Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Yunus Sûresi, 52. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Yunus Sûresi, 52. Ayet

    ثُمَّ ق۪يلَ لِلَّذ۪ينَ ظَلَمُوا ذُوقُوا عَذَابَ الْخُلْدِۚ هَلْ تُجْزَوْنَ اِلَّا بِمَا كُنْتُمْ تَكْسِبُونَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Śumme kîle lilleżîne zalemû żûkû ‘ażâbe-lḣuldi hel tuczevne illâ bimâ kuntum teksibûn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      Sonra o kötülük edenlere şöyle denilir: Tadın bitmeyen azabı! Vaktiyle yaptıklarınızdan başka şeyler sebebiyle mi cezalandırılıyorsunuz?

      Sonra o kötülük edenlere şöyle denilir. Buradaki kötülük edenler ibaresine, Cenâb-ı Hakk'ın ulûhiyetine, rablığına ve kendisine kulluğa başkalarını ortak yapanlar, diye anlam verilmiştir. Tadın bitmeyen azabı! Çünkü onlar o azabın içinde ebedî olarak kalacaklar. Bu söz, onlar cehenneme sokulduktan sonra kendilerine söylenir. Vaktiyle yaptıklarınızdan başka şeyler sebebiyle mi cezalandırılıyorsunuz? Yani ancak dünyada yaptıklarınızdan dolayı cezalandırılıyorsunuz.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        zalemû (ظَلَمُوا)

        İbn Fâris, Mekâyîsu'l-Luga eserinde "z-l-m" (ظلم) kökünün temel anlamının "bir şeyi kendi yerinden başka bir yere koymak" ve "karanlık" olduğunu belirtir. Bu yer değiştirme, adaletin tam zıddıdır.

        Râgıb el-İsfahânî, "zulm" kavramını "doğru olan sınırdan sapmak ve hak sahibinin hakkını gasp etmek" olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, ilahi sınırlara karşı yapılan bilinçli bir ihlali temsil eder.

        Toshihiko Izutsu, Kur'an'da Allah ve İnsan çalışmasında bu kelimeyi "başlı başına bir varoluşsal sapma" olarak niteler. Izutsu'ya göre "zalemû", insanın Allah'ın otoritesine karşı kendi kibrini (istikbâr) öne çıkararak ahlaki dengeyi bozmasıdır.

        zûkû (ذُوقُوا)

        İbn Fâris, "z-v-k" (ذوق) kökünün "bir şeyin tadını dil ile kontrol etmek ve bir şeyi tecrübe etmek" anlamına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "zevk" kavramının Kur'an'da sadece hoş duygular için değil, azabın ve acının bütün şiddetiyle hissedilmesi anlamında da kullanıldığını ifade eder. "zûkû" emri, azabın sadece dışsal bir olay olmadığını, kişinin bütün duyularıyla o dehşeti yaşayacağını anlatır.

        Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu fiilin kullanımını "hissî ve ruhî bir kuşatılmışlık" olarak değerlendirir. Öztürk'e göre azabın "tadılması", onun geri döndürülemez bir tecrübe haline gelişini simgeler.

        el-huldi (الْخُلْدِ)

        İbn Fâris, "h-l-d" (خلد) kökünün "sabitlik, bir yerde uzun süre kalmak ve değişime uğramamak" anlamlarını taşıdığını ifade eder.

        Râgıb el-İsfahânî, "huld" kelimesini "varlığın bozulmadan, eksilmeden ve sonu gelmeden devam etmesi" olarak tanımlar. "Azâbe'l-huld" (ebediyet azabı) tamlaması, bu acının zamanla sönümlenmeyecek bir süreklilik arz ettiğini gösterir.

        Arthur Jeffery, The Foreign Vocabulary of the Qur'an eserinde bu kelimenin Süryanice ve Aramice "hâlmetâ" (ebedi dünya/zaman) kavramlarıyla semantik bir bağı olduğunu belirtir. Jeffery'ye göre bu terim, ahiret hayatının zamansızlığını ve kalıcılığını ifade eden teknik bir teolojik kavramdır.

        tuczevne (تُجْزَوْنَ)

        İbn Fâris, "c-z-y" (جزي) kökünün "karşılık vermek, bir şeyin yerine geçmek ve kâfi gelmek" anlamlarına geldiğini belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "cezâ" kavramının hem ödül hem de ceza için kullanılabileceğini, eylemin niteliğine göre şekillenen "mutlak karşılık" olduğunu ifade eder. Ayetteki pasif kullanım (tuczevne), bu sonucun yapılan işin zorunlu ve kaçınılmaz bir bedeli olduğunu vurgular.

        teksibûn (تَكْسِبُونَ)

        İbn Fâris, "k-s-b" (كسب) kökünün "bir şeyi aramak, toplamak ve fayda sağlamak için çaba sarf etmek" olduğunu belirtir.

        Râgıb el-İsfahânî, "kesb" kelimesini "kişinin kendi iradesiyle elde ettiği ve sorumluluğunu bizzat üstlendiği kazanç" olarak tanımlar. Kur'an'da genellikle ahlaki eylemlerin sonuçlarını ifade etmek için kullanılır.

        Prof. Dr. Sadık Kılıç, "kesb" kavramını "bireysel sorumluluk" üzerinden analiz eder. Kılıç'a göre bu kelime, insanın kaderinin kendi eylemleri (kazanımları) üzerine inşa edildiğini ve ilahi adaletin bu kazanımlara göre tecelli ettiğini gösteren antropolojik bir dayanaktır.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X