Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 9. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 9. Ayet

    اُقْتُلُوا يُوسُفَ اَوِ اطْرَحُوهُ اَرْضاً يَخْلُ لَكُمْ وَجْهُ اَب۪يكُمْ وَتَكُونُوا مِنْ بَعْدِه۪ قَوْماً صَالِح۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Uktulû yûsufe evi-trahûhu erdan yaḣlu lekum vechu ebîkum vetekûnû min ba’dihi kavmen sâlihîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Yûsuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Ondan sonra da (tövbe ederek) iyi kimseler olursunuz!

      Yûsuf'u öldürün veya onu (uzak) bir yere atın ki babanızın teveccühü yalnız size kalsın! Muhtemelen onlar Hz. Yûsuf'u öldürmeye karar vermemişlerdi, ancak bu sözü aralarında yaptıkları istişare sırasında, şöyle yapalım, böyle yapalım ederken söylemişlerdi. Nitekim Cenab-ı Hak da şöyle duyuruyor: "Hatırlar mısın? İnkar edenler seni etkisiz hale getirmek için tuzaklar kuruyorlardı". Bu ifade, söylenenlerden herhangi biri üzerinde karar kıldıkları anlamına gelmez, aralarında istişare ederken ileri sürdükleri bir fikir anlamına gelir. Babanızın teveccühü yalnız size kalsın mealindeki cümle de bu manayı teyit etmektedir. Onların amacı Hz. Yûsuf'u öldürmek değil, sadece babalarının teveccühünün kendilerine dönmesini sağlamaktı, bu yüzden sadece Yûsuf'un ortalıkta bulunmamasını arzu ediyorlardı. Bazıları şöyle dedi: Babanızın teveccühü yalnız size kalsın mealindeki cümle, babanız yüzünü size doğru çevirsin manasına gelir. Bazıları da babanız sürekli Yusuf la ilgilenmeyi bıraksın, anlamını verdi.

      Ondan sonra da (tövbe ederek) iyi kimseler olursunuz! Burada iyi kimseler anlamına gelen "salihin" (صَالِحِينَ) kelimesinin, tövbe edenler anlamına gelmesi muhtemeldir. Bazıları buna, ondan sonra babanız nezdinde iyi kimseler olursunuz manasını verdi. Bazıları da şöyle dedi: Yûsuf kaybolduktan sonra babanız nezdinde sizin işiniz ve haliniz iyileşir. Bu cümlenin ahirette iyi kimseler olursunuz anlamına gelmesi de mümkündür. Dediler ki: Onlar hatayı işlemeden ve isyan etmeden önce tövbe etmişlerdi.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Uktulû (اقْتُلُوا)

        Kelimenin kökü k-t-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "boyun eğdirmek, bastırmak, kahretmek ve can almak" olduğunu belirtir. Fiziksel bir yapıyı geri dönülemez şekilde ortadan kaldırma eylemini ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "katl" fiilini, bir canlının ruhunun bedenden kasıtlı bir müdahale ile ayrılması olarak tanımlar. Ayetteki "uktulû" (öldürün) emri, kardeşlerin içlerindeki kıskançlığın ulaştığı nihai aşamayı, yani rakip gördükleri kardeşi fiziksel olarak tamamen ortadan kaldırma kararını yansıtır. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi Bedevi toplumunda "katl" (öldürme/kan dökme) eyleminin genellikle kabileler arası intikam (thar) veya onur meseleleriyle ilişkili sosyal bir mekanizma olduğunu; ancak bu ayette eylemin kabile dışı bir düşmana değil, doğrudan kabile içi/aile içi bir haset krizini çözmek için acımasızca araçsallaştırıldığını analiz eder.

        Yûsufe (يُوسُفَ)

        El-Cevâlîkî ve Celaleddin el-Suyuti, bu ismin etimolojik olarak Arapça bir köke (örneğin y-s-f) dayanmadığını, İbranice veya Süryanice gibi dillerden Arapçaya geçmiş yabancı menşeli (a'cemî) ve Arapçalaşmış (muarreb) bir özel isim olduğunu kaydeder. Arthur Jeffery, ismin orijinal kökeninin İbranice "Yōsēf" olduğunu, fakat Kur'an'daki formun büyük ihtimalle Hristiyan Süryani (Yausep) veya Habeş gelenekleri aracılığıyla fonetik değişime uğrayarak Arapçaya girdiğini savunur. Bu ayetin özgül bağlamında Yusuf ismi, bir kardeş veya oğul kimliğinden ziyade, kardeşlerin zihninde ortadan kaldırılması gereken hedefin, soğuk bir cinayet planının nesnesi olarak telaffuz edilir.

        Itrahûhu (اطْرَحُوهُ)

        Kelimenin kökü t-r-h şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün ana anlamının "bir şeyi uzağa fırlatmak, atmak ve istenmeyen bir nesneyi elden çıkarmak" olduğunu ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "tarh" eyleminin değersiz görülen, gözden çıkarılmış bir şeyi uzak bir yere bırakmak anlamına geldiğini belirtir. Bu kelimenin seçimi, kardeşlerin Yusuf'u bir insandan, bir kardeşten ziyade kurtulunması gereken bir eşya, bir yük olarak algıladıklarını morfolojik olarak gösterir. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu bağlamdaki psikolojik derinliğine dikkat çekerek; "onu ıssız bir yere atın" seçeneğinin, kardeşlerin doğrudan kan dökmekten (katl) çekinerek vicdanlarını rahatlatma çabasını yansıttığını, ölümü doğaya ve meçhule havale ederek dolaylı ve ikiyüzlü bir cinayet planı kurduklarını ifade eder.

        Ardan (أَرْضًا)

        Kelimenin kökü e-r-d şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "herhangi bir şeyin en alt kısmı, tabanı, yeryüzü ve zemin" anlamlarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, gökyüzünün karşısında aşağıda kalan her yerin "arz" olduğunu belirtir. Ayette kelimenin belirli (marife) değil de belirsiz (nekra) formda "ardan" (herhangi bir yer) şeklinde kullanılmasına dikkat çekerek; amacın Yusuf'u belirli bir coğrafyaya göndermek değil, bilinmeyen, kimsesiz, geri dönüşü imkansız meçhul bir araziye terk etmek olduğunu ifade eder. Arthur Jeffery, kelimenin ortak Sami dil ailesine ait olduğunu (İbranice erets, Aramice ar'a) ve İslam öncesi Arapçada da yerleşik, temel bir coğrafi terim olduğunu tespit eder.

        Yahlu (يَخْلُ)

        Kelimenin kökü h-l-v şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "boşalmak, ıssızlaşmak, serbest kalmak ve bir şeyin sadece birine tahsis edilmesi" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "halvet" kavramının kalabalıktan uzaklaşıp baş başa kalmayı veya bir mekanın/durumun diğer unsurlardan arınmasını ifade ettiğini söyler. Ayetteki kullanımıyla kardeşlerin temel motivasyonu ortaya çıkar: Yusuf ortadan kalktığında babalarının sevgisi, ilgisi ve manevi otoritesi "boşalacak", diğer ortaklardan arınacak ve tamamen onlara tahsis edilecektir.

        Vechu (وَجْهُ)

        Kelimenin kökü v-c-h şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "bir şeyin karşısı, yüzü, yönü ve bir şeye yönelmek" anlamlarına geldiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, fiziksel organ olan "yüz" anlamının yanı sıra, insanın bütün dikkatini, kastını ve yönelimini ifade eden bir mecaz olarak kullanıldığını kaydeder. "Babanızın yüzü size kalsın" ifadesinde kastedilen fiziksel bir bakış değil, onun bölünmemiş sevgisi, şefkati ve teveccühüdür. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde "vech" (yüz/yönelim) kavramının insanın tüm varoluşsal, psikolojik ve duygusal odaklanmasını temsil ettiğini belirtir. Kardeşler, Yakup'un "vechinin" Yusuf'a dönük olmasını ontolojik bir tehdit olarak görmekte ve bu psikolojik odağı zorla kendi üzerlerine çevirmeye çalışmaktadırlar.

        Sâlihîn (صَالِحِينَ)

        Kelimenin kökü s-l-h şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün "fesadın (bozulmanın) zıttı olarak iyi olma, düzelme, uygun ve faydalı bir durumda bulunma" anlamlarına geldiğini kaydeder. Râgıb el-İsfahânî, "salah" kelimesinin hem eylemlerin hem de niyetlerin doğru, dürüst ve ilahi amaca uygun olmasını ifade ettiğini belirtir. Toshihiko Izutsu, Kur'an ahlakında "salih" kavramının köklü bir içsel arınmayı ve imanla bütünleşmiş derin bir ahlaki bütünlüğü (integrity) temsil ettiğini analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, kardeşlerin "Yusuf'u öldürün, sonra tevbe edip salih kimseler olursunuz" şeklindeki mantığının trajik bir ahlaki kırılmayı gösterdiğini vurgular. Bu durum, salih olma halinin içsel bir erdemden ziyade, büyük bir suç işlendikten sonra mekanik bir şekilde geri dönülebilecek bir "sosyal/dini statü" olarak algılandığı pragmatik, araçsal ve kendini kandıran bir dindarlık psikolojisini yansıtır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X