ثُمَّ يَأْت۪ي مِنْ بَعْدِ ذٰلِكَ عَامٌ ف۪يهِ يُغَاثُ النَّاسُ وَف۪يهِ يَعْصِرُونَ۟
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 49. Ayet
Daralt
X
-
Sonra bunun ardından insanların bol yağmura kavuşacakları bir yıl gelecek; artık o yıl (bolca ürettikleri üzüm ve zeytin) sıkacaklar.
Sonra bunun ardından insanların bol yağmura kavuşacakları bir yıl gelecek. Bazıları dedi ki: Bundan maksat sulamadır, ki onunla da yağmur kastedilmektedir, yani size yağmur yağdırılacak, demektir. Yağmurla sulanmak anlamı da verilmiştir. Artık o yıl (bolca ürettikleri üzüm ve zeytin) sıkacaklar. Bazıları bunun üzüm, yağ, zeytin ve benzeri şeyleri sıkmak anlamına geldiğini söyledi. Bu ifade, sadece ürünün bolluğundan ve bereketli olacağından haber vermektedir. Bazıları "ya'sırûn" (يَعْصِرُونَ) kelimesine kurtulurlar anlamını verdi; "asar" (عَصْر) sığınak manasına gelir, yani yağmura sığınıyorlar demektir. Bu, Ebu Ubeyde'nin sözüdür. Diğer edebiyatçılar ve yorumcular ise, kelimeye sıkmak manasını verdiler, yani üzüm ve benzeri şeyleri sıkıp suyunu çıkarmak. En doğrusunu Allah bilir.
Yorumu Yorumla
-
Âmun (عَامٌ)
Kelimenin kökü a-v-m şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "suda yüzmek, bir şeyin etrafında dönmek ve bir döngüyü tamamlamak" olduğunu belirtir. Güneşin bir tam turunu tamamlamasına da bu ontolojik hareketten dolayı "âm" (yıl) denmiştir. Râgıb el-İsfahânî, Arapçada zaman ölçüsü olarak kullanılan "sene" ve "âm" kelimeleri arasındaki o keskin ayrıma dikkat çeker; "sene" kelimesi kuraklık, meşakkat ve zorlukla geçen yılları ifade ederken, "âm" kelimesi içinde bolluk, bereket, yağmur ve huzur barındıran refah yıllarını temsil eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Yusuf'un yedi kıtlık yılını anlatırken kullandığı "sinîn" (zorlu yıllar) ifadesinden sonra, bu ayette aniden "âm" (bolluk yılı) kelimesine geçiş yapmasının teolojik ve ekonomik boyutunu analiz eder. Bu kelime değişimi, Mısır halkının yaşadığı o derin ekonomik dezenflasyonun, açlığın ve psikolojik çöküşün kesin olarak bittiğini; tabiatın ve ilahi iradenin yeniden şefkatli ve cömert bir döngüye (âm) girdiğini müjdeler.
Yuğâsu (يُغَاثُ)
Kelimenin kökü ğ-v-s şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "şiddetli bir tehlike ve kriz anında yardıma koşmak, imdat etmek" anlamına geldiğini belirtir. Toprağın ve insanın susuzluktan kırıldığı en umutsuz anda yağan can kurtarıcı yağmura da bu yüzden "ğays" dendiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin hem "yağmur verilmek" hem de "beladan kurtarılıp yardım edilmek" anlamını aynı anda taşıdığını ifade eder. Toshihiko Izutsu, fiilin meçhul/edilgen (yuğâsu - yardıma kavuşturulacak/yağmur verilecek) kalıbında kullanılmasının teolojik ağırlığına odaklanır. Yedi yıllık kıtlık boyunca insanlar kendi kurdukları silolarla ve ekonomik tedbirlerle hayatta kalmışlardır (yatay düzlem); ancak bu "yardım/yağmur" eylemi insan çabasının bir sonucu değil, gökten inen ve doğrudan mutlak fail (Allah) tarafından bahşedilen, tüm insanlığı kuşatan aşkın ve dikey bir ilahi müdahaledir.
En-Nâsu (النَّاسُ)
Kelimenin kökü n-v-s veya e-n-s şeklindedir. İbn Fâris, e-n-s kökünden gelmesi durumunda "ünsiyet kurmak, bir arada yaşamaya muhtaç olmak ve vahşetin/yalnızlığın zıttı" anlamına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, insanların ontolojik olarak birbirlerine ihtiyaç duyan sosyal varlıklar olduğunu kaydeder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, ayette ilahi yardımın nesnesi olarak doğrudan "insanlar/halk" (en-nâs) kelimesinin seçilmesinin sosyolojik boyutunu analiz eder. Gelecek olan bu büyük rahmet (ğays) ve bolluk; sadece Firavun'un, saray eşrafının veya tarım zenginlerinin tekeline girmeyecek, toplumun en alt tabakasından en üstüne kadar tüm bir Mısır halkını (en-nâs) ve çevre coğrafyaları kuşatan evrensel ve eşitlikçi bir kurtuluş olacaktır.
Ya'sırûn (يَعْصِرُونَ)
Kelimenin kökü a-s-r şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi sıkmak, tazyik etmek ve özünü/suyunu çıkarmak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "asr" eyleminin üzümden şarap, zeytinden yağ veya memeden süt sağmak gibi, bolluğun ve lüksün getirdiği üretim faaliyetlerini ifade ettiğini kaydeder. Angelika Neuwirth, edebi anlatı formları (narratology) bağlamında bu kelimenin kıssadaki muazzam döngüsel (simetrik) işlevini inceler. Hikayenin zindan safhası, mahkumlardan birinin "Ben rüyamda şaraplık üzüm sıkıyorum (a'sıru)" demesiyle başlamış ve bu eylem bireysel bir kurtuluşun sembolü olmuştu. Şimdi ise Yusuf'un tabiriyle, bu "sıkma/özünü çıkarma" (ya'sırûn) eylemi zindandan çıkıp tüm ülkeye yayılmış; Mısır'ın o korkunç ölümcül kuraklıktan çıkarak yeniden hayata, lükse, berekete ve neşeye kavuşmasını simgeleyen kolektif bir bayram eylemi olarak metnin bu fazını kusursuzca mühürlemiştir.
Yorumu Yorumla
📱
Mobil Uygulamamız
Kuran Yorum android uygulaması
İndir ⬇️
Çveneburi Sözlüğü
Türkiye Gürcülerinin sözlüğü
Siteye Git →
Dijital Kütüphane
Özgün içerikli YouTube genel kültür kanalı
Kanala Git ▶
Türkçe Satranç
Bilgisayara ve yapay zekaya karşı Türkçe satranç oyunu
İndir ⬇️
Deribond
Hakiki ve suni deri kemer online satış mağazası
İndir ⬇️
Yorumu Yorumla