Duyuru

Daralt
Henüz duyuru yok.

Vâkıa Sûresi, 55. Ayet

Daralt
X
 
  • Filtre
  • Zaman
  • Göster
Tümünü Temizle
Yeni Mesajlar
  • Kur’ân-ı Kerîm
    • 2020
    • 6236

    Vâkıa Sûresi, 55. Ayet

    فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ​
  • Türkçe Transkript
    • 2020
    • 6236

    #2
    Feşâribûne şurbe-lhîm(i)

    Yorumu Yorumla

    • Mâtürîdî
      • 2020
      • 6236

      #3
      54. "Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz.”

      55. "Hem de susamış develerin suya kanmaz içişleriyle.”


      Denildi ki: “Hîm” (الْهِيمِ) kelimesi hasta deve anlamına gelir; deve karnını dolduruncaya kadar su içer, fakat hasta olduğundan dolayı asla suya kanmaz. İşte cehennem ehli de böyledirler, midelerini dolduruncaya kadar yerler içerler, fakat bu onların ne açlıklarını ne de susuzluklarını giderir! En doğrusunu Allah bilir. Şöyle de söylenmiştir: “Hîm” kelimesi, yeryüzünde başıboş dolaşan ve günlerce su bulamayan deve demektir, sonra suyu bulur, onunla midesini doldurur, nerdeyse çatlayacak hale gelir. Bu, Ebû Bekir el-Esamm’ın sözüdür.​​

      Yorumu Yorumla

      • Etimolog
        • 2025
        • 6236

        #4
        Feşâribûne (فَشَارِبُونَ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "ş-r-b" kökünün temel anlamının bir sıvıyı tüketmek, susuzluğu gidermek veya bir maddeyi akışkan halde bünyeye almak olduğunu belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şürb" eyleminin normalde harareti teskin etmek ve canlılık kazandırmak için yapıldığını, ancak bu ayetin bağlamında "fe" (takibiyye) edatı ile gelerek, midedeki o yakıcı zakkum ve hamîm etkisinin derhal bir sonucu olarak, sol ehlinin (ashâb-ı şimâl) bu sıvıyı büyük bir çaresizlikle içeceğini açıklar. Celaleddin el-Suyuti, ism-i fâil (etken ortaç) çoğul kalıbındaki bu kelimenin, içme eyleminin o andaki sürekliliğini ve inkarcıların kaçınılmaz bir niteliği haline geldiğini vurguladığını kaydeder. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın semantik sisteminde cennetteki "lezzetli ve sükûnet verici içiş" (şerâben tahûrâ) algısına karşılık, burada "şâribûn" kelimesinin bir "mecburiyet" ve "varoluşsal yangın" metaforu olarak konumlandığını; inkarın insan ruhunda yarattığı o onarılmaz hararetin ahirette bu şekilde somutlaştığını analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kelimenin bu vurgulu kullanımının, dünyadaki sınırsız ve haksız tüketimin ahiretteki simetrik ceza karşılığını gösterdiğini; "içenler" nitelemesinin burada bir haz değil, bizzat azabın fiziksel bir zorunluluğu olduğunu belirtir. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu eylemin sağ ehlinin o dingin içişlerine karşıt bir "kara-susuzluk" hali olduğunu, kişinin dünyadaki bilinçli tercihlerinin ahirette yakasını bırakmayan bir "içsel yanma" ve "yudumlama" formuna dönüştüğünü ifade eder.

        Şürbe (شُرْبَ)

        İbn Fâris, "ş-r-b" kökünün masdarı (isim-fiil) olan bu kelimenin, içme eyleminin kendisini ve bu eylemin niteliğini ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "şürb" kelimesinin burada bir önceki fiili nitelemek ve pekiştirmek amacıyla kullanıldığını, içmenin sıradan bir yudumlama değil, belirli bir tarzda ve şiddette gerçekleşeceğini vurgular. Celaleddin el-Suyuti, gramatikal olarak mef'ul-ü mutlak (pekiştirme amaçlı nesne) konumunda olan bu kelimenin, içme eyleminin miktarını ve dehşetini artırdığını, sol ehlinin içine düştüğü o zapt edilemez içme arzusunu ve mecburiyetini tescillediğini kaydeder. Aisha Abdurrahman (Bintü'ş-Şâtı), kelimenin fonetik yapısındaki "ş" ve "r" seslerinin tekrarlanmasının, o sürekli, ritmik ve durdurulamaz yudumlama sesini akustik olarak yansıttığını; "şürbe" vurgusunun bu eylemin bir anlık değil, bir "tüketme biçimi" olarak azabı derinleştirdiğini savunur. Prof. Dr. Hidayet Aydar, klasik tefsirlerde bu masdarın, içişteki o aşırılığı ve hırsı nitelemek için getirildiğini, azabın sadece sıvının mahiyetinde (hamîm) değil, aynı zamanda o sıvıyı alış biçimindeki feci durumda da (şürb) tecelli ettiğini belirtir.

        El-Hîm (الْهِيمِ)

        İbn Fâris, bu kelimenin türediği "h-y-m" kökünün temel anlamının susuzluktan dolayı şaşkınlığa düşmek, kontrolü kaybetmek ve çölde yolunu şaşırmak olduğunu; "hîm" kelimesinin ise içtikçe susuzluğu artan, bir türlü doymayan "huvâm" hastalığına tutulmuş develeri ifade ettiğini belirtir. Râgıb el-İsfahânî, "hîm" kelimesinin tekili "ehyem" veya "haymân" olan ve şiddetli iç yangını sebebiyle su içtiği halde kanmayan, aksine daha çok içmek isteyen hastalıklı develer anlamına geldiğini; ayet bağlamında cehennemliklerin o kaynar suyu (hamîm) hangi dehşet verici iştahla ve çaresizlikle içeceklerini anlatan sarsıcı bir benzetme olduğunu açıklar. El-Cevâlîkî, bu kelimenin bedevi Arap dilinde "çok susamış develer" (el-ibl el-atşâ) veya "kum tepeleri" anlamlarına geldiğini, ancak Kur'an'ın buradaki kullanımının doğrudan o dindirilmesi imkansız bedensel yangını ve susuzluğu nitelediğini aktarır. Toshihiko Izutsu, Kur'an'ın ilk muhataplarının dünyasında devenin merkezi konumuna dikkat çekerek, susuzluktan ölmek üzere olan veya hastalıklı bir devenin o kontrolsüz içiş manzarasının bedevi zihnindeki en etkileyici "çaresizlik" ve "felaket" imgesi olduğunu; bu kelimenin insan onurunun azap karşısında nasıl yerle bir olduğunu gösteren en güçlü semantik araçlardan biri olduğunu analiz eder. Prof. Dr. Mustafa Öztürk, "hîm" kelimesinin Hicaz coğrafyasındaki karşılığının, kumun suyu emmesi gibi asla doymayan o patolojik susuzluk hali olduğunu; Kur'an'ın bu metaforla, sol ehlinin azabının hiçbir zaman sükûnete ermeyeceğini ve içtikleri suyun onları serinletmek yerine sadece o hastalıklı döngüyü pekiştireceğini belirttiğini ifade eder. Prof. Dr. Sadık Kılıç, bu kelimenin salt fiziksel bir susuzluğu değil, inkarın insan ruhunda yarattığı o ontolojik boşluğun ve tatminsizliğin ahiretteki "hîm" (kanmayan develer) formunda tecelli eden metaforik bir yansıması olduğunu belirtir. Prof. Dr. Hidayet Aydar, klasik tefsir literatüründe "hîm" kelimesinin çoğunlukla "susuzluktan yanan develer" olarak yorumlandığını, bazı müfessirlerin ise suyu emen ama asla ıslanmayan "kızgın kumlar" anlamını da zikrederek, her iki durumda da sonucun "mutlak bir tatminsizlik ve sürekli azap" olduğunu ifade eder.

        Yorumu Yorumla

        İşleniyor...
        X