Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 66. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 66. Ayet

    قَالَ لَنْ اُرْسِلَهُ مَعَكُمْ حَتّٰى تُؤْتُونِ مَوْثِقاً مِنَ اللّٰهِ لَتَأْتُنَّن۪ي بِه۪ٓ اِلَّٓا اَنْ يُحَاطَ بِكُمْۚ فَلَمَّٓا اٰتَوْهُ مَوْثِقَهُمْ قَالَ اللّٰهُ عَلٰى مَا نَقُولُ وَك۪يلٌ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle len ursilehu me’akum hattâ tu/tûni mevśikan mina(A)llâhi lete/tunnenî bihi illâ en yuhâta bikum(s) felemmâ âtevhu mevśikahum kâla(A)llâhu ‘alâ mâ nekûlu vekîl(un)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Yakup şöyle cevap verdi: Aşılamaz engellerle kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem! Ona hepsi de kesin söz verince, Söylediklerimize Allah şahittir dedi.

      Yakup şöyle cevap verdi: Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem! Yani onu bana geri getireceğinize dair Allah adına yemin edecek ve söz vereceksiniz. Her ne kadar Hz. Yakup "En iyi koruyucu Allah'tır. O, acıyanların en merhametlisidir" demiş, oğlunun korunması konusunda Allah'a güvendiğini, onu Cenab-ı Hakk'ın koruyacağını söylemiş idiyse de, yine de Allah adına yemin edip söz vermedikçe onu göndermeyeceğini açıklıyordu; çünkü insanlar arasında açık ve mutat olan şudur: İnsanlar bütün işlerinde, canları ve malları konusunda Allah'a güvenip dayandıkları, O'nun korumasına itimat ettikleri halde yine de birbirlerinden söz alırlar, yemin verirler. İşte Hz. Yakup da aynı şeyi yapmaktadır; çocuğunun korunması hususunda Allah'a güvenip dayandığını haber verdiği halde, ancak aşılamaz engellerle kuşatılmaları hariç, onu mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz verdikten sonra oğlunu gönderebileceğini söylüyor; yani ancak başlarına hepsini içine alan bir belanın gelmesi, hepsini helake götürecek bir olayla karşılaşmaları hariç, böyle bir hal olursa ancak mazur sayılırlar, yoksa sadece Bünyamin'e bir hal olması durumunda mazur sayılmazlar. İkincisi, onu geri getirmeye engel olacak büyük bir olayın gelmesi hariç anlamına gelebilir; Hz. Yakup, onu kralın istemesinden dolayı sanki kral tarafından başına bir şey gelebileceğinden korkuyordu.

      Ona hepsi de kesin söz verince, Yakup, 'Söylediklerimize Allah şahittir' dedi. Yani ettiğiniz yeminlere ve bana verdiğiniz sözlere Allah şahittir. Yahut "En iyi koruyucu Allah'tır" dediği gibi, onu Allah koruyacaktır, diyordu. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Len ursilehu (لَنْ أُرْسِلَهُ)

        Kelime kökü r-s-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi kolaylıkla, serbest bırakarak ileriye doğru göndermek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "irsal" eyleminin birini belirli bir amaçla serbest bırakıp yönlendirmek olduğunu kaydeder. Angelika Neuwirth, ayetin başındaki "len" (kesin olumsuzluk edatı) ile bu fiilin birleşmesini analiz eder. Yakup peygamberin "Onu asla göndermeyeceğim" şeklindeki bu sarsılmaz reddi; sadece Bünyamin'i koruma arzusu değil, Yusuf'un kaybıyla başlayan o derin ontolojik yaralanmanın ve çocuklarına duyduğu o tarihsel güvensizliğin dilsel bir barikatıdır.

        Mevsikan (مَوْثِقًا)

        Kelime kökü v-s-k şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi sağlamlaştırmak, düğümlemek, güvenmek ve bir nesnenin gücünü artırmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mevsık" kavramının sıradan bir sözleşmeden ziyade, kişinin iradesini ve sadakatini mutlak bir "bağ/düğüm" (misak) altına alan ağır ve kutsal bir yemin olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Yakup peygamber tarafından tercih edilmesini hukuki ve teolojik bir bağlamda analiz eder. Yakup, sadece bir "söz" istememiş; Bünyamin'in can güvenliğini Allah'ın tanıklığına bağlayan, bozulması imkansız olan ve hukuki bağlayıcılığı en üst düzeyde olan "yeminli bir taahhüt" (mevsık) talep etmiştir. Bu, Yakup'un evlatlarına duyduğu güvenin değil, Allah'ın sarsılmaz şahitliğine duyduğu itimadın dilsel bir tezahürüdür.

        Lete'tünnenî (لَتَأْتُنَّنِي)

        Kelime kökü e-t-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "gelmek, ulaşmak, varmak ve bir şeyi beraberinde getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ityân" fiilinin bir nesnenin veya şahsın fiziksel olarak bir mekanda hazır bulunmasını ifade ettiğini kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), fiilin başındaki "lam" (pekiştirme) ve sonundaki şeddeli "nun" (tekid nunu) harflerinin yarattığı retorik şiddeti analiz eder. Bu yapı, kardeşlerin Bünyamin'i geri getirme eyleminin sadece bir "vaat" değil, her türlü şart altında yerine getirilmesi gereken mutlak ve geri dönüşü olmayan bir "zorunluluk" olduğunu dilde mühürler.

        Yuhâta (يُحَاطَ)

        Kelime kökü h-v-t şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi her taraftan kuşatmak, koruma altına almak veya bir şeyin etrafını çevirerek hareket alanını kısıtlamak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ihâta" kavramının bir kimsenin her yönden kuşatılarak kaçış imkanının kalmaması, helak olması veya mutlak bir engel ile karşılaşması hali olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu ifadenin (illâ en yuhâta biküm) hukuk felsefesindeki "mücbir sebep" (force majeure) kavramına denk geldiğini analiz eder. Yakup, çocuklarından mutlak bir koruma sözü alırken; insan gücünü aşan, kaderin cilvesiyle (ölüm, esaret, kuşatma) her yönden sarılma halini bu fiille istisna tutmuştur. Bu, peygamberin beşeri sınırların farkında olduğunu ve mutlak kudretin sadece Allah'a ait olduğunu bir kez daha tescil etmesidir.

        Vekîl (وَكِيلٌ)

        Kelime kökü v-k-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir işi başkasına bırakmak, ona güvenmek ve yetkiyi devretmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "vekîl" sıfatının, kendisine emanet edilen işi en mükemmel ve sadık şekilde yürüten, koruyan ve hesap soran otorite olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu ismin Kur'an'daki ontolojik işlevini "Tanrı'nın yegane koruyucu ve tanık oluşu" üzerinden analiz eder. Yakup ve çocukları arasındaki bu yemin süreci, bir mahkemede değil, Allah'ın huzurunda mühürlenmiştir. İzutsu'ya göre "Vekîl", burada hem verilen sözün sarsılmaz "şahidi" hem de o sözün yerine getirilmesini denetleyen "mutlak gözetleyici" (guardianship) olarak konumlandırılmıştır. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetin bu isimle bitirilmesinin, Yakup'un kalbindeki endişeyi dindiren ve meseleyi tamamen ilahi bir garanti altına alan teolojik bir sığınak olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X