Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 59. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 59. Ayet

    وَلَمَّا جَهَّزَهُمْ بِجَهَازِهِمْ قَالَ ائْتُون۪ي بِاَخٍ لَكُمْ مِنْ اَب۪يكُمْۚ اَلَا تَرَوْنَ اَنّ۪ٓي اُو۫فِي الْكَيْلَ وَاَنَا۬ خَيْرُ الْمُنْزِل۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Velemmâ cehhezehum bicehâzihim kâle-/tûnî bi-eḣin lekum min ebîkum(c) elâ teravne ennî ûfî-lkeyle veenâ ḣayru-lmunzilîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Yüklerini hazırlayınca, Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin dedi, görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben iyi bir ev sahibiyim.

      Yüklerini hazırlayınca, yani istedikleri erzakı kendilerine verince. Ebu Avsece dedi ki: "Cehâz" (جَهَاز), eşya, yük demektir. Kadının çeyiz eşyasına da "cehâz" denir. Bu kelime "cihaz" (جِهَاز) diye okunmaz. Müfessirler şöyle dediler: Kardeşleri yanına geldiklerinde Yûsuf aleyhisselam onlara dedi ki: Siz ajansınız, kralınız sizi Mısır halkını gözetlemek, sonra Mısır'la ilgili haberleri ona götürmek için gönderdi. Siz bize bunun için geldiniz. Bu, Hz. Yûsuf'un onlara böyle söyleyip söylemediğini bilmediğimiz şeylerdendir. Müfessirlerin söyledikleri bundan başka şeyler de vardır: Yûsuf onlara şöyle dedi; onlar Yûsuf'a, biz şöyle şöyle adamlarız, bizden biri şu şekilde helak oldu, bizim şöyle bir babamız var ... Bu türlü sözler peygamberlerin sözü olamaz, bunlar ancak yüksek sesle konuşan sıradan insanların sözleridir. En doğrusunu Allah bilir.

      Sizin baba bir kardeşinizi de bana getirin dedi, görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben iyi bir ev sahibiyim. Hz. Yûsuf'un, sebepsiz yere veya öncesinde söylenen bir söz olmadan hemen böyle bir sözle konuşmaya başlamasının ihtimali yoktur. Ancak bunun ne olduğu ayette belirtilmemiştir. Orada aralarında nasıl bir görüşme cereyan ettiğini de bilmiyoruz.

      Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum. Bu cümle iki şekilde anlaşılabilir. Birincisi, onlara ölçeği tam olarak vereceğini söylemektedir, çünkü o bölgenin insanları sıkıntılı zamanlarda ölçeği noksan yapıyor ve eksik tartıyorlardı. İşte bundan dolayı Hz. Yûsuf, görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum, eksik yapmıyorum demişti. İkincisi, görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum mealindeki cümle, ihtiyaca göre dolduruyorum anlamına gelir. Ben iyi bir ev sahibiyim, yani size iyilik yapıyor ve rızıkları bol bol veriyorum. Çünkü o bölgenin insanları, gelen misafirlere güzel davranmazlar, yiyecek darlığından dolayı onlara bolca ikramda bulunmazlardı. Hz. Yûsuf, görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum anlamındaki sözü sanki, "Eğer onu bana getirmezseniz artık bende size verilecek tahıl yoktur; bana hiç yaklaşmayın!" mealindeki sözünden sonra söylemiş gibidir. O sanki şöyle demişti: Baba bir kardeşinizi bana getirin, eğer onu getirmezseniz artık bende size verilecek tahıl yoktur; bana hiç yaklaşmayın. Bundan hemen sonra da şöyle demişti: Görüyorsunuz ki ben ölçeği tam dolduruyorum. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Cehhezehum (جَهَّزَهُمْ)

        Kelimenin kökü c-h-z şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi hızlıca hazırlamak, tamamlamak ve yolculuğa hazır hale getirmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "techiz" eyleminin bir kimsenin ihtiyacı olan tüm araç ve gereçleri (azık, yük, binek) eksiksiz bir şekilde ona sunmak olduğunu ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin Mısır devlet bürokrasisindeki lojistik operasyonu temsil ettiğine dikkat çeker. Yusuf'un bizzat denetlediği bu hazırlık süreci, sadece tahıl satışı değil; kardeşlerin ihtiyaç duyduğu tüm yol malzemesinin devlet eliyle "donatılması" (cehheze) anlamına gelir. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Yusuf'un otoritesini ve kardeşleri üzerindeki hamiliğini pekiştiren teknik bir hazırlık aşaması olduğunu analiz eder.

        Cehâzihim (بِجَهَازِهِمْ)

        Kelimenin kökü c-h-z şeklindedir. İbn Fâris, yolcu azığına, geline hazırlanan çeyize veya ölünün techizatına (kefen) bu ismin verildiğini, zira hepsinin "bir sefer/geçiş için gerekli olan hazırlığı" temsil ettiğini belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olmakla birlikte, dönemin Yakındoğu ticaret terminolojisinde "yol azığı ve ticari kargo" anlamında yaygın olarak kullanıldığına işaret eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "cehâz" kelimesinin buradaki bağlamında Mısır'dan alınan "erzak ve yükü" temsil ettiğini, bu maddi yükün Yusuf'un planındaki stratejik bir araç (kaldıraç) olarak metne yerleştiğini analiz eder.

        Üfî (أُوفِي)

        Kelimenin kökü v-f-y şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "tamamlamak, noksansız yapmak, bir şeyin bütününe ulaşmak ve sözünde durmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ifa" kavramının bir hakkı veya sözü eksiksiz bir şekilde yerine getirmek olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin Kur'an'daki "etik-ticari" (mercantile-ethical) semantiğini analiz eder. Yusuf'un "Ölçüyü tam veriyorum" (üfî) demesi; kıtlık zamanında yapılan bu ticaretin sadece ekonomik bir takas olmadığını, aynı zamanda ilahi bir adalet ve "vefa" (dürüstlük) ahlakı üzerine kurulu olduğunu ilan etmesidir.

        El-Keyle (الْكَيْلَ)

        Kelimenin kökü k-y-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyin miktarını hacim yoluyla ölçmek ve takdir etmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "keyl" kavramının tahıl gibi dökme ürünlerin belirli bir ölçekle ölçülmesi olduğunu kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Sami dillerindeki (İbranice "kîl", Aramice "kaylâ") karşılıklarına değinerek, bunun kadim Mezopotamya ve Mısır ticaretindeki standart "ölçü birimi" (hacimsel ölçek) olduğunu savunur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Mısır'daki bu ölçek sisteminin (keyl), devletin rızık dağıtımındaki cömertliğini ve Yusuf'un yönetimindeki şeffaf ekonomi yönetimini simgelediğini vurgular.

        El-Munzilîn (الْمُنْزِلِينَ)

        Kelimenin kökü n-z-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "yukarıdan aşağıya inmek, bir yere konaklamak için yerleşmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inzâl" eyleminin birini bir yere indirmek, konuk etmek ve ona yer sağlamak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Yusuf'un kendisini "misafir ağırlayanların en hayırlısı" (hayrul munzilîn) olarak nitelemesini, kadim bedevi ve şehirli kültüründeki "ziyafet ve koruma" (hospitality) ahlakı bağlamında analiz eder. Angelika Neuwirth, anlatıbilimsel olarak bu kelimenin Yusuf'un saraydaki "ev sahibi" statüsünü ve kardeşleri üzerindeki ahlaki üstünlüğünü (keremini) tescil eden, onları hem fiziksel hem de manevi bir sığınakta (konaklama yerinde) ağırladığını gösteren güçlü bir sıfat olduğunu belirtir.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X