Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 87. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 87. Ayet

    تَرْجِعُونَـهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Terci’ûnehâ in kuntum sâdikîn(e)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      86-87. "Madem ki kimsenin hâkimiyeti altında değilmişsiniz; haydi onu (hayatı) geri döndürün, sözünüzde doğruysanız!"

      Bazıları şöyle dedi: Mademki kimsenin hâkimiyeti altında değilsiniz, yani iddia ettiğiniz gibi eğer Allah’ın hâkimiyeti altında değilseniz ruhları geri çevirin de görelim! Eğer kimsenin hâkimiyeti altında olmadığınız iddianızda doğru söylüyorsanız, ruhları ait oldukları bedenlere döndürün! Eğer kimsenin hâkimiyeti altında değilseniz, hâkimiyet sizin elinizde demektir. Çünkü insan ya kendisi kendine mâliktir, ya da başkasının hâkimiyeti altındadır; eğer başkasının hâkimiyetinde değilseniz kendiniz kendinize mâliksiniz, dolayısıyla ruhları geri çevirmeye de kadirsiniz demektir. Bunu yapamıyorsanız, o zaman başkasının hâkimiyeti altındasınız demektir. En doğrusunu Allah bilir.

      Bazıları şöyle dedi: “Ğayra medînîn” (غَيْرَ مَدِينِينَ) sözü, hesaba çekilmeyecekler, ceza görmeyecekler, yeniden diriltilmeyecekler demektir. Nitekim, inandığın dine göre karşılık görürsün, denilir. Din kelimesi hesap mânasında da kullanılır. Bu âyet iki açıdan onların akılsızlığı ve beyinsizliklerinin gerçekleştiği mânasına gelir. Birincisi, en doğrusunu Allah bilir ya, Cenâb-ı Hak şunu söylemektedir: Eğer hesaba çekilmeyecek ve ceza görmeyecekseniz, ilk yaratılışınıza dönün, ilk yaratılışınızdaki hikmetin ortaya çıkması için kendinizi ona döndürün. Ama ruhları bedenlere (enfüs) döndürmeye sizin gücünüz yetmez. [İkincisi,] ilk yaratılıştaki hikmetin görülmesi için ilk yaratılışı ikinci yaratılışın dışında başka bir yaratılış haline getirin, tâ ki ilk yaratılışın hikmeti ortaya çıksın. En doğrusunu Allah bilir.​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Terci'ûnehâ (تَرْجِعُونَهَا)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "r-c-a" kökünün temel anlamının bir şeyin yönünü çevirmek, onu başladığı yere geri döndürmek ve bir eylemi tersine çevirmek olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "rucû" eyleminin bir nesneyi veya varlığı eski mekanına veya eski haline iade etmek olduğunu; ayet bağlamında ise "hâ" zamiriyle işaret edilen nefsin (canın), bedenden ayrılma noktasına (hulkûm) geldiği o kritik andan sonra tekrar bedene ve dünya hayatına geri döndürülmesini ifade ettiğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, fiilin muzari (geniş zaman) kalıbında gelmesinin, muhataplara yönelik "madem otoriteye boyun eğmiyorsunuz, hadi o canı her seferinde geri çevirin de görelim" şeklinde süreklilik arz eden bir meydan okumayı pekiştirdiğini kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin Kur'an'ın polemik üslubunda insanın biyolojik ve ontolojik sınırlarını en sert şekilde yüzüne vuran bir kavram olduğunu; can boğaza dayandıktan sonra hiçbir beşeri gücün, tıbbi müdahalenin veya tanrılaştırılan otoritelerin o dikey süreci (ölümü) tersine çeviremeyeceğini (iade) analiz eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "terci'ûne" fiilinin burada bir "acziyet tescili" olduğunu, insanın varlık üzerindeki mülkiyet iddiasının ölüm eşiğinde nasıl mutlak bir "geri çevirememe" haliyle sonlandığını simgelediğini ifade eder.

        İn (إِنْ)

        Râgıb el-İsfahânî, bu edatın bir şart edatı olduğunu ancak bu bağlamda muhatabın iddiasını sınayan ve onu kendi sözünün mantıksal tutarsızlığıyla baş başa bırakan bir "tahakküm" ve "imtihan" işlevi gördüğünü belirtir. Celaleddin el-Suyuti, "in" edatının burada "eğer iddianızda bir gerçeklik payı varsa" anlamını yüklenerek, bir sonraki "sadıkîn" sıfatıyla birleşip muhatabı ahlaki bir dürüstlük testine tabi tuttuğunu kaydeder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kısa edatın Kur'an'ın retorik yapısında büyük bir "koşul" yarattığını; ilahi otoriteyi inkar edenlerin, bu inkarın gereği olan "bağımsızlık" gücünü ölüm anında ispatlamaya davet edildiklerini analiz eder.

        Kuntum (كُنْتُمْ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "k-v-n" kökünün temel anlamının "olmak", "meydana gelmek" ve bir durumun öznede sabitlenmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "kân" fiilinin burada muhatapların süregelen zihni yapısını ve iddialarındaki ısrarı temsil ettiğini; "sizler bu iddia içinde olan ve kendisini böyle konumlandıran kimselersiniz" vurgusunu taşıdığını açıklar. Celaleddin el-Suyuti, fiilin ikinci şahıs çoğul (muhatap) kipiyle gelmesinin, söz konusu inkar ve dürüstlük iddiasının bizzat o topluluğun öz iradesine dayandığını tescillediğini kaydeder.

        Saadıkıin (صَادِقِينَ)

        İbn Fâris, "s-d-k" kökünün temel anlamının bir şeyin tam, sağlam ve gerçeğe uygun olması; söz ile eylemin, dış dünya ile zihindeki bilginin birbirine mutabık gelmesi olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "sıdk" kavramının yalanın zıddı olduğunu ve burada "iddia ettiğiniz bağımsızlık ve hesaba çekilmeme düşüncenizde eğer gerçekçi iseniz" anlamında kullanıldığını; insanın kendi iç dünyasındaki niyet ile dışarıya vurduğu inkar arasındaki o derin çatlağı işaret ettiğini açıklar. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik dünyasında "sadıkîn" kelimesinin sadece ahlaki bir dürüstlük değil, aynı zamanda insanın varoluşsal bir "hakikat üzerinde olma" halini nitelediğini; muhatapların burada kendi iddialarının "ontolojik temelsizliğiyle" yüzleştirildiğini analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu kelimenin bir meydan okuma finali olduğunu; müşriklerin ve inkarcıların "biz sahipsiziz/sorumluyuz" şeklindeki iddialarının, ölüm gerçeği karşısında hiçbir "doğruluk" (sıdk) değeri taşımayan birer hezeyandan ibaret olduğunun bu kelimeyle mühürlendiğini belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, "sadıkîn" sıfatının burada ironik bir şekilde kullanıldığını, insanın en büyük yalanının kendi "bağımsızlığı" olduğunu ve bu yalanın "canı geri çevirebilme" sınavında bütünüyle çöktüğünü ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X