وَجَٓاءَ اِخْوَةُ يُوسُفَ فَدَخَلُوا عَلَيْهِ فَعَرَفَهُمْ وَهُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 58. Ayet
Daralt
X
-
Yûsuf'un kardeşleri (tahıl almak üzere) gelip huzuruna girdiler. Kardeşleri onu tanımadıkları halde Yûsuf onları tanımıştı.
Cenab-ı Hak Hz. Yûsuf'un meselesini ulaştırmak istediği yere ulaşınca, kardeşlerinin onu tanımamalarını da sağladı. Bundan dolayı şöyle söyledi: Kardeşleri onu tanımadıkları halde Yûsuf onları tanımıştı. Buradaki "münkirûn" (مُنْكِرُونَ) kelimesi, "Hiç de tanıdık kimseler değil", yani onlar Hz. İbrahim nezdinde tanınan kimseler değildi mealindeki ayette geçtiği üzere kardeşleri Yûsuf'u tanımamışlardı demektir. Münker, dinen ve aklen bilinmeyen şeydir.
Yorumu Yorumla
-
Câe (جَاءَ)
Kökü c-y-e şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir yere ulaşmak, varmak ve hareketin hedefine varması" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "mecî" eyleminin sadece fiziksel bir yer değiştirmeyi değil, aynı zamanda bir olayın veya zamanın gelmesini de ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, bu fiilin kıssadaki sosyolojik ve mekânsal kırılma noktasına dikkat çeker. Kardeşlerin "gelmesi" (câe), Kenan diyarındaki göçebe/çöl hayatından, Mısır'ın merkezi ve otoriter şehir hayatına yapılan mecburiyet temelli bir dikey geçiştir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu gelişin sıradan bir ziyaret değil, kıtlığın dayattığı varoluşsal bir sığınma talebi olduğunu analiz eder.
İhvetu (إِخْوَةُ)
Kökü e-h-v şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir asıldan/kaynaktan gelme, yakınlık ve ortaklık" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, Arapçada "ihvân" kelimesinin genellikle fikir ve arkadaşlık birlikteliği için, "ihve" kelimesinin ise doğrudan biyolojik kardeşlik (nesep bağı) için kullanıldığına dair ince bir dilsel ayrım yapar. Arthur Jeffery, kelimenin tüm Sami dillerinde (İbranice "âkh", Süryanice "ahâ") en temel ve en eski akrabalık terimi olarak mevcut olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, "ihve" kelimesinin bu ayetteki trajik yüküne odaklanır; Yusuf'un karşısına "kardeşler" (ihve) olarak çıkan bu topluluk, aslında onu öldürmeye teşebbüs eden o eski suç ortaklarıdır. Nesep bağı durmaktadır ancak manevi bağ yıllar önce kopmuştur.
Dehalû (دَخَلُوا)
Kökü d-h-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyin içine nüfuz etmek, girmek" anlamında olduğunu ve "hurûc" (çıkmak) kelimesinin ontolojik zıttı olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "duhûl" eyleminin hem mekânsal girmeyi hem de bir işe veya duruma dahil olmayı temsil ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, kardeşlerin saraya "girmesinin" (dehalû), onların tanımadıkları ve üzerinde hiçbir otoritelerinin bulunmadığı yabancı bir gücün (Mısır hiyerarşisinin) içine savunmasız bir şekilde dahil olmalarını simgelediğini analiz eder.
Arefehum (فَعَرَفَهُمْ)
Kökü a-r-f şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi izinden, alametinden veya fiziksel özelliğinden tanımak, idrak etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ma'rifet" kavramının, daha önce bilinen ancak araya zaman/mekân girdiği için unutulan bir şeyi, üzerindeki işaretleri (urf) takip ederek yeniden tanımak olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu fiildeki psikolojik şiddete odaklanır. Yusuf, karşısındakileri sadece görmemiş, onların her birinin yüzündeki o eski suçun ve geçmişin izini bir anda "tanımış/idrak etmiştir" (arefe). Bu, pasif bir bakış değil, geçmişi bugüne bağlayan sarsıcı bir zihinsel teşhistir.
Münkirûn (مُنْكِرُونَ)
Kökü n-k-r şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "arefe" (tanımak) kelimesinin ontolojik zıttı olduğunu, "bir şeyi tanımamak, ona yabancı kalmak ve cahil olmak" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "inkâr" kavramının, zihnin bir görüntüyü geçmişteki hiçbir veriyle eşleştirememesi ve ona bütünüyle "yabancı" (münker) muamelesi yapması olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, bu kelimenin epistemolojik boyutunu analiz eder. Kardeşler Yusuf'a bakmaktadırlar ancak onu "tanıyamamaktadırlar"; zira onlar için Yusuf kuyuda ölmüş bir köleyken, karşılarındaki kişi Mısır'ın mutlak azizidir. Bu statü uçurumu, onların bilişsel bir körlük (inkâr) yaşamasına neden olmuştur. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, ayetin sonundaki bu zıtlığın (tanıyan Yusuf vs tanıyamayan kardeşler), bilginin ve hakikatin kimin elinde olduğuna dair muazzam bir güç asimetrisi kurduğunu belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla