Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yusuf Sûresi, 2. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yusuf Sûresi, 2. Ayet

    اِنَّٓا اَنْزَلْنَاهُ قُرْءٰناً عَرَبِياًّ لَعَلَّـكُمْ تَعْقِلُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    İnnâ enzelnâhu kur-ânen ‘arabiyyen le’allekum ta’kilûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Anlayabilesiniz diye biz onu Arapça bir Kuran olarak indirdik.

      Biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. Burada onu indirdik ibaresinde geçen zamir, daha önce sözü edilen kitaptan kinayedir. Arapça bir Kur'an olarak, yani onu Arapça olarak indirdi. Onun levh-i mahfuzda hangi dilde yazılmış olduğunu bilmiyoruz; şu kadar var ki Kur'anın Arapça olarak indirdiğini haber vermektedir. Aynı şekilde bütün kitaplar da, kendilerine gönderilen halkın diliyle indirilmiş, başka bir milletin lisanıyla indirilmemiştir.

      Anlayabilesiniz diye. Yani lehinize ve aleyhinize olan, uymanız ve sakınmanız gerekenleri anlayasınız diye. Yahut Muhammed aleyhisselamın size verdiği bu haberlerin yüce Allah'tan geldiğini anlayasınız diye. Çünkü bu haberler onların kitaplarında Resulullah'ın (s.a.) diliyle yazılmış değildi, buna rağmen onların kitaplarında yazılı olan şeyleri haber vermektedir. Bu, onun bu bilgileri Allah'tan aldığına işaret eder. Yahut sizin şerefinizin onda olduğunu anlayabilesiniz diye. Çünkü sizler kendilerine tabi olunan kişilersiniz, insanların da onda olan şeyleri bilmeye ihtiyacı vardır, ona da ancak sizin vasıtanızla ulaşabilirler; siz kendilerine tabi olunansınız, insanlar size tabidirler. Nitekim Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: 'Andolsun, size içinde sizin için öğüt bulunan bir kitap indirdik'. Müfessirler buna, içinde sizin şerefiniz bulunan kitap diye anlam verdiler. En doğrusunu Allah bilir.

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Enzelnâhu (أَنزَلْنَاهُ)

        Kökü n-z-l şeklindedir. İbn Fâris, bu kökün temel anlamının "yukarıdan aşağıya inmek, bir yere konaklamak veya yerleşmek" olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, yüksek bir yerden aşağıya inme eylemini ifade eden bu kökün, Kur'an bağlamında vahyin Allah'tan peygambere ulaşması sürecini tanımladığını; bu "indirme" (inzal/tenzil) işleminin ilahi bir lütuf ve ikramı vurguladığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, kelimenin Kur'an'daki semantik alanını incelerken "nüzul" kavramının ontolojik bir boyutu olduğuna dikkat çeker. İzutsu'ya göre bu kelime, Allah'ın kelamının mutlak ve aşkın (transandantal) bir boyuttan, insanların algılayıp anlayabileceği tarihsel ve dilsel bir form boyutuna inişini ifade eder.

        Kur'ânen (قُرْآنًا)

        Kökü k-r-e şeklindedir. İbn Fâris, kökün ana anlamının "toplamak ve bir araya getirmek" olduğunu belirtir; Kur'an'ın ayetleri, sureleri ve şer'i hükümleri kendi içinde bir araya getirip topladığı için bu isimle anıldığını ifade eder. Râgıb el-İsfahânî, "okumak" eyleminin de doğası gereği harfleri ve kelimeleri anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde bir araya getirmek olduğunu söyleyerek kelimenin "toplamak" ve "okumak" anlamlarını birleştirir. Arthur Jeffery, kelimenin saf Arapça bir fiilden türediği görüşünü reddederek, Süryanicede kilise ayinlerinde okunan kutsal metinleri ifade eden "keryānā" (okuma parçası) kelimesinden Arapçaya geçmiş bir alıntı sözcük olduğunu güçlü tarihsel argümanlarla savunur. Christoph Luxenberg, bu görüşü daha radikal bir zemine taşıyarak kelimenin doğrudan Süryo-Aramice "qeryānā" (lectionary / litürjik okuma metni) teriminden geldiğini ve metnin orijinal bağlamının Hristiyan ayin metinleriyle ilişkili olduğunu iddia eder. Theodor Nöldeke, kelimenin bizzat Hz. Muhammed tarafından özel bir isim olarak ve "okunan kutsal metin" anlamında formüle edildiğini söyler. Angelika Neuwirth ise Geç Antik Çağ bağlamında kelimenin "kıraat" (sözlü okuma) boyutuna odaklanır; Kur'an'ın başlangıç aşamasında kapakları olan yazılı bir kitaptan ziyade, cemaat önünde sesli olarak okunan, icra edilen (performative) canlı bir hitap olduğunu belirtir.

        'Arabiyyen (عَرَبِيًّا)

        Kökü a-r-b şeklindedir. İbn Fâris, kökün "meramını açıkça anlatmak, net bir şekilde ifade etmek" (i'rab) anlamına geldiğini söyler. Arapların, kendilerini dildeki fesahatleri ve açıklıklarıyla tanımladıkları için bu ismi aldıklarını belirtir. Râgıb el-İsfahânî, kelimenin anlamın hiçbir kapalılığa yer bırakmayacak biçimde, son derece apaçık ortaya konmasını ifade ettiğini kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın "Arapça" olmasının sadece etnik ve coğrafi bir dil bildiriminden ibaret olmadığını; ilahi mesajın, muhatapların anlayabileceği ve özellikle de o dönemin yüksek edebi standartlarına sahip insan diline "çevrilmesi" olarak işlev gördüğünü analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin tarihsel bağlamdaki yerini vurgulayarak, Kur'an'ın "Arapça" formda vahyedilmesinin, onun yedinci yüzyıl Hicaz toplumunun dilsel, kültürel, sosyolojik yapısına ve tasavvuri dünyasına uygun bir şekilde, ilk muhataplarının idrak kapasitesine göre şekillendiği anlamına geldiğini belirtir.

        Ta'kılûn (تَعْقِلُونَ)

        Kökü a-k-l şeklindedir. İbn Fâris, kökün ana anlamının "bağlamak, alıkoymak ve tutmak" olduğunu ifade eder; deveyi kaçmaması için bağlayan ipe "ikal" dendiği gibi, insanı da kötü, mantıksız ve tehlikeli davranışlardan alıkoyduğu için akla bu ismin verildiğini açıklar. Râgıb el-İsfahânî, aklı, doğruyu yanlıştan ayırt etmeyi sağlayan güç olarak tanımlar ve Kur'an'da aklın durağan bir cevherden ziyade, sürekli işleyen bir anlama eylemi (akletme fiili) olarak kullanıldığına dikkat çeker. Toshihiko Izutsu, İslam öncesi dönemde kabile toplumunda "hilm" (kendine hakim olma, ihtiyatlılık) kavramıyla ilişkili pratik bir sosyal zeka olarak görülen aklın, Kur'an'ın terminolojisine girmesiyle evrensel ve derin bir tefekkür aracına evrildiğini belirtir; Kur'an'daki "akletmek", evrendeki işaretleri (ayetleri) okuyarak tevhidi kavramaktır. Prof. Dr. Sadık Kılıç, Kur'an'da aklın dinamik yapısına vurgu yaparak, "aklınızı kullanmaz mısınız" tarzındaki ifadelerin insandan pasif bir inanç değil; evren, yaratılış ve vahiy üzerine aktif, eleştirel ve derinlikli bir düşünme süreci talep ettiğini ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X