Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 64. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 64. Ayet

    قَالَ هَلْ اٰمَنُكُمْ عَلَيْهِ اِلَّا كَمَٓا اَمِنْتُكُمْ عَلٰٓى اَخ۪يهِ مِنْ قَبْلُۜ فَاللّٰهُ خَيْرٌ حَافِظاًۖ وَهُوَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Kâle hel âmenukum ‘aleyhi illâ kemâ emintukum ‘alâ eḣîhi min kabl(u)(s) fa(A)llâhu ḣayrun hâfizâ(an)(c) ve huve erhamu -rrâhimîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Yakup dedi ki: Daha önce kardeşi Yûsuf hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim! En iyi koruyucu Allah'tır. O, acıyanların en merhametlisidir.

      Yakup dedi ki: Daha önce kardeşi Yûsuf hakkında size ne kadar güvendiysem, bunun hakkında da size ancak o kadar güvenirim! İbn Mes'ud'un (r.a.) kıraati şöyledir: Daha önce kardeşi Yûsuf'u ne kadar koruduysanız, bunu ancak o kadar koruyacaksınız. Bu ayet, bir konuda kendisinden daha önce bir töhmet veya hıyanet görülen kişinin, böyle bir şeyin görülmediği bir konuda itham edilmesinin caiz olduğuna işaret etmektedir, çünkü Hz. Yakup, her ne kadar kardeşine bir şey yaptıkları ortaya çıkmadı ise de Yûsuf'a yaptıklarından dolayı Bünyamin hakkında onları itham ediyordu. Bu, alimlerimizin şu görüşlerine delildir: Bir konuda fasıklığı veya yalancılığı ortaya çıkan kişinin başka konularda da şahitliği mecruhtur, sakıncalıdır.

      En iyi koruyucu Allah'tır. O, acıyanların en merhametlisidir. Yani eğer onu gönderirsem ancak Allah'ın korumasına güvendiğim ve O'nun muhafazasına dayandığım için gönderirim, sizin korumanıza güvendiğim için değil. O, acıyanların en merhametlisidir; yani O her türlü kedere ve her yardım isteyene, her merhametliden daha merhametlidir. Çünkü acıyan herkes, ancak Allah tarafından kendisine lütfedilen merhamet sayesinde acımaktadır. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Amenüküm (آمَنُكُمْ) ve Emintüküm (أَمِنتُكُمْ)

        Kökü e-m-n şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "nefsin sükuneti, korkunun gitmesi ve emanet" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "emn" kavramının kalbin huzur bulması ve güven içinde olması hali olduğunu, "iman"ın da bu içsel güvenden neşet eden bir tasdik olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu ayetteki çift kullanıma (âmenüküm ve emintüküm) dikkat çeker. Yakup peygamber, çocuklarının geleceğe dair "koruma" sözüne karşı, geçmişteki "güven" (emintüküm) tecrübesinin yarattığı derin travmayı dile getirir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Yakup'un "Size inanayım mı?" (hel âmenüküm) sorusundaki ironiyi analiz eder; bu, kardeşlerin ahlaki güvenilirliğinin peygamber nazarında bittiğinin ve güvenin artık beşer düzeyinden mutlak ilahi düzeye aktarılması gerektiğinin dilsel bir itirafıdır. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yakup'un bu kelimeyi kullanarak kardeşlerin iddialarını ontolojik olarak sorguladığını ve beşeri bir teminatın (emanetin) nasıl boşa çıktığını hatırlattığını vurgular.

        Ahîhi (أَخِيهِ)

        Kökü e-h-v şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "aynı kökten gelme, ortaklık, yönelme ve benzerlik" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ah" (erkek kardeş) kelimesinin sadece kan bağını değil, bazen bir gaye veya din birliğini de temsil ettiğini, ancak burada doğrudan Yusuf'u (Bünyamin'in kardeşi olarak) kastettiğini ifade eder. Toshihiko Izutsu, Yakup'un Bünyamin'den bahsederken "o" (Yusuf) yerine "kardeşi" (ahîhi) demesindeki duygusal mesafeyi ve aynı zamanda kardeşler arasındaki o kanlı geçmişe yapılan sessiz atfı analiz eder. Bu kelime, Yakup için hem bitmeyen bir acıyı hem de daha önce kaybedilen o ilk "emaneti" sembolize eder. Gabriel Said Reynolds, bu kelimenin kullanımındaki edebi vurgunun, aile içindeki kopukluğu ve Yakup'un zihnindeki "kaybedilen kardeş" imgesinin Bünyamin üzerinden yeniden canlanmasını temsil ettiğini belirtir.

        Kablü (قَبْلُ)

        Kökü k-b-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyin önü, başlangıcı ve bir şeye yönelmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, zaman bağlamında "kabl" kelimesinin bir olaydan önceki süreci ve o olayın başlangıç noktasını ifade ettiğini kaydeder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, ayetteki "min kablü" (daha önce) ifadesinin Yakup'un zihnindeki "zaman kırılmasını" temsil ettiğini analiz eder. Yakup için zaman, Yusuf'un kaybıyla durmuş bir kronolojidir; "daha önce" dediği şey, kardeşlerin bozduğu o kutsal emanet vaktidir ve şimdi aynı kriz anının (kıtlık ve Bünyamin'in istenmesi) tekerrür etmesi karşısındaki kaygısını bu zarf üzerinden tarihsel bir kanıt olarak sunar.

        Hâfizan (حَافِظًا)

        Kökü h-f-z şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi zayi olmaktan korumak, onu gözetmek ve o şeyi unutmadan muhafaza etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hıfz" eyleminin bir emaneti her türlü dış tehlikeden ve bozulmadan korumak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, kardeşlerin bir önceki ayetteki "lehâfızûn" (kesinlikle koruruz) iddiası ile Yakup'un bu ayetteki "Allah hayrun hâfizan" (Allah koruyanların en hayırlısıdır) beyanı arasındaki ontolojik çatışmaya odaklanır. İzutsu'ya göre Yakup, "hıfz" (koruma) eylemini kardeşlerin aciz ve sabıkalı iradesinden alıp, mutlak ve aşkın bir fail olan Allah'a iade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "hâfız" sıfatının burada "teminat" anlamında kullanıldığını; Yakup'un beşeri tedbirlerin geçiciliğine karşı ilahi korumanın mutlaklığına sığındığını analiz eder.

        Erhamu (أَرْحَمُ) ve Er-Râhimîn (الرَّاحِمِينَ)

        Kökü r-h-m şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "şefkat, acıma, lütuf ve ana rahmi" anlamlarına geldiğini, her türlü koruyucu ve besleyici inceliği barındırdığını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rahmet" kavramının bir muhtaçlık halini görüp ona en uygun iyilikle müdahale etmek olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin köken itibarıyla "Rahmân" ve "Rahîm" formlarının Güney Arapça ve Sami dillerindeki (Süryanice rahmâ) ilahi koruyuculuk sıfatlarıyla derin bağlarına işaret eder. Angelika Neuwirth, ayetin sonundaki bu "ism-i tafdil" (erhamu - en merhametli) kullanımının, Yakup'un yaşadığı o derin evlat acısı ve çaresizlik karşısında, ilahi merhameti nihai sığınak olarak ilan eden teolojik bir zirve olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yakup'un merhameti çoğul formda (râhimîn - merhamet edenler) kullanarak, dünyadaki tüm şefkat kırıntılarının asıl kaynağının ve en üstün mercii olan Allah'ın o kuşatıcı sevgisine teslim olduğunu vurgular.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X