مَسَّنَا وَاَهْلَنَا الضُّرُّ وَجِئْنَا بِبِضَاعَةٍ مُزْجٰيةٍ فَاَوْفِ لَنَا الْكَيْلَ وَتَصَدَّقْ عَلَيْنَاۜ اِنَّ اللّٰهَ يَجْزِي الْمُتَصَدِّق۪ينَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 88. Ayet
Daralt
X
-
Etiketler: sadaka, yusuf suresi, erzak, yusuf 88, sermaye, huzur, yusuf suresi 88. ayet, sıkıntı, allah
-
Yûsuf'un huzuruna girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Bizi ve ailemizi kıtlık bastı ve biz, az bir bedel ile geldik. Yine de bize talebimizi karşılayacak kadar ver; bize bağışta da bulun. Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır.
Huzuruna girdiklerinde, yani Yûsuf'un huzuruna girdiklerinde dediler ki: Ey aziz! Muhtemelen onlar her krala aziz dendiğini bildikleri için Yûsuf'a da aziz demişlerdi. Yahut kralın Yûsuf hakkında karısına, "Ona değer ver ve güzel bak" dediği için Hz. Yûsuf'un aziz konumunda olduğunu düşünerek kendisine aziz demişlerdi. Veyahut insanların ihtiyacı olan tahıl onun elinde olduğu, kendisinin ise insanların sahip oldukları şeylerden müstağni olduğu için ona aziz demişlerdi. En doğrusunu Allah bilir.
Bizi ve ailemizi kıtlık bastı. Müfessirler bu cümleye, bize kıtlık belası ve zorluğu geldi, diye anlam verdi. Biz, az bir bedel ile geldik. Denildi ki: Durgunluğun hakim olduğu pazarda bile erzak almaya yetmeyecek birkaç kuruşla geldik. Çünkü Hz. Yûsuf izzet ve şeref makamında idi ve başkalarına mal veriyordu. Ebu Avsece dedi ki: Biz, az bir bedel ile geldik, yani çok küçük bir para ile geldik. İbn Kuteybe de aynı manayı verdi, az bir para dedi. İbn Abbas şöyle dedi: O, değeri düşük gümüş paradır, o kadar ki değerini düşürmeden harcanamaz. Ebu Ubeyd dedi ki: "İzcâ" (إِزْجَاء) kelimesi Arapça'da vermek ve sevketmek anlamına gelir. Başka bir ayet de şöyledir: "Görmez misin ki, Allah bulutları yürütüyor". Yani sevkediyor ve gönderiyor. Bazıları ona, eksik diye mana verdi. Bazıları yağ ve yün getirdiler demiş, çam fıstığı ve sebze tohumu getirdiler de denilmiş, buna benzer başka şeyler de söylenmiştir. "Müzcât" (مُزْجَاةٍ) kelimesi "tezciye" (تَزْجِيَة) kökünden geliyor gibi gözükmektedir, nitekim gün gün geçiriyoruz dendiği gibi.
Yine de bize talebimizi karşılayacak kadar ver; Bazıları bu cümleye şöyle bir anlam verdi: Bize malı, iyi bir para karşılığı kadar tam ölçekle ver; yani bizden düşük para alırsın, fakat tahılı bize bol para alıyormuş gibi tam olarak ölçerek verirsin. Ancak bize talebimizi karşılayacak kadar ver mealindeki cümle, bize ölçeği tam ölçerek ver demektir. Çünkü "îfâ'" (إِيفَاء) kelimesi, hakkını tam olarak vermek anlamına gelir. Nitekim Cenab-ı Hak bir ayette şöyle buyurur: "Ölçü ve tartıyı adaletle yapın". Bize bağışta da bulun. Yani tartı sırasında verilen iki bedel arasında fazladan bir miktar daha ver, yahut iki ölçek arasında fazladan bir miktar daha koy! Bazıları bize bağışta da bulun mealindeki cümleye, sadaka olarak bize bir miktar da fazladan ver, diye anlam verdiler. Ancak onların söyledikleri sözler ve sadaka olarak istedikleri şey, fiyatını düşürmek manasına gelir gibidir, çünkü peygamberler için sadaka helal değildir, fakat onlara düşük fiyatla vermesi caizdir. Sadaka verilmesi caiz olmayan kişiye malı düşük fiyatla vermek caizdir. Aynen ticarette malın fiyatını düşürmeye izin verilen, fakat sadaka vermeye izin verilmeyen köle gibi. Allah'ın elçisinin durumu da böyledir; parasız mal (hediye) alması caizdir, fakat sadaka alması helal değildir.
Bizi ve ailemizi kıtlık bastı. Bu beyanın, babalarının gözlerinin görmediği manasında kullanılmış olması da muhtemeldir, bundan dolayı onları ve ailesini kıtlık basmıştı. Bize bağışta da bulun cümlesi, Bünyamin'i bize gönder, belki Allah babamızın gözünü iade eder anlamına da gelebilir.
Şüphesiz Allah sadaka verenleri mükafatlandırır. Müfessirler dediler ki: Onlar eğer İslam dinine bağlı idiyseler, sanki onun İslam dininde olmadığını zannediyorlardı. Şayet onun müslüman olduğunu düşünüyorlar idiyse şöyle demeleri gerekirdi: Şüphesiz Allah verdiğin sadaka ile seni mükafatlandıracaktır.
Yorumu Yorumla
-
Dehalû (دَخَلُوا)
Kelimenin kökü d-h-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyin içine girmek, dahil olmak ve dışın zıttı" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "duhûl" eyleminin fiziksel bir mekana girmeyi ifade ettiği gibi, bir duruma veya işe dahil olmayı da kapsadığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin ayetteki mekânsal ve otorite bağlamındaki işlevini analiz eder. Kardeşlerin Yusuf'un huzuruna "girmeleri" (dehalû), onların artık tüm savunma mekanizmalarını yitirmiş ve birer "muhtaç" olarak mutlak otoritenin sahasına dahil olduklarını simgeler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu girişin, kıssanın başındaki özgüvenli duruştan tam bir teslimiyete geçişin fiziksel eşiği olduğunu belirtir.
El-Azîzu (الْعَزِيزُ)
Kelimenin kökü a-z-z şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "güç, üstünlük, galibiyet ve nadir bulunmak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "Aziz" sıfatının yenilmesi imkansız olan, otoritesi sarsılmayan ve hükmüne karşı çıkılamayan mutlak gücü temsil ettiğini kaydeder. Angelika Neuwirth, bu unvanın metin içindeki dramatik dönüşümüne dikkat çeker; kardeşler daha önce kuyuya attıkları Yusuf'a, şimdi Mısır'ın mutlak otoritesi olarak "Aziz" diye hitap etmektedirler. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu hitabın sadece bir saygı ifadesi değil, Mısır devlet hiyerarşisindeki "mutlak yargı gücü"ne ve şahsi otoriteye yapılan çaresiz bir sığınma talebi olduğunu vurgular.
Messenâ (مَسَّنَا)
Kelimenin kökü m-s-s şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeye elle dokunmak veya bir nesnenin etkisini doğrudan hissetmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mess" kavramının bir şeyin bir şeye bitişmesi olduğunu; burada bela ve sıkıntının (durr) insana "dokunup" onda kalıcı ve yakıcı bir iz bırakmasını ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin zararın sadece maddi bir kayıp olmadığını, fiziksel ve ruhsal olarak tüm benliği kuşatan bir "temas" haline geldiğini analiz eder.
Ed-Durru (الضُّرُّ)
Kelimenin kökü d-r-r şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "faydanın zıttı; şiddet, zorluk ve kıtlık" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "durr" kavramının bedeni, ruhu veya malı eksilten her türlü kötü hal olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin ayetteki sosyo-ekonomik ağırlığına dikkat çeker. Kenan diyarındaki kıtlığın aile üzerindeki yıkıcı etkisini, açlık ve perişanlık halini bu kelime temsil etmektedir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "durr"un insanın varoluşsal olarak çaresiz kaldığı, hayatın "sert ve pürüzlü" (dar) yüzüyle karşılaştığı anın dildeki karşılığı olduğunu belirtir.
Bi-bidâ'atin (بِبِضَاعَةٍ)
Kelimenin kökü b-d-a şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir bütünden parçalamak, kesmek" olduğunu, ticari sermayeye de malın bir "parçası" olduğu için bu ismin verildiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kişinin alışverişte değişim aracı olarak sunduğu ana sermayeyi ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kardeşlerin bu kelimeyi kullanarak ellerinde kalan son maddi varlığı, Mısır azizine sundukları "takas aracını" kastettiklerini analiz eder.
Muzcâtin (مُّزْجَاةٍ)
Kelimenin kökü z-c-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi itmek, bir şeyi sürüklemek ve bir nesneyi yavaşça hareket ettirmek" olduğunu belirtir. Değersiz olduğu için pazarda itilip kakılan veya ancak zorla elden çıkarılabilen mala bu isim verilir. Râgıb el-İsfahânî, "muzcât" kavramının azlığı veya niteliksizliği nedeniyle ancak "itilerek" (zorla/minnetle) işe yarar hale getirilen, kıymeti düşük nesneler olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin kökenindeki "itmek/sürmek" eylemine dayanarak bunun "değersiz ve pespaye kargo" anlamına geldiğini savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kardeşlerin getirdiği sermayenin o günkü Mısır piyasa şartlarında hiçbir değerinin olmadığını, "beş para etmez" türden bir sermayeyle geldiklerini bu kelimenin temsil ettiğini analiz eder.
Fe-evfi (فَأَوْفِ)
Kelimenin kökü v-f-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi eksiksiz, tam olarak yerine getirmek ve sözünde durmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ifâ" eyleminin ölçü ve tartıda hakkı tam olarak vermek olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kardeşlerin getirdikleri sermayenin düşüklüğüne rağmen Yusuf'tan "tam ölçü" (ifâ) istemelerindeki tezatı analiz eder. Bu kelime, bir hak edişten ziyade, karşı tarafın büyüklüğüne ve keremine yönelik bir talep dilidir.
El-Keyle (الْكَيْلَ)
Kelimenin kökü k-y-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyin miktarını hacim yoluyla ölçmek ve takdir etmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "keyl" kavramının tahıl gibi dökme gıdaların belirli bir ölçekle adilce dağıtılması olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin kıtlık ortamında "rızık payı" ve "hayat hakkı" anlamına geldiğini analiz eder.
Tesaddak (تَصَدَّقْ)
Kelimenin kökü s-d-k şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "güç, sağlamlık ve gerçeğe uygunluk" olduğunu, malı Allah rızası için vererek sadakat göstermeye de "sadaka" dendiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "tasadduk" eyleminin Allah ile olan sözleşmeye sadakat (tasdik) amacıyla, bir karşılık beklemeksizin yapılan bağış olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, kardeşlerin "Bize sadaka ver" (tesaddak aleynâ) ifadesindeki hukuki değişimi analiz eder. Kardeşler artık ticari bir "takas" (mubadele) zemininde değil, "merhamet ve lütuf" zeminindedirler; bu kelimeyle artık hiçbir hak iddia etmediklerini, sadece Aziz'in ihsanına muhtaç olduklarını itiraf ederler.
El-Mutesaddikîn (الْمُتَصَدِّقِينَ)
Kelimenin kökü s-d-k şeklindedir. İbn Fâris, sadaka veren, cömertlik yapan kişiler anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, bu ismin sadece maddi yardım yapanı değil, ahlaki bir olgunlukla karşılıksız veren kişiyi temsil ettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, ayetin sonundaki "Allah sadaka verenleri (mutesaddikîn) ödüllendirir" ifadesindeki teolojik vurguya dikkat çeker. Bu, Yusuf'un hem Aziz kimliğiyle hukuki bir karşılık (cezâ) verebileceğine hem de Muhsin kimliğiyle lütufta (sadaka) bulunabileceğine dair bir beklentinin dildeki karşılığıdır.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla