قَالُوا لَئِنْ اَكَلَهُ الذِّئْبُ وَنَحْنُ عُصْبَةٌ اِنَّٓا اِذاً لَخَاسِرُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yusuf Sûresi, 14. Ayet
Daralt
X
-
Dediler ki: Biz böylesine kalabalık iken onu kurt yerse o zaman gerçekten bize yazıklar olsun!
Biz böylesine kalabalık iken onu kurt yerse o zaman gerçekten bize yazıklar olsun! En doğrusunu Allah bilir ya, bu ayet şunu söylemektedir: Yûsuf'u kurda sanki biz teslim etmiş ve zarar göreceği zemini biz hazırlamışız demektir. En doğrusunu Allah bilir ya, ayetteki hüsran kelimesinin anlamı bu olmalıdır. Yoksa kurt onu yiyecek olsaydı onların hüsrana uğramasının anlamı olmazdı. Çünkü onlar güçlü-kuvvetli ve kurda engel olmaya muktedir oldukları halde bunu yapmadıkları için sanki kendileri ona zarar vermiş olurlardı.
Yorumu Yorumla
-
Kâlû (قَالُوا)
Kelimenin kökü k-v-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "ağızdan söz çıkması, konuşmak ve bir düşünceyi beyan etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kavl" (söz) kavramının bir inancı, kararı veya niyeti dışa vurmak olduğunu kaydeder. Ayetin bağlamında bu kelime, kardeşlerin babalarının korkusunu manipüle etmek için kurdukları ortak söylemi ifade eder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'daki "kavl" eyleminin bu tür kullanımlarında, kabile içi gizli ittifakın ve komplonun (keyd) dış dünyaya karşı resmi, rasyonel ve ikna edici bir savunma argümanına dönüştüğünü analiz eder.
Ekelehu (أَكَلَهُ)
Kelimenin kökü e-k-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "bir şeyi yutmak, tüketmek ve bedene dahil etmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fiilin gıdayı çiğneyip yutarak yok etmek olduğunu ifade eder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), bu fiilin ayetteki retorik ve psikolojik işlevini analiz eder; kardeşler, babaları Yakup'un bir önceki ayette dile getirdiği "onu kurt yemesinden korkarım" endişesindeki vahşi yok oluş fiilini (ekl) aynen alıp kendi sahte güvencelerinin merkezine yerleştirirler. Bu durum, yalanın bizzat kurbanın (babanın) dilinden üretilmesi ve babanın sunduğu argümanın ona karşı ikna aracı olarak kullanılması şeklinde trajik bir edebi ironi barındırır.
Ez-Zi'b (الذِّئْبُ)
Kelimenin kökü z-e-b şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "korkutmak, ürkütmek veya hızlı ve sinsi bir şekilde hareket etmek" anlamlarına geldiğini, kurdun sinsi ve ani saldırganlığından dolayı bu kökten isimlendirildiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin yırtıcı bir hayvanı tanımladığını belirtir. Arthur Jeffery, kelimenin ortak Sami dil ailesine ait temel bir zoolojik terim olduğunu; İbranice "ze'ev", Aramice "dîbâ" ve Akkadca "zîbu" kelimeleriyle etimolojik paralellik gösterdiğini tarihsel verilerle ortaya koyar. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kurdun metindeki varlığını "hayali bir fail" olarak değerlendirir. Kardeşler, Yakup'un zihnine ektiği bu vahşi doğa figürünü kullanarak, işleyecekleri suçu doğanın üzerine atıp kendi kabilevi masumiyetlerini şimdiden kurgulamaktadırlar.
Usbetun (عُصْبَةٌ)
Kelimenin kökü a-s-b şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün ana anlamının "sıkıca bağlamak, sarmak, dolamak ve düğümlemek" olduğunu belirtir. Etimolojik olarak birbirine sıkıca kenetlenmiş, ortak hareket eden ve fiziki bir güç, savunma hattı oluşturan erkek topluluğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, birbirini destekleyen bu topluluğun caydırıcı gücüne dikkat çeker. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin göçebe toplumundaki sosyolojik karşılığına değinerek, "usbe" kavramının ataerkil kabile yapısında fiziksel gücün, sayısal üstünlüğün ve asabiyyenin sembolü olduğunu belirtir. Toshihiko Izutsu, kardeşlerin "biz güçlü bir usbe olduğumuz halde" şeklindeki savunmalarının, onların dünyayı tamamen fiziksel ve kabilevi bir güç okumasıyla algıladıklarını gösterdiğini; ilahi korumayı kendi kas güçleriyle (usbe) ikame etme kibrini taşıdıklarını analiz eder.
Lehâsirûn (لَخَاسِرُونَ)
Kelimenin kökü h-s-r şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "eksiltmek, noksanlaştırmak, sermayeyi yitirmek ve ziyana uğramak" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hüsran" kelimesinin hem maddi ticaretteki iflası hem de manevi ve ahlaki çöküşü kapsadığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde hüsran kavramının genellikle eskatolojik (ahirete dair) ve varoluşsal bir iflası, tevhidi yitirmeyi simgelediğini belirtir. Ancak bu ayette kardeşler, kelimeyi tamamen yatay ve seküler bir bağlamda; kabile onurunun, caydırıcılığının ve "usbe" olmaktan kaynaklanan sosyal sermayelerinin yitirilmesi, "bir kardeşi bile kurda kaptıran aciz adamlar" durumuna düşmenin vereceği toplumsal itibar kaybı (hüsran) anlamında kullanmışlardır. Kelimenin başındaki "le" (kesinlik) harfi de bu sosyal iflas korkusunun söylemsel vurgusunu artırır.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla