فَلَمَّا جَٓاءَ السَّحَرَةُ قَالَ لَهُمْ مُوسٰٓى اَلْقُوا مَٓا اَنْتُمْ مُلْقُونَ
Duyuru
Daralt
Henüz duyuru yok.
Yunus Sûresi, 80. Ayet
Daralt
X
-
80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: Haydi atabileceklerinizi atın, dedi.
81. Onlar hünerlerini ortaya koyunca Musa şöyle dedi: Asıl bu sizin ortaya koyduğunuz sihirdir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Kuşkusuz Allah bozgunculuk edenlerin işini düzeltmez.
Sihirbazlar gelince Musa onlara: Haydi atabileceklerinizi atın, dedi. Onlar hünerlerini ortaya koyunca Musa şöyle dedi: Asıl bu sizin ortaya koyduğunuz sihirdir. Allah onu mutlaka boşa çıkaracaktır. Yani Allah onların kastettikleri sihir işini boşa çıkaracaktır, yani Allah onları mağlup edecektir. Nitekim başka bir ayette Cenab-ı Hak şöyle buyurur: "Sihirbazlar gerçek bir başarıya ulaşamaz". Yani sihirbazlar asla galip gelemez ve muratlarına eremezler.
Kuşkusuz Allah bozgunculuk edenlerin işini düzeltmez. Yani Allah, insanların kendi elleriyle bozdukları şeyleri düzeltmez ve onları salihler arasına dahil etmez. Bu cümle, söylediğimiz gibi, bozuk amelleriyle Allah onları salih insan yapmaz anlamına yahut onların bozuk amellerini salih kabul etmez manasına gelir. Bazıları şöyle dedi: Allah bozgunculuk edenlerin yaptıklarından razı olmaz.
Yorumu Yorumla
-
câe (câ-e / جَاءَ)
İbn Fâris, Mekâyîsu'l-Luga eserinde c-y-e (ج ي أ) kökünün temel anlamının "bir şeye doğru yönelmek, ona varmak ve o hedefe ulaşmak" olduğunu belirtir. Bu kök, bir varlığın veya bir hükmün bir mekâna veya muhataba ulaştığını ifade eden bir hareket fiilidir.
Râgıb el-İsfahânî, "cîet" (gelmek) eylemini bir nesnenin veya bir topluluğun fiziksel olarak bir noktada toplanması veya manevi bir gerçeğin muhataba ulaştırılması olarak tanımlar. Ayette sihirbazların "gelmesi" (câe), sadece bir yer değiştirme değil, bir hesaplaşma ve büyük bir gösteri için belirlenen meydanda hazır bulunma (huzur) halini temsil eder.
es-seharatu (es-se-ha-ra-tu / السَّحَرَةُ)
İbn Fâris, s-h-r (س ح ر) kökünün "bir şeyi mahiyetinden saptırmak, gizlemek, asıl yüzünü örtmek ve incelikle müdahale etmek" anlamına geldiğini belirtir. Bu kökten türeyen "sehera", bu sanatı icra eden topluluk demektir.
Râgıb el-İsfahânî, "sihir" kavramını "gerçeğin aksini gösteren, insan zihnini ve duyularını yanıltan illüzyonel bir müdahale" olarak tanımlar. Râgıb'a göre "seharatu", bu manipülasyonu meslek edinmiş, hayal ve vehim yoluyla insanları etkileyen uzmanlar grubudur.
Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde bu terimin antik Yakın Doğu geleneklerindeki "gizli ilimler" ve "büyücülük" ile uğraşan sınıfları niteleyen teknik bir terim olduğunu ifade eder. Jeffery'ye göre kelime, Sami dilleri havzasındaki "saharu" (çevirmek/döndürmek) köküyle ilişkilidir ve zihni hakikatten saptıranları nitelemek için kullanılır.
mûsâ (mû-sâ / مُوسَىٰ)
El-Cevâlîkî, el-Mu'arreb adlı eserinde bu ismin Arapça olmadığını (ucme), İbranice kökenli bir isim olduğunu belirtir.
Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde ismin kökenini Kıpti/Mısır dilindeki "Ms-s" (çocuk, oğul) kelimesine dayandırır. Jeffery'ye göre İbranice "sudan çekip çıkarılmış" anlamı, ismin hikâyesine uygun olarak sonradan geliştirilmiş bir halk etimolojisidir; asli kökeni Mısır saray geleneğine dayanır.
elkû (el-kû / أَلْقُوا) ve mulkûn (mul-kûn / مُلْقُونَ)
İbn Fâris, l-k-y (ل ق ي) kökünün "bir şeyi bir yere bırakmak, atmak, bir şeyle karşı karşıya gelmek ve bir şeyi ortaya koymak" anlamlarına geldiğini ifade eder. Musa'nın onlara "Atın!" (elkû) demesi ile onların "atacak oldukları şey" (mâ entum mulkûn) aynı kökten gelerek eylemin muhataplar arasındaki geçişliliğini gösterir.
Râgıb el-İsfahânî, "ilkâ" eylemini "bir nesneyi veya bir düşünceyi, bir iradeyle muhatabın önüne veya bir mekâna bırakmak" olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, sihirbazların ellerindeki nesneleri (asa ve ipler) fiziksel olarak yere bırakmalarını ifade ettiği gibi, aynı zamanda iddialarını ve hünerlerini ortaya koymalarını da simgeler.
Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Allah ve İnsan çalışmasında bu fiili bir "karşılaşma" (likâ) zemini oluşturma eylemi olarak analiz eder. Izutsu'ya göre Musa'nın bu emri, muhatapları kendi "kurguladıkları gerçekliği" (sihir) sergilemeye davet ederek, birazdan gerçekleşecek olan ilahi müdahale (mucize) ile o sahteliğin çarpışacağı bir ontolojik meydan okuma alanı açar.
Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Musa'nın bu hitabını "psikolojik ve teolojik bir inisiyatif" olarak değerlendirir. Öztürk'e göre "elkû" (atın) emri, Musa'nın kendine olan mutlak güvenini ve sihirbazların yapacakları her şeyin bir "illüzyon" (mâ entum mulkûn) olacağını önceden bildiğini gösteren bir üstünlük beyanıdır. Musa, inisiyatifi önce onlara bırakarak, batılın tüm gücüyle ortaya çıkmasını ve ardından hakkın gelmesiyle bu gücün nasıl yok olacağını göstermeyi amaçlar.
Yorumu Yorumla
Yorumu Yorumla