قَالَ اجْعَلْن۪ي عَلٰى خَزَٓائِنِ الْاَرْضِۚ اِنّ۪ي حَف۪يظٌ عَل۪يمٌ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 55. Ayet
Daralt
X
-
Yûsuf da, Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi bilirim dedi.
Yûsuf dedi ki: Beni ülkenin hazinelerine tayin et! Hz. Yûsuf, o insanların yetişen ürünü korumayı beceremeyeceklerini bildiği ve eğer hazinelerin yönetimini başka biri üzerine alırsa, insanların durumuna göre öncelik verilmesi gerekenleri ve daha layık olanları bilemeyeceklerini düşündüğü için bu göreve talip oldu. O, insanların ekserisinin ihtiyaçlarını ve bedenlerini ayakta tutacak olan taleplerini arzetmek için kendisine başvuracaklarını da biliyordu. Bütün bunları yerine getirmek ve bu işleri kendi eliyle idare etmek için o göreve talip oldu. Bundan dolayı çünkü ben çok iyi korurum ve bu işi bilirim, dedi. Buradaki "hafîz" (حَفِيظٌ) kelimesine bazıları, bana verilen bu görevi insanlar için çok iyi yerine getiririm, anlamı verdiler. Bazıları da hesabı iyi bilirim anlamı verdi. "Âlim" (عَلِيمٌ) kelimesi de, bütün dilleri bilirim demektir. Şöyle de söylenmiştir: "Hafîz": yeryüzünün bütün gelirlerini bilirim demektir. İbn Abbas'ın (r.a.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hafîz": elimin altında bulunanları korurum, "âlim" de insanların durumlarını bilirim, demektir. Şöyle de denildi: "Hafîz": onu takdir etmeyi, insanların maruz kaldığı açlığın boyutunu bilirim demektir. Yahut "hafîz" korunması bana tevdi edilen şeyleri korumayı, "âlim" de insanların ihtiyaçlarını veyahut hak edenlerin önceliğini bilirim demektir.
Yorumu Yorumla
-
İcalnî (اجْعَلْنِي)
Kelimenin kökü c-a-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi bir halden başka bir hale dönüştürmek, bir şeyi var etmek veya ona bir vasıf yüklemek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ca'l" eyleminin yaratma, dönüştürme veya bir hüküm verme aşamalarını barındırdığını; Yusuf'un "beni görevlendir/kıl" talebinin, kendi varlığını Mısır'ın idari ve siyasi yapısına aktif bir otorite olarak dahil etme iradesini temsil ettiğini ifade eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamda bir "atamaya yönelik şahsi irade beyanı" olduğunu analiz eder. Yusuf, liyakat sahibi birinin toplumsal bir kriz (kıtlık) anında sorumluluk almaktan kaçınmaması gerektiğini bu fiille ortaya koyarak, pasif bir bekleyişten aktif bir yönetim talebine geçiş yapmıştır.
Hazâini (خَزَائِنِ)
Kelimenin kökü h-z-n şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi koruma altına almak, saklamak ve gelecekte kullanmak üzere biriktirmek" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hazn" kavramının bir nesneyi ihtiyaç duyulacağı ana kadar her türlü dış müdahaleden muhafaza etmek olduğunu, "hazne/hazine" kelimesinin ise bu korumanın yapıldığı mekanı (depoyu) temsil ettiğini kaydeder. Arthur Jeffery, kelimenin Arapça kökenli olduğunu vurgulamakla birlikte, Akkadca ve diğer Sami dilleriyle olan tarihsel bağlarına ve kelimenin "hizâne" formu üzerinden Batı dillerine (magazine) olan etkisine işaret eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Yusuf'un bu talebinin sadece Mısır'ın altın ve gümüşünü değil; asıl hayati olan buğday silolarını, yani ulusal güvenlik meselesi haline gelen temel gıda stoklarını (stratejik rezervleri) yönetme hırsını değil, sorumluluğunu ifade ettiğini analiz eder.
El-Ard (الْأَرْضِ)
Kelimenin kökü e-r-d şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "gökyüzünün (semâ) zıttı, alt tabaka ve ayak basılan zemin" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanın üzerinde yaşadığı, rızıklandığı ve nihayetinde döneceği toprak parçası olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an semantiğinde "ard" kelimesinin bazen tüm yeryüzünü bazen de spesifik bir bölgeyi kastettiğini analiz eder. Bu ayetteki "Ard", kozmik bir arzdan ziyade, Yusuf'un ekonomik ve idari olarak üzerinde egemenlik kuracağı Mısır topraklarını ve bu toprakların verimlilik kapasitesini temsil eden "idari coğrafya" (territory) anlamında kullanılmıştır.
Hafîzun (حَفِيظٌ)
Kelimenin kökü h-f-z şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyi zayi olmaktan korumak, gözetmek ve onu zihinde tutmak" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hıfz" eyleminin emaneti eksiksiz muhafaza etmek ve ona zarar gelmesini engellemek olduğunu kaydeder. Mübalağa (aşırılık) kalıbında gelen "Hafîz" sıfatı, koruma eyleminin sürekliliğini ve derinliğini gösterir. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), Yusuf'un kendisini bu sıfatla nitelemesini, özellikle yaklaşan kıtlık döneminde rızkı israf etmeyecek, yolsuzluğa izin vermeyecek ve stokları dürüstçe muhafaza edecek bir "finansal/idari güvenilirlik" beyanı olarak analiz eder. Prof. Dr. Hidayet Aydar, bu sıfatın liyakat sistemindeki "emanete sadakat" ve "denetim" boyutunu dilde cisimleştirdiğini vurgular.
Alîmun (عَلِيمٌ)
Kelimenin kökü a-l-m şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyin izini sürmek, işaretinden yola çıkarak hakikati kavramak ve derinlemesine idrak etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "ilim" kavramının bir nesnenin özüne ve hakikatine tam mutabakatla vakıf olmak olduğunu ifade eder. Toshihiko Izutsu, Yusuf'un bu bağlamdaki "Alîm" vasfını, rüya yorumundan gelen metafizik bilgisini ekonomik ve tarımsal bir stratejiye (iktisadi deha) dönüştürme kapasitesi olarak analiz eder. Bu, sadece teorik bir bilgi değil; Mısır'ın yedi yıllık döngüsünü yönetecek, ne zaman ekim yapılacağını ve ne zaman depolanacağını bilen pratik, profesyonel ve yönetsel bir uzmanlık (teknik donanım) bilgisidir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yusuf'un "Hafîz" ve "Alîm" sıfatlarını bir arada kullanmasının; bir yöneticide bulunması gereken iki temel şartı, yani "dürüstlük/ahlak" (hıfz) ile "bilgi/liyakat" (ilim) dengesini sarsılmaz bir formülle tescillediğini belirtir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla